Fıstığın ana vatanı Doğu, Güney Türkiye olmasına rağmen, muhtelif tarihlerde yurdumuzdan aşı kalemi veya fıstık fidanı şeklinde ihraç edilmek suretiyle dünya piyasasında monopol vaziyetinde ve revaçta bulunan, her zaman için serbest döviz getiren millî ürünümüz fıstığın yabancı ülkelere yayılmasına imkan verilmiştir. Bu memleketlerde fıstık üzerinde daha ciddi araştırma ve etütler neticesi yüzde yüz veya ona yakın standart tipte dane almaya muvaffak olan alanlar vardır. Kendi öz vatanı olan Antep ve civarındaki fıstıkların içsiz kalışı (fıs olma), 18-20 senedir bir hastalık şeklini almıştır. Bu durumu izah edebilmek için aydınlatıcı bazı misaller vermenin yerinde olacağı tabiidir.
Gerek kuru ve gerekse yaş meyve hâlinde ve muhtelif isimlerle anılan bir iki ürünlerine şöyle bir göz atacak olursak görürüz ki bunların yenen kısımları başka başkadır. Bazılarında en dış kısım yendiği hâlde (Exokarp) bazılarında orta (Endokarp) ve diğer bazılarında ise içi yani bizatihi tohum yenir. Bunların teşekkül tarzları ve kıymet ifadeden yenen kısımları ayrı ayrı karakter arz eder. Misal olarak portakalı ele alırsak, bunun yenen kısmı şüphesiz ki tohum yani çekirdek değildir. Revaçta bulunan ve makbul tür olarak piyasaya sürülerek üstün fiyatlarla satılan ve seleksiyonlar neticesi elde edilmiş çekirdeksizlerdir. Üzümleri de misal olarak göstermek istersek; sofralık ve kuruluk üzümlerin çekirdeksiz veya hissedilir derecede az ve küçük çekirdekli olması arzu edilen vasıflardandır. Halbuki ceviz, badem, fındık, fıstık gibi ürünlerin yenen kısmı çekirdek yani bizatihi meyvenin tohumudur. Nebatlarda tohumun teşekkül tarzı; dişi ve erkek organların muayyen bir devrede ve kendilerine has bir usülde birleşerek, bilahare gelişmeleri neticesi husule geldiği herkesin malumudur. Döllenmiş bir meyvenin çekirdeği, arızaya uğramadığı taktirde normal olarak teşekkül eder
Her meyvede çekirdek sayısı bir değildir. Nar, incir gibi bazı meyvelerde sayılamayacak derecede çoktur. Bu çok sayıdaki tohumlardan bir kısım döllenememiş olsalar bile meyvenin gelişmesinde gayri tabii bir hâl sezilmez. Buna mukabili fıstık, kayısı, badem, erik, kiraz, vişne, şeftali gibi meyvelerde çekirdek sayısı bir ve nadiren ikidir. Döllenme noksan kalır. Antep tabirince (fıs) olur. Evvelce de temas edildiği vechile fıstıklarda yenen kısım bizatihi tohum olduğu cihetle, fıs olan fıstıkların ekonomik değeri de yoktur. Bazı meraklı fıstıkçılar, fıs olma sebebini hastalık veya hava hadiselerinden ileri geldiği mütaleasında bulunmaktadırlar. Filvaki; hava hadiselerinin döllenme esnasında menfi tesirleri gözükürse de bu daha ziyade silkme ve dökme şeklinde tecelli eder. Döllenme mevsiminde devamlı yağışların umumiyetle ve her çeşit meyvede olmak üzere az çok zararlı tesiri vardır. Şu hâle nazaran hava hadiseleri fıstıkların, fıs yapmasında basil başına bir amil olarak kabul edilemez. Hastalık ve haşarelere gelince: Bakımsızlık fesiriyle hastalıklı ve üzerinde zararlı haşereleri taşıyan ağaçları musap oldukları zararlı nisbetine göre bitkinin biyolojik muvaznesinde büyük sarsıntılar hissedilir. Bu gibi bitkiler dermansız zayıf gelişme göstereceklerinden yüklü olduğu mahsulün bir kısmını dökmek suretiyle bünyesinde muvazane kurmaya çalışır. Aynı zamanda meyvesini tam olgunlaştıramaz. Bundan başkada ertesi sene meyve yapacak gözler (karagözler) miktar itibariyle az, vasıf itibariyle zayıf teşekkül eder. Bir cümle ile ifade etmek lazım gelirse: hastalıklı ağaçların meyveleri kalite ve kantite itibariyle düşük teşekkül eder; fakat içsiz olmaz. Bazı bitkilerin tohumları döllenme olmaksızın teşekkül edebilirse de tarafımızdan yapılan denemelerde fıstıklarımızda böyle bir hassaya rastlanmamıştır. Fıstıklarımızın içli olmasını sağlamak için erkek ve dişi çiçeklerin yeter derecede ve bir arada bulunmaları şarttır. Fıstıklarda erkek ve dişi çiçekler ayrı ayrı ağaçlar üzerindedir. (DİÓST) Nasıl ki bir sürüde 50-60 koyuna bir koç hesap edilirse, fıstıklarda da 10-12 ağaçta bir erkeğin bulunması lazımdır. Erkek çiçeği hamil fıstık ağaçları yeter derecede mevcut olmadığı taktirde fıstık yine teşekkül eder; fakat büyük bir kısım içten mahrumdur. Buna daha canlı bir misal vermek lazım gerekirse: tavuklar muayyen mevsimlerde yumurtlarlar. Daha bol yumurta muayyen nisbette horozu bulunan kafilelerden alınır. Horoz olmadan tavuklar yumurtlayabilirlerse de böyle yumurtalardan civciv çıkmadığı herkesin malumudur. Zira tavuğun yumurtası horozun erkek sperması ile birleşmiştir. Yani döllenmemiştir. İşte fıstıklarımızda da horozsuz yani erkek ağaçsız meyve teşekkül eder; fakat ne yazık ki içten civcivden mahrumdur. Fıstığın içsiz kalmasına daha bazı sebepler varsa da mühim ve başta geleni erkeksizlik, dolayısıyla döllenmemedir. Bu mahzuru önlemek üzere Tarım Bakanlığı, erkek ağaçların kiyafetsizliği neticesi fıs nisbeti yüksek olan köylerde aşı ianesiyle erkek ağaçların çoğaltılması için ödenek göndermiştir. Yaz ayları esnasında Arıl, Batal köylerinde faaliyete geçilecektir. Millî ekonomide büyük faydalar sağlayacak ve fıstıkçılıkta iştigal eden çiftçilerimize maddi kazanç imkanı verecek olan erkek fıstık aşı çalışmalarına yardım edebilmesini ve bu işe önem verilmesini candan dileriz.