Gaziantep turizmini geliştirme çarelerini aramak için, il yıllığının turizm bölümünde yaptığım gibi; eğlence, dinlenme ve doğal turistik yerler, tarihî turistik yerler olarak ayırıp buna göre düşünceler ileri sürmek yolunu uygun buldum.

Her şeyden önce otellerimize, lokantalarımıza, kır gazinolarımıza bir çeki düzen vermek ilk koşuldur.

Kır gazinoları her yanda iç turizmin en oynak ve işlek yerlerinden biridir. Ne yazık ki Gaziantep’te en başıboş yerler de buralarıdır. Bir örnek vermekle yetineceğim: Ankara’nın göbeğinde, Kızılay’da bir şişe bira 300 kuruşa satılmasına karşılık bizim Başpınar gazinolarında 350-400 kuruştur. Şehirde ağır kiralar veren lokanta vesair kebapçılarda 75 kuruşa satılan lahmacun burada bir liradır. Öbür meze ve yemekleri buralarla kıyas edebiliriz. Bu nedenle halkta Başpınar gazinoları için şuur altına yerleşmiş bir çekinme vardır. Pazarları hususi arabalarıyla gelen birkaç zengin masasından, kaçakçı hovarda gruplarından başka kimseyi göremezsiniz. Pavyonlardaki liste dalavereleri burada da var. İşittiğimize göre çevre il ve ilçelerden gelenler bu yerden ağızları yanarak ayrılıyorlarmış.

Yaz ve bahar günlerinde şehir halkının, dışarıdan gelenlerin şehre en yakın bir kır gazinosu olarak koştukları Kavaklık da zaman zaman Başpınar gazinolarının hastalığına tutulur. Kavaklık’a ne zaman gitsem, "Burada niçin kış günleri de gelinebilecek bir salon yok?" der dururum. Sayın İbrahim Kutlar belediye başkanı iken, şimdiki gazinonun doğusundaki adalardan birine yepyeni, büyük bir şehrin ihtiyaçlarını karşılayacak tesisler yaptıracağına ilişkin birkaç demecini okumuş, çok umutlanmıştım. Gerçekleşmedi.

İlk iş olarak bir yandan Başpınar gazinolarına çeki düzen verilirken öbür yanda Kavaklık’ta bütün medeni ihtiyaçları karşılayacak yeni bir gazinonun yapılması gerektir. Böyle bir tesis için Humanız’ı da düşünüyorum. İş işten geçmeden, tarihî höyüğe gecekondular çöreklenmeden; üzerine bir havuz, gazinolar, bir iki dükkân için şimdiden davranılmalıdır. Höyüğün (Mehdi Kalesi) adında eski bir yapıt kalıntısı olduğu, bundan ötürü kuzeyindeki kayaya (Mehter Kale) denildiği; bu kaya üzerinde Hazreti Ali’nin atının ayak izleri denilen çukurlarla, delik bir kayadan geçirilen boğmacalıların şifa bulacakları halk söylenti ve inançları arasındadır. Mehter Kale doğusundaki sırtlarda Romalılardan kaldığı bilinen kaya mezarları sıralanmaktadır. Bütün bunları belirtmekten maksadım; buranın yeri, pınarı ile doğal ilgi çekiciliği yanında tarihî, turistik ve mitolojik bir değeri bulunmasıdır.

Sacur Vadisi’nde kurulu Kilisecik köyünün bulunduğu sırttaki, çocuğu olmayan kadınlara yardım edeceğine inanılan "Dermanlı Dede" yatırı ile sırtın eteğinde, birkaç yüz yıllık çınarın dibinden çıkan ünlü pınar, turistik bir tesis için uygun ortamlı bir yerdir.

Bu arada Dülükbaba’yı da saymak gerektir. Sayın Valimizin, bu yerin birtakım turistik tesislerle donatılması yolundaki düşüncelerinin gerçekleşmesini gönülden dileriz. Şehrimiz Güzelleştirme Derneğinin bu yerin millî bir park olması konusundaki düşünce ve çalışmaları ayrı bir ümit ışığıdır.

Eti dininin merkezi olarak tarihî İslâm mücahidi Davut Ejder’in türbesinin bulunması ile dinî ve mistik bir önemi olan Dülükbaba Tepesi, biraz himmetle Gaziantep’in turistik yerlerinin başında yer almaya adaydır. Tepede bir tarafta Eti ilahı Teşup’u temsil eden bir fırtına tanrısı heykeli, başka Eti yapıtları bulunan bir köşe; öbür yanda evlenmek isteyen bekârların koruyucusu olan Dülükbaba’nın onarılacak türbesi bir ziyaret yeri olur. Buna ek olarak Ayizli Tepe’deki Roma mezarlarının içlerinin ve çevresinin temizlenmesi ve etrafının tel örgüyle kuşatılması; müzede teşhir artığı heykeller, mozaik tablolarıyla bezetilmesi; Ayizli Tepe’nin doğusunda olup vaktiyle bir manastır olduğunu sandığım kayadan oyma konutun çevresindeki sarnıçların da katılması turistik değerini artıracaktır.

Gaziantep’e yakın ve elden geçirilmesi daha olanak içinde bulunan yerleri sıraladığım için biraz uzaktakileri şimdilik konu dışı bırakıyorum. Yukarıda konuyu; eğlenme, dinlenme ile doğal turistik yerler, tarihî turistik yerler olarak ayırmış isem de birinciden söz ederken yerin taşıdığı çift özellik dolayısıyla ister istemez ikinciye de dokunmuş oluyorum.

Eğlence ve dinlenme yerlerine ilişkin düşüncelerimi bitirmeden önce bir iki noktaya dokunmayı gerekli buluyorum: Birincisi; pavyonları bir haydut yatağı olmaktan kurtarmalıyız. İkincisi; yerli yemeklerimizde veya genellikle yemeklerde biber ve baharat kullanırken ölçüyü kaçırmamaktır. Lokanta ve gazinoların ustaları çok vakit çiğ köfte, lahmacun, yerli özellik taşıyan kebaplarda ve kimi vakit bütün yemeklerde müşterinin zevkini düşünecek yerde kendi ağız tatlarını esas almaktadırlar. Yerli olduğumuz halde lahmacun yaptırıp yiyemediğimiz çok oluyor. Bu konuyu Oleyis isterse çözümler. Üçüncüsü; taşıt araçlarının durumudur. Kimi şoförlerin Kızılay’a 5, Müze’ye 10 lira almak gibi insafın sınırını aşan hareketlerine meydan verilmelidir. Bu arada yabancıları değil, yerli şoförleri bile şaşkına çeviren şu at arabalarını bir düzene bağlamak gerektir.

Tarihî turistik yerler... Gaziantep’te tarihî yapıt dedik mi akla ilkin kale geliyor. Bu talihsiz yapının durumuna birçok yazımda dokunmuş, restoresi için neler çekildiğini özetlemiştim. Sayın Belediye Başkanımızın kale konusunda kimi düşünce ve planları bulunduğunu sevinçle duydum. Bu teşebbüs; üzerinin düzeltilmesi, bir gazino yaptırılması olarak özetlenebilir. Bir yandan bu satırları yazarken bir yandan da kalenin hayalimdeki restore edilmiş hâlini gözlerimin önüne getiriyorum. Burçların altında kaleyi bir uçtan öbür uca dolaşan ve içinden bir kamyonun rahatça geçebileceği galerinin; hendeğe bakan mazgallardan kalenin tepesine çıkan merdivenlerin, acı ve tatlı su yolunun temizlenmiş, ışıklandırılmış, içine eski eserler, heykeller serpiştirilmiş, Gazali Türbesi onarılmış, köprüsü yapılmış, tepeye tırmanan koridor düzeltilmiştir. Üstünde büyük bir havuz, modern bir gazino binası, bir kantin, turistik eşya satan dükkânlar sıralanmaktadır. "Hayal-i muhal" değil ama gerçekleşmesinin uzak bir iş olmasından korkuyorum.

Kalenin yukarıda hayal evimizde gördüğümüz restoresi milyonluk bir iştir. Ne devlet ödenek ayırır ne de bir şehrin olanaklarıyla başarılabilir. Ama yukarıda eğlenme ve dinlenme yerleri dolayısıyla dokunduğum Dülükbaba, Humanız, Dermanlı Dede gibi yerler; bundan başka Pişirici’yi, İmam Gazali, Ahmet Çelebi ve kale önündeki Mustafa Ağa çeşmelerini, Çukur Han’ı, kimi hamamları kendi olanaklarımızla birer turistik yer olarak çıkarabiliriz. Bu arada Yuşa Türbesi üzerinde durmak gerektir. Gaziantep’te Yuşa Peygamber’in türbesi bulunduğunu duyan hacı adayları veya hacılar burasını sormalarına rağmen kimsenin bu sorularına cevap veremediklerini, bundan önceki hacı transit geçişlerinde duymuş, üzülmüştük. Yuşa, Gaziantep için en ilginç bir turizm konusudur. Yeter ki işlensin. Yuşa’nın gömülü bulunduğu ileri sürülen yerler arasında Gaziantep, en çok delile sahip bulunduğumuz bir yerdir. Kendi olanaklarımızla yapacağımız işlerden birisi de bu türbeyi turistlerin uğrayacakları bir yer hâline getirmektir.