Demokratik idarelerin en belli niteliği, kesin olarak hoşgörülülüktür. Karşı tarafın fikirleri düşüncenize uymayabilir. Onun doğruluğunu tartışabilirsiniz. Fakat karşınızdakini düşüncelerinden dolayı suçlamanız, o konudaki zayıflığınızın belirtisidir.
İnsan olmanın ayracı, diğer yaratıklarda bulunmayan düşünme gücüne sahip olmadır. Düşünemeyen insan, ayırıcı niteliğinden yoksun kalmıştır ki bu da… Düşüncenin özelliği kendine has olmasıdır. Güdümlü düşünce olamaz! Karşı taraftan sizin gibi düşünmesini ille isterseniz çıkmaz dairenin içine girdiniz demektir. Çünkü karşıdakinin insan olduğunu inkâr ettiniz!
Cahil insanın fikirlerindeki sertlik korkunç bir durumdadır. Düşünce çemberi daraldıkça usa güven zayıflar. Güven zayıfladıkça da sertlik artar. Bunun için en sert diktatörler en cahilleridir. Örneğin: Mussolini, Hitler!...
İleri demokratik toplumların hiçbirinde, düşündüğü ve söylediği için hiç kimse suçlandırılamaz. Olsa olsa, söylediği ve düşündüğünü ispata çağrılır. Aksi tutum insan haklarını çiğnemekten başka anlam taşımaz!
Geri toplumların kalkınması için bazı kimseler, nizamcı bir görüşle diktatörlüğü savunurlar. Oysa böylesi kalkınmalar temeli zorlamaya dayanan şuursuz, çürük kalkınmalardır. Kişiye yaptıklarının nedenlerini söylemelisin. Kişinin de bu konular üzerinde diyecekleri vardır. Toplumda tartışma ne kadar çok olursa hamleler sağlam ve yerinde olur.
Düşünme özelliğini kaybetmiş kişilerin kurduğu toplumlara siz istediğiniz kadar modern araçlar getiriniz; toplumu bir adım yerinden oynatamazsınız.
Onun için toplumumuzda düşünce eğitimine önem vermeliyiz. Bu siyasilerimiz için millî bir ödevdir.
(Genç Kilis’ten) Selâhattin ÇOLAKOĞLU