Çocuklar bir araya geldikleri zaman çeşitli oyunlar oynarlar. Bu oyunlarda ekseriya bir ebe bulunur. İşte bu ebeler, her çocuğun hemen hemen hafızasına iyice yerleşmiş olan tekerlemelerle seçilirler. Çocuklar önce ayakta veya oturarak daire şeklinde toplanırlar. İçlerinden biri, her çocuğa birkaç hece veya bir kelime isabet edecek şekilde tekerlemeyi söyler:

İp ip bilmeden Delme sülük delmeden Yel koz tepeli Tepe başı gülpazar İçinde tilki gezer Tilki beni korkuttu Korkumdan suya düştüm Bir tusbağadan dövüştüm Tusbağa bey imiş Başı dümbelek imiş Çek ayak Çember dayak

Oooo... Çıt pıt Nerden geldin oradan çık Saçları başları kıvırcık Birem birem İkem ikem Demür tiken Hapbul hupbul Yarım yudum Su iç gurtul

Oooo... Çarşıya gittim Türlü türlü kumaşlar var Hangi renkten beğenirsen al

Bu tekerlemeden son “al” kelimesinin isabet ettiği çocuk üzerindeki renklerden birini söyler. Eğer o renk diğer çocuklardan birinin üstünde varsa sayışmadan çıkamaz.

Ayrıca taş saklaşırken hepimizin bildiği bir kelime daha var:

Ya şunda Ya şunda Keçe külah başında Havlacının kızında Allah'ımın dediğinde

Gaziantep çevresinde söylenen bu gibi tekerlemeler yurdumuzun başka başka yerlerinde bazı değişikliklere uğramıştır. Mesela, burada “ip ip bilmeden” diye başlayan tekerleme, Kastamonu dolaylarında:

Elim elim el bela Yerden çıkar kel bela Kel belanın yazısı Girdim külah içine Külah içi bit pazar İçinde ayu gezer Ayu beni gorgutdu Gulacını sargutdu Alma verdim almadu Sakız verdim çıynadu

diye söylenir. Bir başka yerde de:

İp ip bilmeden Delme sülük delmeden Amcam yoğurt getirmiş Kedi burnunu batırmış Minare bıçak bıçak İçinde demir ocak Hey Alâaddin Alâaddin Aş pişirip yiyeydin Ondan sonra öleydin Çek şunu salla şunu, gibi iyice değişik bir hal almıştır.

(Devamı Var) M. Kâzım YANÇ