“BİR ÖĞRETMENLE KONUŞTUKLARIM” DAN

ÇOCUK VE GÜDÜMLÜ OYUN

–– 66 ıncı sayıdan devam ––

Çocuğunuzu daha küçükken bir veya iki arkadaşı ile kendi içlerinden gelen bir takım konular ile ilgili konuşur görmediniz mi? Meselâ, evcilik oynamadı mı, komşuluk oynamadı mı hiç sizin çocuğunuz?

– Tabiî oynardı. Her çocuk gibi.

Güzel;.. Şu hâlde daha o zaman sizin çocuğunuz piyes oynuyordu. Hani şimdi "yazabilir mi, kendisini havailiğe sürüklemez mi?" diye endişe ettiğiniz piyes... Şimdi şu fark var ki farkına varmadan yaptığı konuşmaları daha şuurlu olarak kâğıda geçirmesini istiyoruz.

– Fakat o zaman mekteple ilgisi yoktu çocuğun...

– Demin bir aralık ne dedim? Çocuk sürrealist bir tulûatçıdır. Mektebe başladıktan sonra da bu hâl devam eder. Mektepte çocuk bir topluluğa katışmıştır. Bu kollektif hayatta kendisi için yeni bir takım manalar ifade eden bir takım olaylar karşısında çocuk mütecessirdir. Diğer taraftan kalabalık kendisini ürkütür. Yalnız hisseder bazen kendini... Bunun için bu safhada çocuğu kalabalık içinde serbest harekete, birlikte iş görmeye, birbirleriyle ahenkli hareketlere sevkedeceğiz. Bunları yaparken çocuğa biz zorla bir şey kabul ettirecek veya yaptıracak değiliz; onun yukarıda da söylediğim gibi kendi yaratıcılığından, kendi görüşlerinden faydalanacağız. Biz yanında adeta bir müşavir gibi onu yeni buluşlara sevk edecek yolları hazırlayacağız; ders içi ve ders dışı zamanlarda basit mevzular üzerine karşılıklı konuşmalar tertipliyeceğiz. Rondlar, oyunlar ve küçük şarkılar, daha bu anlarda ezberciliğe yer vermemek lazımdır. Onlara tertiplenecek oyunlar, müsamereler açık havada, tabii dekor içinde geçmeli; işe yapmacık katılmamalıdır. Öğretmen bu anlarda bilhassa konuşma üzerinde titiz davranmalı, kelimelerin düzgün söylenmesini sağlamalıdır. İşte çocuğun aşağı yukarı ilk mektebin ilk üç sınıfındaki güdümlü oyun tarzını bu şekilde toparlayabiliriz.

Bundan sonraki safhada çocuğun oyun çalışmaları daha ciddî ve öğretmenin geniş ölçüde mürakabe ve direktiflerine ihtiyaç gösterir.

Bugün yetişmekte ve okumakta olan çocuğun okuduğu ve öğrendiği şeyler karşısında pasif bir seyirci vaziyeti de kalmayıp bizzat olayları incelemesi birbirleriyle kıyaslayarak sonuçlar elde etmesi lazımdır. Bunun içinde çocuğun çalışmalarında, denemeler yapabilmesi ve görüş kabiliyetinin gelişmesi için laboratuvar çalışmalarının büyük yeri olması icap eder. Diğer taraftan çocuk için okul sıkıcı ve dar bir yer olmaktan çıkarılmış çekici bir çalışma ile onu dikkat ve ilgi dinamiklerine hitap edilerek dikkat ve ilgisi dinamik bir halede tutulmuştur.

İşte ben hareket noktamı buradan alıyorum. Çocuk yapacağı gezintiler, denemelere hayat ve tabiat bilgilerini sağlamayacaktır. Buna mukabil Tarih, Yurt Bilgisi, Türkçe, Resim ve Eleştiri gibi bir takım derslerin de laboratuvar çalışmalarını ve bunlardan aldığı ayrı ayrı bir takım bilgilerden kompozisyonlar yapıp ortaya koyabilmek kabiliyetini de çocuğu sıkmadan, eğlendirerek bu güdümlü oyun sağlanabilecektir.

Demin siz "Beşinci sınıftaki çocuğum nasıl piyes yazar?" diyordunuz. Biz pek tabiidir ki ondan tam ve mükemmel bir eser istemiyoruz. Onu hiçbir suretle tesir altında kalmadan kendi çalışmasına bırakacağız. Göreceksiniz ki o bize özentisiz ya her zaman aralarında oynadıkları oyunlardan birisini yazacak yahut rüyasında gördüğü veya hayalindeki alemlerden birisine doğru bizi sürükleyecek veyahut da bakacaksınız ki sizin anlattığınız veya evde yaptığınız bir işten, okuduğu derslerden bir konu çıkarmış kendisine göre insanları, hayvanları veya eşyaları konuşturmuş olacak...

Bunu yaparken kafasını işleterek okuduklarını ve gördüklerini düşünüp onlardan faydalanmaya çalışacak, etrafını daha dikkatli incelemeye alışacak, cümle kurallarına dikkat edecek ve daha düzgün konuşmaya gayret edecek ve nihayet arkadaşlarının karşısına iyi bir vazife yapmanın vereceği sevinçle çıkmak istiyecektir.

– Peki ya sonra?

– Bunu yapan çocuk sınıfta vazifesini yüksek sesle okuyacak. Burada işin okuma, konuşma safhası başlıyor. Çocuk muhtelif konuşmaları okurken sesinin tonlarını değiştirmesini, kelimelerdeki şive ve telâffuz inceliklerini, nefes alma ve bir cümlede nefes idaresi gibi bir takım konuşmaların asıl unsurlarını kavrayabilecek bu surette yavaş yavaş daha düzgün okuyacak ve bugün birçoklarının yaptığı gibi herhangi bir şiiri ve tiyatro parçasını okurken kelimelere yanlış mahreçler ve yanlış tonlar vermekten mütevellit çıkan hastalıklı anormal sesler ve iniltilerle papağan iniltisi yerine çocuğun ağzından temiz bir konuşma duyacağız. Ancak bu suretledir ki çocuk yarına hazırlanırken farkında olmadan iyi konuşmanın düzgün Türkçe söylemenin makanızmasını kavramış olacaktır.

Bundan sonra okunan bir vazife üzerine sınıfın fikirlerini istemek lazımdır. Çocuklar konu üzerinde, cümleler ve fikirler üzerinde tenkitler yapmakla herhangi bir meseleyi dikkatle dinlemesini, onu kavramayı ve üzerinde çekinmeden fikirlerini söyleyebilmeyi öğrenmiş olacak, buna mukabil vazife sahibinin de kalabalık karşısında herhangi bir mevzu için kendisini ve fikirlerini koruyabilmek kabiliyeti gelişmiş olacaktır. Vazifeler arasında en ziyade rey alan ve beğenilen vazife üzerinde sınıfça kollektif olarak ve öğretmenin yardımları eklenmek suretiyle gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra iş yeni bir çığıra girmiş olur. Şimdi ders dışında bu oyunun hazırlanması ve oynanması için çalışılacaktır.

Çocuklar bu oyun için ders saatleri dışında toplanacaklardır. Bu toplantılar, çocukta bir iş için kurulmuş bir topluluğa katışmanın ve bu toplulukta yapılacak iş bölüşmenin zevk ve mesuliyet hissini yaratacaktır.

Çocuklar arasında bu oyun için ödevler paylaşıacaktır. Bu paylaştırmada çocukların yaratılış ve ruh hallerini göz önünde tutmak lazımdır. Çekingen ve biraz tutuk yaradılışlı çocukları bu işte mümkün olduğu kadar ön plana almak lazımdır ki çocuk, kalabalığın içine katılarak söz söyleyebilmek, serbest hareket edebilmek imkanlarını kazansın. Oyundaki bir rolü yalnız bir çocuğa değil, birkaç çocuğa verip hepsini birden çalıştırıp yetiştirmek ve bu suretle de her gösteride bir başkasını oynatarak onlara çalışmaların verimini göstermek, kalabalık önüne çıkma imkanı sağlamış olur.

-Sonu Gelecek Sayıda-