Nazara "isabeti ayn" ve "göz değmesi" de derler. Bazı kimseler vardır ki bunların bakışları canlı ve cansız mevcudat üzerine teveccüh ettiği zaman hedefte iyi olmayan bir netice tevlidine sebebiyet verir. Mesela insan hastalanır, ölür. Sütlü hayvanın sütü çekilir, memesi kapanır. Eyi koşan at, bu kabiliyetini kaybeder. Ev yıkılır. Mahsül bozulur.

Nazar canlılara daha müessirdir. Bunu ifade için şöyle bir söz vardır. "Mezarlığı dolduran ölülerin dörtte biri nazardan gitmiştir." Hatta bu hususta bir de hadis rivayet edilirmiş.

Nazarın şiddeti ve tesiri gözün rengine göre değişir. Karagözlü kimsenin nazarı pek değmez. Mavi ve yeşil gözlerde değme çok ve şiddeti daha fazladır. Diğer çeşit gözlerin değmesi mutavassıttır. Fakat ak kısmında ve yahut alt kapağın kirpiğe yakın yerinde ben bulunan gözler rengi nasıl olursa olsun şiddetli değerler.

İşte bu kadar mühim bir müessire karşı Halk bir takım tedbirler almışlardır.

Önleyici, koruyucu tedbirlerdir. Bunlar nazar değmeden evvelce alınanlardır.

Başlıca tesbit ettiklerim şunlardır.

1— Ev, dükkan, han., ve sairenin saçağına ve yahut duvarına at, deve veya kurt kafası, çarpana[1] kurt derisi ve yahut geyik boynuzu asılır. Fakat bunlardan en makbulü kurt kafasıdır.

2— Çocuk, deve, otomobil, at ve saire; boynuna, önüne veyahut başka bir tarafına nazarlıklar talik edilir.

Bu nazarlık:

A— Delinerek ipe takılmış şap[2], göz boncuğu (mavi boncuk), it boncuğu, kurt dişi[3], hurma çekirdeği veyahut horoz sesi duymamış iğde çöpü ve yahut bir parça kurt derisinden ibaret olduğu gibi bunların hepsi birlikte de olabilir ki bunun adına nazar takımı denir.

B— Nüsha— Muska: Bu ekseriya 3X5 santim ebadında müselles mütesaviyüssakeyn şeklinde olur. Muskanın içine ya bir kağıda yazılmış: Kul euzu bi rabbil falak ve Kul euzu bi rabbin nas ve (Ayetue'l-Kürsî) veyahut: soğan sarımsak kabuğuyla üzerlik konur. Muskanın üzeri alelade bir kumaş parçasıdır. 3— Köylüler cecin[4] üzerine ya bir iğde dalı veya başına büyükçe bir soğan geçirilmiş bir ağaç dikerler. Bazen iğde dalının üzerine aynı zamanda soğan dikildiği vakidir.

4— Biraz büyük olup da omuzunda nazarlık taşımayanların ceplerine göz boncuğu veya şap konur.

5— Her sabahlayın evden çıkarken 3 Kul euzu bi rabbil falak, 3 Kul euzu bi rabbin nas, 3 ihlâs bazen yalnız 3 tane Ayete'l-Kürsî okunur.

6— Gıbta edilecek bir vaziyetten bahsedilirken, hemen (Maşallah, Sübhanallah) denir. 7— 5 kilo süt veren bir inek bir kilo süt veriyor, çok kazanan bir kimse için hiç kazanamıyor denir. Buna nazar kişilemek tabir olunur.

Şimdiye kadar saydıklarımız nazar değmesini önlemek için peşinen yapılan işlerdir.

Nazar değdikten sonra tesirini izale için yapılan işler:[5]

İntizar edilmeyen hallerin vukuu nazarın tesirine hamledilir. Sağlam bir adamın ansızın hastalanması gibi. Bu hususta başvurulan iki tedbir tespit ettim:

1— Üzerlik— özellik atma:

Bu tedbir kısmen önleyici ve kısmen izale edici bir mahiyettedir. Mesela; güzel bir at giderken yolda herkes bakmıştır veya sevimli bir çocuğu takdirle süzmüştür. Bunda nazar değmek ihtimaline binaen eve gelince derhal üzerlik atılır. Bunda merasim şudur: Bir miktar üzerlik alınarak nazar uğrayan kimsenin başı üzerinde bir kaç defa çevrilir ve ateşe atılır ve üzerliğin ateşte yanmasından mütehassıl duman ona koklatılır. Bazan baş üzerinde çevrilirken birtakım dualar da okunur. Mesela:

Nazara Nuzara ..... a Nazar edenin iki gözü bozara . . .

Yahut:

Çatır çatır çatlasın. Çatırtısı patlasın .... a Nazar edeninin iki gözü patlasın.

Veyahut:

Atmış, yetmiş, çıkmış kadaları almış gitmiş.

2— Kurşun dökme

Bunun esası eritilmiş kurşunun suya atılmasından ibarettir. Herkes kurşun dökebilir. Fakat ocak olup sülaleden -kurşun döke- gelenler elleri nazar çıkarmada daha teshildir. Ocak olan kimse yoksa: kardaş ekmeği yememiş bir kimsenin dökmesi de matlup neticeyi verir.

Nazarın tesiri insan hayvan ve eşya üzerinde kendini gösterdiğinden bu her üç şeye de kurşun dökülebilir. Kurşun dökme: üç defa tekrar edilmek üzere 1—2—3 — 5—7 gün yapılır. Dökmede gün ve saatin ehemmiyeti yoktur. Fakat cuma günü ve gecesi ve bilhassa cuma selası verilirken daha tesirli olur.

Kurşun şöyle dökülür: Bir demir kaşık içine kurşun ve bunun üzerine ateş konur ve bu ateşte eritilir. Diğer taraftan çukur bir kaba su konarak bir elek veya kalbur içine bırakılır. Eleğin içine ayrıca: Tuz, üzerlik, ayna, ayakkabı, ekmek, 9 makas, toplu iğne (yahut iğne) konur, suyun içine de bir miktar para bırakılır.

Kurşun dökülecek kimsenin üzerine kalınca beyaz bir örtü serilir. Elek hastanın başı üzerine getirilerek erimiş kurşun suyun içine atılır ve böylece tekrar edilir.

Kurşun dökme işi bittikten sonra, elekteki ekmek bir köpeğe atılır. Suyun içindeki para kurşun dökene verilir. Kömürle hastanın alnına bir Elif çekilir. Sudan nazar değene üç yudum içirilir. Karnına, yüzüne, dabanının altına avuçlarına sürülür ve mütebaki su dört yolun çatına dökülür. Arkaya bakmadan dönüp gelinir.

Bazı kimselerin gözü değdiği gibi bazılarının da sözü değer. Bunda da nazarda alınan önleyici ve izale edici tedbirler alınır.

Erimiş kurşun her atıldıktan sonra sudan çıkarılarak hastalığın sözle mi gözle mi olduğu tahmin edilir. Kurşunda göz şekli varsa… nazar değmiştir. Dil varsa söylenmiştir. Kurşun suya atılırken fazla ses çıkarırsa nazar ve söylenmenin şiddetli olduğuna hükmedilir. Hatta kurşunun vaziyetindan nazar edenin veya söyleyenin şişman zayıf uzun veya kısa olduğu tahmin edilir.

Derleyen: EMRAK


[1] Çarpana: Ayakkabı eskisi.

[2] Sabin nazara karşı olan koruyucu hassesi hakkında şöyle bir hikâye anlatılır: Gözü pek değen adamın biri karşıdan gelen bir deve kervanını göstererek en başta giden deveyi nazarla yıkacağını söylemiş. Deve tam hizalarına gelince: yüzün kuyu yuvarlanmış fakat derhal silkinip geri kalkıp yoluna devam edince: Gidin yüküne bakın demiş ve meğer devenin yükü şap imiş. Bazıları bu hikâyeyi devenin havudunun tahtasının iğde ağacından olduğu için nazarın kesmediği şeklinde anlatırlar.

[3] Kurdun buradaki şafi rolü, Türklerin ceddi olduğu hakkındaki asal ile alâkalı değil midir? Çocuklar doğduktan 40 gün geçene kadar alacama kırk basma denilen bir hastalığa tutulur. Bunun için o çocuk kurt kafası ile çimdirilir. Fazla zenginleşen kimseye: evinde kurt götü asılı dedikleri gibi. Herkes tarafından çok sevilen bir adama: Sende kurt götü var. Denir ki bununla kurt götünün uğurlu olduğu ve sitara getirdiği ifade edilmek istenilmektedir.

[4] Cec: Saptan samandan ayrılmış yığın halindeki hububat.

[5] Nazar için Malatya'da iki usul tespit etmiştim:

A- Tuz çevirme: Avuç içine bir parça tuz alınır. Nazar değen kimsenin vücudunun muhtelif yerleri tuz bulunan el ile bastırılır. Bunu yaparken bir (Fatiha), üç İhlâs okunur ve başının üzerinde el çevrilir. Eğer nazar değen mevcut değilse serpuşuna çevrilir. Çevrilme bittikten sonra tuzun bir kısmı hastanın avucuna, bir kısmı alnı ortasına konur. Mütebaki kısım da ateşe atılır. Tuz ateşte çatladıkça nazar da çıkarılır.

B- Ağzı açık bir bıçak nazar değen kimsenin başı üzerinde çevrilir, vücudunun muhtelif yerlerine bıçak bastırılır. Bunda yukarıki âyetler de okunur.