"Lisan-ı Hal"

Yazan: Hikmet Turhan Dağlıoğlu

Merhum Münif Paşa, resmî işleri arasında en çok eser yazmaya vakit bulabilmiş sayılı devlet adamlarından birisidir. Münif Paşa muhtelif mevzulara dair yazı yazmıştır. Fakat bunların arasında folklor ve Türk diline yapmış olduğu hizmetler hakikaten büyüktür.

Paşa’nın “Halk Tabirleri”ne ait “Istılahat-ı Türkiye” adı altında yazmış olduğu bir defter, “Halk Bilgisi Haberleri” dergisinde neşredilmektedir.

Başpınar’da da Paşa’nın “Lisan-ı Hal” adı altında yazmış olduğu; temenna, baş açmak, baş eğmek, el tutmak, el kavuşturmak, iki el ile vermek, el ovuşturmak gibi hareketlerin mahiyet ve manalarını izah eden tetkikini neşrediyoruz. “Lisan-ı Hal” aslında yazma ve müsvedde halindedir. Belli ki Paşa bu esere başlamış fakat bitirememiştir.

TEMENNA

Temenna, el öpmekten mehuz ve muharreftir. Yani aslı el öpmek olup ihtisar tarikiyle temenna şekline girmiştir.

Şöyle ki: Elyevm dahi öteden beri bazı memalik-te tevkir yahut teşekkür için el öptükten sonra bir de alın üzerine konulur. Temennada el ile dokunmaksızın bu resim icra olunmuş demek olur. Bu veçhile ihtiram göstermek isteyen adam, güya muhteremin elini tutmuş gibi kendi elini dudağına ve badehu alnına götürür.

El öpme resminin bu veçhile ihtisar olunması dahi birkaç sebebe mebnidir. Evvela el öpen ile eli öpülen yek diğerinden uzakça bulunması; saniyen küçüklerin eli her vakit büyüklerin elini tutmaya müsait olmaz. Salisen öpenlerin adedi o kadar çok olabilir ki el öpme resminin aslı veçhile icrası kabil olmaz.

Fiilen el öpmek resmi ihtiram iken anın makamında olan temenna bazı ahvalde alamet-i selam ve iltifat olmuştur. Mesela büyükten küçüğe karşı olan temenna bu kabildendir.

BAŞ AÇMAK

Bilmem ne vakitten beri Avrupalılar indinde resm-i ihtiram olarak cari olan bu âdet, zann-ı âcizaneme göre fi’l-asıl alamet-i temindir: Lafzan “Selâmün aleyküm” manasını müfid olur. Alamet-i temin olması şu veçhiledir ki; bazı suiniyetle varit olan yahut tesadüf edilen eşhas kim oldukları malum olmamak maksadıyla yüzlerini kapattıklarından, ehl-i ırz ve edep olanlar o makuleden olmadıklarına bir alamet-i aleniye olmak üzere başlarını ve bunun zımnında yüzlerini açarlar imiş. Badehu mürur-ı zaman ile resm-i ihtiram makamına kaim olmuş. Kadim bazı eş’ar-ı Arabiyede musarrah olduğu veçhile âdet-i mezkure vaktile Araplar beyninde dahi resm-i ihtiram olmak üzere cari imiş. Ve hatta bazı memalik-i İslâmiyede ilâ yevmina hazâ Cenab-ı Hakk’a karşı makam-ı tazarruda serpuş her ne ise çıkarılıp elde tutulmak âdettir.

BAŞ EĞMEK

Küçüğün büyük huzurunda ibraz ettiği bir resmi tazimdir ki; küçük bu veçhile vücud-ı cismanisini kendi kadir ve itibarı gibi bir dereceye kadar tasgir etmek maksadından ibarettir. Küçük, büyükler huzurunda heyet-i tabiiyede durursa güya onlarla müsavat iddiasına kıyam etmiş nazarıyla bakılarak şu hareket mugayir-i dâb-ı edep addolunurmuş.

Bu âdet bütün Avrupa’da ve diğer bazı memleketlerde caridir. Avrupa’da vücut istikametini muhafaza edip yalnız baş öne doğru inhina eder. Fakat Çin’de Fağfur ve diğer evliya-yı umur huzurunda inhinanın derecatı kanunen muayyendir. Hatta bilâ-ziyade ve lâ-noksan icra olunmak üzere teşrifat erbabının boyunlarında irice taneli bir tesbih olup her fert onun kaç tanesi yere değecek kadar inhina eyler imiş.

EL TUTMAK — MÜSAFAHA

Alelumum insanlar ve bahusus ahibba ve akraba ve müteallikat beyninde tabii olan ittihad ve iltisak meyli iktizasındandır. Kuvve-i lamisenin hassasiyeti cesedin diğer yerlerinden ziyade elde ve parmaklarında mevcut olup, bunların birleştirilmesinde dahi kolaylık olduğundan dostlar beyninde alamet-i muhabbet ittihaz edilip öteden beri Avrupa memalikinde ve Arabistan’da caridir. Fakat heyet-i içtimaiye makamatında müsavi olanlar yekdiğerine el verebilip bazı ahvalde büyüklerin madununda olanlara el vermesi iltifat addolunur.

EL KAVUŞTURMAK

Büyüklerin huzurunda ayakta bulunan adamların iki elini göğüs ile karın arasında yekdiğerinin üzerine koyup durmaktır ki: Eski vakitlerde buna “elpençe divan durmak” dahi tabir olunur idi. Bu surette el kavuşturmak bir resm-i tazim ise de hakikatte ve iptidaî vaziyette bir resm-i temindir. Şöyle ki huzura gelen adamın ellerinde suiniyetine delalet edebilecek bir alet-i cariha almadığını alenen göstermek maksadına mebnidir.

Eski Mısırlılar bu makamda sağ elinin avucunu sol omzu üzerine ve sol elinin avucunu sağ omzu üzerine koyarlar idi.

ELLERİ DİZ ÜSTÜNDE KOYMAK

Bu dahi sureta resm-i tazim, hakikatte resm-i temindir. Ki ayakta el kavuşturmada olduğu gibi el altında gizli bir [şey] olmadığını göstermek maksadına mebnidir.

ARKADAN EL BAĞLAMAK

Bu hareket huzur-ı kibarda mugayir-i edep addolunur. Bunun hikmeti dahi selb-i emniyet olduğu aşikârdır. Fakat Avrupa’da hürmetsizlik addolunmaz. Hatta ekseriya uşaklar Efendilerinin yanına bu halde çıkarlar.

İKİ EL İLE VERMEK

İran’da küçükler büyüklere bir şey vermek istediklerinde alamet-i tazim olmak üzere mutlaka iki el ile takdim ederler ki: Bu dahi hakikatte alamet-i temindir. Memleket-i mezkurede bulunduğum esnada bu âdet bana pek garip göründü. Ve iki el ile tutulması kabil olmayan bir şey verirken nasıl sunduklarını görmek için bir İranlı uşağa bana bir pirinç tanesi getirmesini tembih ettim; baktım pirinç tanesini herkesin yaptığı gibi iki parmakla tutup boş olan diğer elini bilâfaide anın yanına terfik etmiş olduğu halde getirdi.

OMUZ SİLKMEK

Gerek bizde ve gerek Avrupa’da “ben karışmam” yahut “bana dokunur yeri yok” manasına delalet eder. Bu hareketle medlûl-ü mezkur beyninde vech-i münasebetin ne olduğu bence meçhuldür. Fakat bir adam kendisine hiç taalluku olmayan bir şeyden bahis olunduğunu işittikte fevkal-gaye adem-i mübalatı cihetiyle lafzan ifade-i merama değeri olmadığını beyan için omuz silker.

EL İLE GEL İŞARETİ

Bizde avuç aşağı tarafa tutulup şehadet parmağından serçe parmağına kadar dört parmağı birden tahrik etmektir. Avrupa’da ise elin ucu bilakis yukarı tarafa tutularak yalnız şehadet parmağı tahrik edilir. Bunda hareket ile medlûlü beyninde vechi münasebet aşikârdır.

EL İLE GİT İŞARETİ

Ekseriya sağ el ufki olarak tutulup öte tarafa doğru birkaç kere silkilir gibi tahrik olunur ve mülayemetle bu mana beyan olunmak istenildiği halde yalnız parmaklar o suretle tahrik edilir.

AYAĞA KALKMAK

Elyevm dünyanın her tarafında alamet-i tazimdir. Zuhur-ı İslâm’da ve daha evvelleri Araplar beyninde bu âdet yok idi. Bazı İranlıları takliden Ehl-i İslâm’dan tazimen kıyam edenler taraf-ı Eşref-i Peygamberi'den “Lâ tekumû kemâ tekûmu’l-âcim” Hadis-i şerifi ile men buyurulmuştur. Ben kıyamın tazim ile münasebetini anlayamıyorum. Huzur-ı kibarda kıyam halinde bulunanların tazim için inhina etmeleriyle oturanların yine tazimen kıyam eylemeleri bilmem nasıl olur.

EL UVUŞTURMAK

Mülahaza ve hayret alametidir.

DUADA EL KALDIRMAK

Niyaz ve tazarru alametidir. Bu hareketle medlulü beyninde olan münasebet aşikârdır, zannederim. Şöyle ki; bir adam diğerinden maddi bir şey talep ettiği vakit almak ümidiyle bir elini mes'ûl-ü minh tarafına uzatır. Duada iki eli birden uzatmak Cenab-ı Hakk’a tazimendir. İranlıların büyüklerinden bir şey alacakları vakit iki ellerini birden uzatmaları dahi bu kabildendir.

İKİ ELLE ALMAK

İran’a mahsus bir âdettir. Bu dahi bir şey vermekte olduğu gibi sureta tazim için ise de hakikatte temin içindir. Alacak olan adam yalnız bir elini uzattığı vakit diğer eliyle bir suikast etmek imkanı vardır.