ÜZERLİK OTU VE ÜZERLİKÇİ ARAP AĞA

Üzerlik otu Cenubî Anadolu’da kadınlar arasında kutsî bir mahiyeti haizdir. Bu otu nazar için birkaç şekilde kullanırlar:

  1. İpliğe dizerek hem ziynet hem de nazar için odada ayna kenarında teşhir olunur.

  2. Evde temizlik yapıldıktan sonra ateşte yakılarak odalar onun dumanıyla doldurulur ki buna "temizlik" derler.

  3. Nazar almış adamı bunun dumanıyla tütsülerler.

Üzerlik dumanıyla tütsülenen adam yahut tütsü yapan kadın, üzerlik otunun her derde şifa ve deva olduğuna dair Türkçe bir dua okur.

Üzerlikçi Arap Ağa

Her sanatın tipik mümessilleri (rahip, papaz, hoca, sahir, falcı, şaman, saz şairi vb.) halk bilgisi ve etnografya muhipleri için öğrenilmesi lazım olan bir mevzu teşkil ederler. Bu ciheti nazarıdikkate alarak burada bir "üzerlikçi" tipini göstermek istiyoruz.

Gazi Ayıntab’ın en müstesna tiplerinden biri Üzerlikçi Arap Ağa’dır. Bu zat gayet kanaatkâr, doğru sözlü ve aptalcasına saf bir adamdır. Maişetini üzerlik satmakla temin eder. On kuruşluk üzerlik sattığı gibi "Ekmeği çıkardım," diye istirahate çekilir. Üzerlikçi Arap Ağa, Gazi Ayıntab’a gelen her misafirin nazarına çarpacak bir simadır. Üzerlik satarken sokaklarda "Üzerlik hu, üzerlik hu!" diye seslenir.

Bu adama ait iki menkıbe:

  1. Seferberlikte Üzerlikçi Arap Ağa, Sina Cephesi'nde topçu neferi iken top katırını kaçırmış, katırı takip ederek İngiliz karargâhına girmiş ve orada katırını yakalamıştır. İngilizler de katırı ile beraber Üzerlikçi Arap Ağa’yı yakalamışlar. Üzerlikçi katırın boynuna sarılıp ağlamış, zabitlerine katırı teslim etmek lüzumunu söyleyerek geri dönmek istemiş. — "Ben katırdan vazgeçemem, kumandanım darılır..." demiş. Bu adamın tuhaflığı ve saflığı İngiliz zabitlerinin hoşuna gitmiş, katırıyla beraber salıvermişler.

  2. Üzerlikçi Arap, iki sene evvel sokakta yirmi madenî lira bulmuş, sahibini araya araya bir ay sonra bulmuş ve parayı teslim etmiştir. Para sahibi Üzerlikçi’ye bir mecidiye hediye vermiştir. Lakin Üzerlikçi, "Bu kadar para benim her günkü kazancımdan fazladır," diye ancak dört kuruşunu almıştır.

Ali Rıza YALMAN (Halk Bilgisi Haberleri Dergisi'nden, 1931)