Kurtuluşunun yirmi üçüncü yılını kutladığımız Antep, Türk İnkılap tarihinde ve dünya efkar-ı umumiyesinde silinmez izler bIrakan ve (Gazi) evladından ilk defa Gazi unvanını alan kahraman bir şehirdir... Şanlı toprağını düşman çizmeleriyle kirletmek istemeyen, vatanına, namusuna, canına leke getirtmeyen bir milletin nesli olduğunu 11 ay 10 gün çarpışması ile bir defa daha gösteren Antep, dökülen kanların bedeli, düşen şehitlerin kıymetini bütün dünyaya tanıtmakla bahtiyarlığının en yüksek mertebesine erişmiş bulunmaktadır.

Antep, ölen atalarının ve vatandaşlarının o mübarek kemikleri menhus çizmelere çiğnetmektense ölmeyi tercih ve bu uğurda çekinmeden canını feda eden bir memlekettir...

Antep, müstevli mermilerinin düştüğü topraklardan fışkıran kan arşa yükselen (Aman!) feryatları arasında düşmana saldıran, (Allah! Allah!) nidalarıyla yerleri, gökleri sarsan Türk askerlerinin Gazi arkadaşlarını yetiştiren, bununla müftehir olduğunu ilan eden yurdumuzun cennet kadar güzel bir köşesidir...

Haksızlıklara sabırla, gaddarlıklara tahamülle cevap veren Antep ve Antepliler, nihayet ezelden beri hür yaşamış Türk milletinin mirasçısı ve bahadır bir neslin evlatları olduğunu hatırlayarak bunu diğerlerine de tanıtmak ve esatiri kahramanlığını bütün dünyaya bir defa daha göstermek suretiyle şanlı tarihimize eşsiz fedakarlık ve kahramanlık sayfaları ilave etmişlerdir.

İşte bundan 24 sene evvel bu şekilde harekete geçen Antep, her köşesinden bir deha, her bucağından bin ejderha fışkıran toprağını tam 11 ay müdafaa etmiştir. Ve nihayet düşman bu bahadır memleketle başa çıkamayacağını anlayınca 23 yıl evvel bugün şehri terk etmek mecburiyetinde kalmıştır. Ve böylece rengini şehit kanından, ay yıldızını semadan, her telini Türk bakirelerinin ipek saçlarından alan Türk bayrağı; Atina kıyılarında Türk süvarilerinin at oynattığı Tuna'da, Galiçya'da kılıç sallayan Mehmetçiğin bastığı topraklarda, cepheye mermi taşıyan Türk kadınlarının kollarında dalgalandığı gibi yine 23 sene evvel bugün kızıl rengiyle kızaran ve ağaran Antep ufuklarına şan ve şeref saçtırmıştır.

İşte 25 Kanunuevvel, asil bir milletin hürriyetini istihsal ettiği mukaddes günlerimizden en mühimidir.

25 Kanunuevvel yaşamak hakkının Türkler için ilgasını isteyen milletlere karşı 11 ay kahramanca dövüşen aziz Anteplilerin unutulmaz yiğitlerinin mükafatıdır.

23 yıl evvel Antep, yeşeren kırları, moraran dağları, hıçkıran kadınlarıyla hainliğin en büyük zirvesine erişmiş düşmanlarımızın elinde yaklaşan bitmek üzere bulunan çilelerini dolduruyordu. Her taraf işgal edilmiş, memleketin bütün köşeleri viraneye çevrilmişti. Aziz vatanımızın toprakları pis ve mülevves çizmelerle kirlenmişti. Malımız mülkümüz ve hatta ırzımız, unutulmaz bir gaflet deryası içinde yüzen zelil düşmanların elinde oyuncaktan farksız kalmıştı. Evler basılmakta, nice han, hamamlar harap olmaktaydı.

Uzak ve yakın tarihimizin ta Orta Asya'dan bir çığ gibi koparak garp âleminde kılıç parlattığımızın bidayetlerinden beri hür yaşamaya alışmış Türk milleti, bu zindanın zulmetine nasıl tahammül ederdi?

Yaşamak ve hürriyete kavuşmak için ölümü arzulayan asil Türk, nihayet yine kendini gösterdi..

İşte bundan 23 yıl evvel erişilmez bir muaffakiyete mazhar olan Antep, döktüğü kanların ve verdiği şehitlerin bedeli olarak öz yurdumdan müstevlileri kovdu.

İşte Antep gençliğinin en büyük mazhariyeti GAZİ evladı olmasıdır. Bu rütbeye ilelebet hürmet ettirmesini bilmek yine bu gençliğin vazifesidir.

Ey Gazi yurdun Gazi çocukları,

Bu gün, çelikten göğüslerinizle düşmana karşı siper aldığınız günün 23’üncü yılını selamlıyoruz. Hepinizin bayramı kutlu olsun!

Bugün, yirmi üç yıl evvel yalnız zerdali çekirdeğinin ekmeğini yiyerek, hiçbir vasıtaya malik olmadan, çelikten göğüslerinizle düşmana on bir ay aşılmaz, yıkılmaz kaleler yapan sizin gibi halaskâr vatandaşlarımızın önünde tazim ile eğilmekle bahtiyarız!...

Bugün, ak sakalları vatan ve millet için ölen çocuklarının kanlarıyla ıslanarak cepheye koşan ve şimdi naaşları birbirleriyle koyun koyuna yatan fedakâr şehitlerimiz namına çelenk koymakla gurur duyuyoruz, iftihar ediyoruz.

Ey şanlı milletimin aziz evlatları, istiklâle ümitle bakan gözlerinizi burada yatan şehitlere ve büyüklere çeviriniz. Oradan onlar, inan dolu göğsünüze ve itaatli varlığınıza seyrediyorlar. Emanet ettikleri emanetin büyüklüğünü takdir eden nesle güvençlerini tazeliyorlar… Onun için huzurlarında tazim ile eğilelim… Ve hep beraber şu mutlu günün şerefini tesit edelim.

Ali Cevdet ATAÇ