erdiği sözü yerine getirdi, vatan kurtuldu. Vatanımız işte gözümüzün önüne serilen Türkiye’dir. Mehmet Emin YURDAKUL’un Anadolu’nun karanlık günlerinden bahseden ve gençliğe armağanı bir şiir:

Yürüyordum, ağlıyordu ırmaklar; Yürüyordum, düşüyordu yapraklar; Yürüyordum, sararmıştı yaylalar; Yürüyordum, ekilmişti tarlalar.

Bir ses duydum, dönüp baktım bir kadın: Gözler dönük, kaşlar çatık, yüz dargın; Derileri çatlak, bağrı kapkara, Sağ elinin nasırında bir yara.

Başında bir eski püskü peştemal, Koltuğunda bir yamalı boş çuval! — Ne o bacı? — Ot yiyoruz, n’olacak!.. — Tarlan yok mu? — Ne öküz var, ne toprak...

Bugüne dek ırgat gibi didindim, Çifte gittim, ekin biçtim, geçindim. — Kocam nerede? — Ben dulum; kocam şehit, bir ninem var bir oğlum.

— Soyun sopun? — Onlar dahi hep yoksul; Ah efendi, bize karşı İstanbul Neden böyle sert, yalçın bir taş gibi? Taşraların hayvanlık mı nasibi?

(Devam edecek)