Tıp dilinde tüberküloz; halk arasında "ince ağrı", "ince hastalık" adlarıyla zikredilen; isminden de anlaşıldığı gibi insanı hem bedenen hem de ruhen eriten bu hastalık, hâlen yıllık istatistiklerde ölüm rekorunu muhafaza etmektedir. Tıp karşısında pes ettiği hâlde, insanlığın unutkanlık ve ihmalkârlığından istifade ederek meydan okumaya devam etmektedir. Verem, bugün birçok hâlde son devresinde dahi çaresi bulunduğu hâlde hâlâ insanlıkla alay etmekte; sanki açılan dispanserler, bulunan çareler, her yıl kendisi için tertiplenen haftada verilen konferanslar, yazılan yazılar ve bütün didinmeler boşuna demektir. Kanserin kesin sebep ve çareleri bilinmediği, meçhul olduğu için gerek halk arasında gerekse gazetelerde sık sık bahsi geçen ve insanlığı daima meşgul eden hastalıkları kıskanmakta; kendisinden bir yılda sadece bir haftacık bahsedilmesine kızmakta ve her sene binlerce insanı ölüme mahkûm etmektedir.
Bilindiği gibi cehalet ve üzüntü, verem için en uygun zemini teşkil ederler. Bilhassa cehalet sebebiyle birçok veremli, hastalıkla tam mücadele edememekte ve neticede ölümle kucaklaşmaktadır. Bu itibarla her zaman ve her yerde cehaletle tam bir mücadele hâlinde bulunmalıyız. İşte içinde bulunduğumuz haftanın amacı; veremin aydınlarca tamamen bilinen sebeplerini, ilk belirtilerini ve korunma çarelerini tekrar anlatmaktan ziyade; konuyu sadece okullarda ve kültürlü zümre arasında bırakmayıp bütün bir cemiyet olarak bu konuda üstümüze düşeni yapmaktır.
Emel FAKILI
Not: Bu yazı, Gaziantep Verem Savaş Derneği tarafından Veremle Savaş Haftası münasebetiyle Kız Enstitüsü öğrencileri arasında düzenlenen bir yazı yarışmasında derece kazanmıştır.