Kitaptaki satırlar uçtular birer birer,
Kelimeler taşlara, cümleler sura döndü,
Burçlardan uzandılar, beli kambur devirler,
Elinde asası ile, yine tarih göründü.
Burada göğüs göğse, kaç cengaver vuruştu,
Şu surun tepesinden, yuvarlandı kaç atlı,
Oyulmuş kayalarda, kaç sevgili buluştu,
Kaç mızraklı yiğite, ölüm gelmişti tatlı,
Kalpleri toprak dolu, parke döşeli yollar.
Anlatınız sizlerden, geçmişti kaç hükümdar,
Kaç prenses ağladı, size doladı kollar,
Söyleyin ey sütunlar, daha mı bahtınız dar!
Birbiri arkasına gizlenen koca surlar,
Hangi Asur-mimarı, sizlere ömür verdi,
Baktıkça yüzünüze bir âlemi bulurlar,
Söyleyin kaç günahkâr, size masumum derdir.
Kalk, uyan — Semiramis— seni bekliyor saray!
Hanı sana diz çöken, o güzel kölelerin?
Secde ederdi sana, gökteki vefakâr av;
Bin şifa bağışlardı, kaç gönüle ellerin?
Bir zamanlar çok şendin, bir ikinci Bâbildin,
Sana zevk yağdırırdı, ayın coşkun halesi,
Şimdi bir efsanesin, vefasızlığı bildin,
Örtün rüyalarınla, örtün ey, Van Kalesi!
Suat YALÇIN