Sayın Doktor Mecit Barlas'a
Dünkü gün gördüm Hocam bitkindi yas bağlar idi
Tavrı mahzun, rengi uçmuş, dembedem ağlar idi.
Gözleri perçimlenip bir nokta-ı mechuleye
Bir azabın pençesinde belli ki bîmar idi.
Yaklaşıp tâzim ile verdim selâm, ettim hitap
Ey Hocam, anlat, nedir derdin, niçin halin harap
Mucidi lokma bana baş kaldırıp verdi cevap
Söylenenler söz değil de sanki ah-u-zar idi.
— Gamlıyım, ben hayli demdir, sormayın ahvalimi
Şimdi açtırdın bana madem zebani lâlimi
Lokmasızlık tarümar etti safa-yı balimi
Halbuki evvelce dostum çok ziyafet var idi.
Bir zamanlar eksik olmazdı o canım lokmalar
Her nere gitsek açıktı türlü türlü sofralar
Dans ederdi, tatlılar, etler, şekerler, meyvalar
Meclisi ülfette her gün badeler çağlar idi.
Tepsi tepsi tel kadayıflar gülümserdi bana
Baklava göz kırparak sanki “buyur” derdi bana
Lahmacun, çiğ köfte, bastık, dilme, muska, tarhana
Arzı endam eyleyip karşımda el bağlar idi
Lokma sökmekle geçerken ömrümüz çoktan beri
Bir kesadlık âriz oldu, pis nefes etti biri
Lokma atlı ben yayan oldum yazık şimden geri
Çok zamandır nari hasret bağlımı dağlar idi.
Ben dedim ey lokma bendi ah edüp düşme yasa
Var iken ol himmeti âli çekilmez hiç tasa
Halini arz eyle git de bağda Doktor Barlas'a (1)
Derdini bir nebze duysa yareni bağlar idi.
(1) Bu arzuhal 24.07.940 tarihinde sayın doktor Mecit Barlas’a bağda arz edilmiş, altı oku temsilen altı kişilik Lokma bendî kolu köşkte itam ve izaz edilmek suretiyle yaraları bağlanmıştır.