Halk edebiyatımızın zengin bir dalını teşkil eden ve her yaştaki insanın aynı zevki duyarak dinlediği tekerlemelerimizi üç grup altında toplayabiliriz:

1- Masallara başlamadan önce söylenen tekerlemeler. 2- Çocuk tekerlemeleri. 3- Bu iki gruptan ayrı olarak muhtelif vesilelerle söylenen tekerlemeler.

1- Masallara Başlamadan Önce Söylenen Tekerlemeler: Uzun yıllardan beri edegelen ve hikâyeciler tarafından her hikâyeye başlamadan önce söylenilmesi âdet hâline getirilen bu gibi tekerlemeler, bazen saatlerce, hatta günlerce devam eder. Burada bu gibi tekerlemelerden sadece kısa bir örnek okumakla yetinelim:

Hu diyelim huu Şeytanın yüzüne tuu Eski hamamın tası yok Peştamalın ortası yok Dinle bu yalanın ortası yok

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynar eski hamam içinde.

Hamamcının tası yok, oduncunun baltası yok, sokaktan bir tazı geçer, boynunda halkası yok. Bu sözün önü var arkası yok, gömleğimin yanı var, yakası yok; sabır da bir kuyudur, suyu var, tası yok.

Bir varmış bir yokmuş Allah’ın kulu çokmuş Develer dellal iken Ben anamın babamın beşiğini Tıngır mıngır sallar iken Yittiğim gibi ikisi birden aşağı yuvarlandı.


Anamdan doğdum yellendim Tuzlu tuzlu çapıtlara belendim Bir zamanlar beşiklere kondum Tıkır mıkır ben de sallandım.

Beş yaşında gider oldum işime On yaşında şeytan düştü peşime On beşimde neler geldi başıma Yirmi yaşında hür oldum Otuzumda çevre yanım göl oldu Kırk yaşında boz bulanık su oldu Merdiven merdiven çıkarttı bizi

Ellide önüm yokuşa düştü Altmışta yiğitliğin vakti geçti Yetmiş tadını aldırmadı bize Seksende günahçığım yazıldı Doksanda gül rengim bozuldu Yüz yaşında kemikçiğim ezildi Dünyaya gelmemişe döndüm.

(Devam edecek) M. Kâzım YANÇ