Gün geçmiyor ki şu memlekette bir trafik kazasına rastlanmamış olsun. Bu kazalarda millî servetlerimiz bir yığın demir hâline gelmekte, canlarımız acemi ellerin kullandığı tekerlekler altında can vermekte veya sakat kalmakta, bazıları da cürümlerinden dolayı hapishanelerde azap çekmektedir.
Kazalara kuşbakışı bakacak olursak; ya biz bu vasıtaları kullanmayı bilmiyoruz... Çünkü yapılan kazaların o kadar basit sayılacak derecesi var ki sanki bir kasıt var. Gazetelerden okuruz veya bizzat görürüz ki: “Şoförün dikkatsizliği bir cana kıydı”, “Şoförün sarhoşluğu yüzünden devrilen otobüste 6 ölü, 10 yaralı var”, “Şoförün uykusuzluğu vasıtasını uçuruma yuvarlaması ile neticelendi...” vs. vs. İşte bir iki örnek.
Bana kalırsa bu kazalarda bilgisizlik ve fazla sürat olmasa, bu kazaların nispeti 10.000’de bire düşer. Amerikan Hastanesi Müdürü Mister Ayzi’nin süratini herhalde gözümüzden kaçırmıyoruz. Bu durum ebeveynlerin gözünden hiç kaçmaz. Bir Amerikan şoförünün şu sözü hiç hatırımdan çıkmaz: “Her virajdan bir vasıta çıkacak, her insanı deli bilerek vasıtamın önüne atılacak sanırım.” Hadi bakalım, bu adam da kaza yapsın. İşte bizim şoförlerimizin de böyle düşünmeleri lazım gelmez mi?
Şimdi bu kazaların nelerden meydana geldiğine bir göz atalım:
A- Şoförlerdeki Hatalar:
Fazla sürat yapmaları ve sürati yerinde kullanmamaları,
Sarhoş olarak vasıta kullanmaları,
Uykusuz olarak vasıta kullanmaları,
İniş duruşlarında arabayı vitese almamaları ve takoz koymamaları,
Mesleği benimsemeyip dikkat etmemeleri,
Vasıtasını muayene etmemeleri (GESTAY formülü ile),
Fazla yorgun kullanmaları,
İşinde laubali olmaları,
Yolda vasıtaları geçme sevdası,
Caka satmaları,
Bilgisizlikleri,
Park ve duruş nizamlarına uymamaları.
B- Trafik Makamlarının Hataları:
İyi bir imtihandan geçirilmeden ehliyet verilmesi,
Fazla dolaşıp vasıtaları yakından kontrol etmemeleri,
Halka ve araba kullananlara yeteri kadar bilgi vermemeleri,
Trafik Kanunu’nun bazı maddelerini değiştirmemeleri (Mesela cezanın az olması ve traktör kullananlarda ehliyet aranmaması gibi),
Halka sinemalarda öğretici ve kazaların hatalarının menşei gösterir film göstermemeleri.
C- Karayollarının ve Belediyelerin Hataları:
Karayolları köprü ve yollarının hatalı yapılması,
Belediyenin yaya kaldırımını dar yapması,
Belediyenin istimlak işini ihmal etmesi,
Belediyenin imar planında kör viraj bırakması.
D- Vasıtanın Arızaları:
Rot kırılması ve teker fırlaması,
İstiap haddinden fazla yük alması,
Amortismanı bittiği hâlde çalışılması.
E- Arızî Hâllerdeki Kazalar:
Bir lağımın veya köprünün çökmesi,
Çığ, sel, yangın ve dağ inmeleri (heyelan) gibi afetler.
F- Halkımızın Hataları:
Umumiyetle trafik kaideleri konusundaki bilgisizlikleri,
Yaya kaldırımlarından inmeleri,
Yoldan yola geçmelerde vasıtaları unutmuş olmaları,
İnip ve binmelerini vasıta yürürken yapmaları,
Vasıtalardan korkmamaları (İstiyorlar ki vasıta bizden kaçsın),
Virajlardan bir vasıtanın çıkacağını tahmin etmemeleri,
Yollarda çok dalgın yürümeleri,
Şoförle konuşmak veya dikkatini çekebilecek bir şaşkınlıkta bulunmaları,
Küçük çocuklarının elini bırakmaları ve sokağa başıboş salmaları,
Çalışır vasıtanın önünde durmaları veya geçmeleri.
Bu eksiklerimizi tamamladığımız gün, gazetelerin sütunlarında “Trafik Kazası” deyimini görmek sanırım hayal olacaktır.
(Gaziyurt’tan) Mehmet ZENGİN