On ikinci asır Hicrî ricalinden olan bu zat Ayıntaplıdır.
(Osmanlı Tarih ve Müverrihleri), asıl isminin Hasan olduğunu ve Rumeli Kuzatı eşraflarından bir zat olduğunu ve 1189 tarihinde vakanüvis olduğunu yazar. Fakat aradan birkaç ay geçtikten sonra azledilerek mehcur kaldığını ve toplamış olduğu vekayiin Vasıf merhum tarafından kendi tarihine dercedildiğini ve kendisinden sonra Süleyman Molla'nın vakanüvis olduğunu ilave eder. ([1])
Merhum Süreyya Bey ise Ayıntap’tan İstanbul’a geldiğini ve kendisinin Kuzat'tan olup Kara Halilzâde Said Efendi’ye mektupçu ve 1189–1775’te vakanüvis olduğunu ve 1190’da azledilerek sonra vefat ettiğini, malûmatı tarihiyesi ve şiiri olduğunu yazar. ([2])
F. Babinger ise “Osmanlı Müverrihleri ve Eserleri” adlı meşhur kitabında Bahçeli Hasan Efendi’nin Ayıntap’tan geldiğini, kendisinin Kuzat'tan olduğunu ve Kara Halilzâde Mehmet Said Efendi’ye mektupçu olduğunu kaydeder. Bilhassa Küçük Kaynarca Muahedesini meydana getiren hadiseleri tarihinde yazmış olduğunu ve vakanüvis (Enverî)’nin metrukatından istifade ettiğini kaydeder. ([3])
Tezkere sahibi Ramiz, Behçeti Hasan Efendi için şöyle yazar:
Payitaht-ı şahan-ı Zülkadriye şehri şerefmaab Ayıntap’tan, serzede-i zuhur ulemadan bir zatın oğlu olup Ruha’da tahsil-i ulûm-ı Arabiye ve Farisiye etmiştir. Fennî inşada mahir bir zat idi. İstanbul’a gelmiş, asrın ulemalarından Halim Efendizade Mehmet Said Efendi’nin mektupçuluk kalemine evvelâ mülâzım olarak girmiş, sonra Anadolu kalemine intisap etmiştir. Mehmet Said Efendi’nin nüfuzunun kırılmasından sonra sudûr-ı rûmdan İvaz Paşazade İbrahim Efendi’nin yanında mektupçuluk etmiştir. ([4])
(Osmanlı Tarih ve Müverrihleri)’nin, yani (Ayine-i Zürefa) sahibi Cemalettin Efendi’nin Behçeti Hasan Efendi hakkında verdiği malumat noksan ve kendisini Rumeli Kuzatı eşrafından telakki etmesi yanlıştır. Behçeti Hasan Efendi’nin yazmış olduğu tarihin nerede olduğunu bilmiyoruz. Birçok yerlerde Ayıntaplı Behçeti Hasan ile Razgradlı Behçeti Hüseyin Efendi’yi birbirine karıştırırlar.
Behçeti Hüseyin Efendi, Bulgaristan’da bulunan Razgrad kasabasından olup Köprülülere intisap etmiş ve Fazıl Ahmet Paşa’nın vefatı üzerine sadrazam olan Mustafa Paşa’nın hemşirezadesi Hüseyin Bey’in hizmet kitabetinde bulunmuş ve Dördüncü Mehmet devrinde açılan Çehrin Seferi’ne iştirak ederek (Miracilzafer) adlı bir tarih yazmıştır. ([5])
Ayıntaplı Behceti Hasan Efendi’ye ait Emirî Efendi Kitapsarayı’nın manzum eserler kısmında 717 numaralı Mecmua-i Eş‘ar’da (Behcetî-i Ayıntabî) adı altında rastladığımız bir şiirini buraya derc ediyoruz:
Ruhu tab‘ında senlin hüsnü füsun olsa gerek
Talibe nüsha-i mir’âtü’l-uyûn olsa gerek.
Halleder remz-i mezâyâyı nikât-ı hüsnü
Hatt-ı şerrah-ı me‘ânî-i metûn olsa gerek.
Dürr-i deryâ-yı letâfet mi değil dendânlar
Çünkü sırr-ı deheni nokta-i nûn olsa gerek.
Hak nüzûl eyleyicek bâtılı izhâk eyler
Gelicek aşk dile gaflet birûn olsa gerek.
Eylemez binde birin râbıta-bend-i i‘câz
Dehrin ettikleri hep va‘d-i kûn olsa gerek.
Nefsi bed-hû ne kadar olsa semveş ü serkeş
Kayd-ı perhiz riyâzetle zebûn olsa gerek.
Behcetî şi‘ri penâha edegör peyrevlik
Gurbet illerde sana râhnümûn olsa gerek.
Behceti Hasan Efendi, gurbet illerde bulunduğunu yazmakla vatanı olan Ayıntap’a beslediği sevgi ve hasreti ifade etmek istemiştir. Mezarının nerede olduğu malum değildir.
[1] “Osmanlı Tarih ve Müverrihleri”, s. 56. Bu kitabın asıl ismi (Ayine-i Zürefa)’dır. Müellifi Takvim-i Vekayi musahhihi Cemalettin Efendi’dir. Bu eser, 1314 tarihinde İkdam Gazetesi sahibi ve başmuharriri merhum Ahmet Cevdet Bey tarafından (Osmanlı Tarih ve Müverrihleri) adı altında ve Kütüphane-i İkdam’ın 6’ncı sayısı olmak üzere tabedilmiştir. Bu eser birçok yanlışlıklarla doludur.
[2] Sicill-i Osmanî, cilt 2, s. 32.
[3] Franz Babinger, Geschichtsschreiber der Osmanen und ihre Werke, sahife 304.
[4] Ramiz Tezkiresi, Üniversite Kütüphanesi Türkçe Yazmalar Kısmı, No. 91, s. 42–43.
[5] Miracilzafer, Süleymaniye Kitapsarayı’nın Esad Efendi Kısmı’nda 2368 numaralı (Zafernâme) adı altında kayıtlıdır. 1090 tarihinde yazılmıştır. 179 varaktan ibaret olan bu kitap güzel bir ta‘lik hatla yazılmıştır. (Feyzi Akıl 1090) terkibi kitabın tamamlanmasına tarih düşmüştür. Bahçeti Hüseyin Efendi’nin:
Hikmet bu kârhane-i mihnet medârda
Cây-ı huzur mastaba‘-ı zîr-i hâk imiş
ve:
Didemizden gitmez oldu rengi rûy-ı tal‘atın
Bülbül-i nâlânıyız ol gülistân-ı Behcet’in
gibi cidden güzel beyitleri olduğu gibi ayrıca bir de divanı vardır.
Tezkere-i Safaî’ye göre 1094 tarihinde seferden avdet ederken yolda ölmüştür.