Şimdi bir an için Anadolu haritasını gözümüzün önüne serelim: Kültür ışıkları nerelerde parlıyor ve nerelere kadar kendini ulaştırabiliyor? Türkiye’nin en eski üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi, Edirne’ye bugünkü ulaştırma araçları ile birkaç saatlik mesafededir. Bursa da aynı durumdadır. Sakarya ve diğer civar iller için durum yine aynıdır. Ankara Üniversitesi, bütün Orta Anadolu’nun merkezidir. Eskişehir ve Konya dahil olmak üzere birçok şehir Ankara’ya saatlik mesafededir.

Merkezi İzmir’de bulunan Ege Üniversitesi, bütün Batı Anadolu ve Ege için aynı durumdadır. Merkezi Erzurum’da bulunan Atatürk Üniversitesi de Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu için keza aynı durumdadır. Bu duruma göre unutulan bir tek bölge kalmaktadır: Güneydoğu Anadolu Bölgesi.

Bu vatanın öz ve fedakar evlatlarının toplandığı bölgemiz, kendi kaderine daha fazla terk edilemez. Her Türk çocuğu gibi Güneydoğu Anadolu çocuğu da kendine uzanacak ellere kucak açmış beklemektedir. Asırlar boyunca ileri kültürün öncülüğünü yapmış bölgemize modern ilmin ışıklarının ellerinizle getirilmesini diliyoruz. Şimdi tezimizi böylece ortaya koyduktan sonra şu soruyu sormalıyız: Güneydoğu Anadolu Üniversitesi’nin merkezi neresi olmalıdır? Gaziantep, bugün için bölgenin merkezi hâlindedir. Bütün Güneydoğu Anadolu illerine muntazam yollarla bağlı olan Gaziantep, uyanık bir şehirdir. Doğunun da ilmî desteğe ihtiyacı olduğu düşünülürse, bu neden olmasın?

Yukarıda saydığımız bölgelerin çocukları, kendilerine yakın ilim merkezlerinden kolayca faydalanırken, fakir bölgemizin çocukları bu nimetten ancak ailesinin varını yoğunu sarf etmesi pahasına faydalanabilmektedir. Bu sebeple okuyamayan yurt çocuklarının ıstırabı ve kaybı ile heba olan millî varlık düşünülmelidir.

(Genç Kilis’ten)