Vaktinde zamanında yedi avrat; çulunu, çapıtını yıkamak için Alleben’e gitmişler. İş tutmaktan ziyade hanek etmeyi seven avratlar, akşama kadar işi bitirememişler. Karanlık bastığından dolayı evlerine dönemezler ve geceyi bir değirmende geçirmeye karar verirler.
Değirmenciye gelip: — Babam, biz çapıt yıkamak için geldik ama bitiremedik. Şimdi de karanlık oldu, evimize gidemedik. Eğer razı olursan bu gece şu değirmeninde yatak, derler. Değirmenci: — Yatın amma bacım, ben sabah erken kalkacağımdan gece konuşmak yok, demiş. Avratlar da bunu kabul etmişler. Ellerindeki çullarını, çapıtlarını bir yere koyup un çuvallarından gelişigüzel bir yatak yaparlar. Amma yattıktan bir müddet sonra verdikleri sözü unutarak içlerinden biri (Hayce Bacı) haneğe başlar.
Hayce Bacı: — Of, of, of, of! (İç çekerek) Öbürleri: — Ne oldu bacım? Hayce Bacı: (İçini daha derinden çekerek) — Aman bacım ne olacak, gişimden boşandığım aklıma düştü de. Öbürleri: — Başın derdi neydi bacım? Hayce Bacı: — Bacım, benim herifim bakkaldı. "İramazan gelecek" deyi dükkânda ne varsa sanki eve yığdı. "Kele herif evdekiler Ramazan’a yetmez mi?" dedim; "Kimi bire avrat, her şey bol olsun" derdi. Bir gün hayatı süpürdüm. Dış kapının önünü süpürürken şöyle eli yüzü yunmuş, babam olsun bir herif geçiyordu. "Bire babam, senin adın İramazan mı?" dedim. O da "He bacım" dedi. Ben de içeri çağırdım. Haznada ne var ne yok kendine verdim, aldı gitti. Akşam olup herif eve gelince ben de olanları anlattım. Herifin bir başıma çöktüğünü bilirim. Sabahleyin de babamın evine gönderdi. Şimdi suç bende mi, gişide mi? Öbürleri: (Hep birden) — Gişide bacım, gişide, diye söylenmeye başlamışlar.
Sesten uyanan değirmenci kızmış ama ne çıkar. Biraz sonra bir başkası: — Of, of, of, of bacılarım! Öbürleri: — Sana ne oldu bacım? — Aman, sizi boşayan koca beni de boşadı, diye içini çekmiş. — Senin derdin neydi? — Aman hiç sorman. Ben daha teze gelindim. Bir gün kaynanam, görümüm düğüne gittiler. Ben sonra gidecektim. Tam giyinirken hayattaki koyun melemeye başlamıştı. Ben de "Zar o da istey" deyi, üstümdekilerin hepsini koyuna giydirip kapıdan geçen bir avratla düğün evine yolladım. Meğerse avrat beni kandırmış. Akşam kaynanam gelince her şeyi öğrendi. Artık beni orada o yidiken yıkılasıca bırakır mı? Ertesi güne bile koymadan hemen gece anamın evine gönderdiler. Şimdi suç gişede mi, bende mi? Öbürleri: — Gişide bacım, gişide, diye söylenmeye başlarlar.
Fakat bu sefer değirmenci kapıya koyacağını söyler. Neyse gene susup yatarlar. Bir müddet sonra biri tekrar: — Of, of, of bacılarım! Öbürleri: — Ne oldu bacım? — Aman, sizi boşayan herif, beni de boşadı. Öbürleri: — Senin başının derdi neydi? — Aman, beni açman. Herifim kasaptı. Bir gün eve iç yağı getirdi. Benim de beyaz beyaz hoşuma gitti. Kalktım yorgana malefe ettim. Bir gün sabahleyin baktım ki herifin burnunun üstünde bir tane nohut kimi böcek geziyor. Şimdi elime alsam herif uyanacak; "Aman ne yapayım?" diye düşünürken aklıma bir şey düştü. Kalktım çarpanın tekini eşikten aldım, burnuna bir tane vurduğum kimi böceğin canı çıktı. Herif kalktı, bir şeyden haberim yok, başıma çöküp bir eyi dövdü. "Sende akıl yokmuş" deyi babamın evine gönderdi. Şimdi suç bende mi, gişide mi? Öbürleri: — Gişide bacım, gişide, demeye başlarlar amma değirmencinin sabrı tükenir: — Bire heyyy! Kalkın şuradan, başımın belası mısınız, diye söylenmeye başlar. Fakat avratlar "Artık konuşmazık" diye değirmenciyi yatıştırırlar.
Daha gözüne uyku girmeden biri: — Of, of, of, of! — Ne oldu bacım? — Aman, sizi boşayan beni de boşadı mı ki? — Senin derdin neydi? — Aman, şimdi gene beni dertleştirmen. Bana olan hiç kimseye olmadı. Bir gün hayatta otururken kapıdan bir çerçi geçiyordu. Ben de kapıya çıktım. Baktım leblebi satıyor. "Acı" dedim, "10 paralık alayım" dedim. Herif leblebiyi tartarken ağır gelsin diye boynumdakini, elimdekini çıkarıp terazinin bir gözüne koydum. Herif görmedi. Leblebi daha çok sığdı. Akşam herif gelip de "Hani avrat altınların?" dediği kimi, "Ben de leblebi aldım" dedim. "Bire avrat sen deli misin?" diye başıma çöküp bir eyi dövmez mi! Ondan sonra artık beni herif üçten dokuza boş etti. Şimdi suç bende mi, gişide mi? — Gişide bacım, gişide; gişide bacım, gişide.
Değirmenci artık dayanamaz amma bakar ki avratlarla baş edemez, bari "Acı yavaş konuşun bacım" der. Amma kim dinler. Gene biri başlar: — Of, of, of, of! (İç çekerek) — Ne oldu bacım? — Aman, sizi boşayan herif beni de boşadı. — Senin derdin neydi, diye sormaya kalmaz, hemen kadın haneğe başlar: — Bir gün bizim herif eve çuvallarla yeşil yeşil toprak getirdi. Haznaya koydu. Acı da zalımdı. Ah, elinden neler çektim! Seslenmedim. Ben de bir gün don yudum, ekmek ettim, canım çıktı. "Evi de" dedim "Çakarayım da hamama gideyim" dedim. Kalktım, evi çakarken bir baktım ki etrafta delikler var. Ben de o yeşil toprakları aldım, yoğurdum, evin dört bir tarafına sürdüm. Aman akşam oldu, "Ne yoruldum" diye sorunca ben de "Böyle böyle oldu" dedim. "Ancak senin babanın kabrine değip..." edikten, çarşafımı elime verip beni kapıya koydu. Aman suç bende mi, gişide mi? Öbürleri: — Gişide bacım, gişide, gişide.
Değirmenci hemen fırlayıp "Kalkın kapıya!" der. Amma kadınlar yemin ederler artık hanek etmeyeceklerine. Daha değirmenci uyumadan biri fısıldar: — Of, of, of, of, of, of! — Ne oldu bacım? — Ne olacak, sizi boşayan deyyus beni de boşadı. — Aman, bir gün otururken baktım ki herif hamallarla eve nohut, mercimek getirdi. Haznaya herifle yerleştirdik. Aradan bir hafta iki hafta geçti. Heriften ses seda çıkmadı. Ben de hiç pisliği sevmem. Kalktım dedim "Acı şurayı sileyim, süpüreyim" dedim. Baktım ki bir leblebici kapıdan gidiyor. "Gel bire babam" dedim, "Şunları da kavur da getir" dedim. Herif de götürdü. Aşamacık canım çıktı. Herif gelince hal madde böyle, düz anlattım amma bir daha herif beni eve koymadı. Şimdi suç bende mi, gişide mi?
Hep bir ağızdan: — Gişide bacım gişide, diye gene başlar ki, artık gün ağarmaya başladığından Değirmenci: — Aman bacılarım, herifleriniz sizi kolayına boşamamışlar. Şu birer ekmeği de alın gidin, der. Yer içer, hoca muradına erer.
NOT: Bu yazıyı Leman Gürbüz, Kemal Gürbüz’den derlemiştir.