(Sayı 13’ten devam)

Birecik Kalesi bugün Birecik kasabasının süsü halindedir. Belkıs Harabesi’yle Birecik Kalesi, karşı karşıya duran iki kardeş halindedirler. Her ikisi de mazinin enginliklerinden, asırların çok eskiliklerinden birer naçiz hatıra olarak melul mahzun durmaktadır. Birecik Kalesi revizyon, restorasyon gibi tamirat ve tadilat beklemektedir. Yoksa işi oluruna bırakırsak mazinin hediyesi olan Birecik Kalesi de tabiatın ve bazen tabiatlardan daha tehlikeli işlere tevessül eden insanların tahribatına maruz kalacaktır. Halbuki maddeleşmiş bir tarih hâlinde çok uzaklardan dahi bir selama duruyor, eskiyi hatırlatıyor. Bazen de şöyle diyor: “Ey insanlar, sizlerden de önce buralarda insanlar ve milletler yaşarlardı. Çalışanlar, uğraşanlar bizleri sizlere hediye bıraktılar. Biz kaleler ve tarihî eserler; geçmişin, geleceğe bıraktığı taşlar ve topraklarız. Sizler bizi çok iyi tanımalısınız, çok iyi korumalısınız. Yoksa sizlerden sonra gelecek torunlarınıza medeniyet eseri, kahramanlık menkıbeleri dolu tarihten başka acaba ne bırakabilirsiniz?” Yunus Emre’nin dediği gibi:

Ey mal sahibi, mülk sahibi, Hani bunun ilk sahibi… Mal da yalan, mülk de yalan, Var biraz sen de oyalan…

Yabancılar ve Belkıs Harabesi:

Yabancılardan bilhassa Ermeniler (Halep), Fransızlar, İngilizler, Almanlar; kazıdan ve hafriyattan Türkleri kendilerine alet ederek son derece faydalanmışlardır. Bilhassa Berlin-Bağdat demiryolu yapılırken mükemmel Türkçe ve Arapça bilen, Alman tebaalı, münevver telakki edilen açıkgöz insanlar; önce Karkamış harabelerinden, ikinci derecede ise Belkıs harabelerinden istifade etmişlerdir. Her harabeden elde ettikleri âsâr-ı atikaları Berlin Müzesi’ne transit olarak göndermişlerdir. Berlin ve Paris müzesini ziyaret eden bazı tanıdıklarım, yana yakıla bu müzelerde Karkamış ve Belkıs antikalarını gördüklerini defaatle anlatmışlardır. Ne yazık ki antikalarımızı dışarıya kaçırmak isteyenlere bir türlü mani olucu tedbirler ika olunmamıştır. Hakikat acıdır ama ne yazık ki gerçekler icabı aynen böyledir. Biz Türklerde ise bilhassa Nizip, Birecik, Cerablus eşrafından bazı cin fikirli, şeytan düşünceli insanlar ise yabancılardan aldıkları emir ve talimat çerçevesinde hareket ederek sayısı binleri, maddi değeri milyonları bulan antikaların dışarı kaçırılmasına sebep ve dolayısıyla saik olmuşlardır.

(Devam edecek) Mehmet SOLMAZ