ÖN SÖZ:
Dünya çok geniştir. Bu geniş yeryüzünün şimal kutupları ve cenup yarım küreleri arasında istiva hattı ile kutuplar aralarını kaplayan memleketlerin her birinin kendine göre güzellikleri var. Şüphesiz dünyanın öyle bölgelerinde yaşayan insanlar mesutturlar, yeryüzünün her tarafında yaşayan her millet yurdunu sever.
Yurt duygusunu Afrika'nın büyük çöllerinde yaşayan vahşi zenciler bile pek iyi duyarlar. Dünyanın mutedil memleketlerinde yaşayan insanları ise daha medeni insanlardan oldukları itibarla bilhassa yurtlarını “cennet” diye tavsif ederler.
Evet, tabiatın insanlara verdiği o güzellikler hakikaten cennet denilmeye değer yerlerdir. İngiliz, Fransız, Alman, Amerikalı ve ilh. her milletin yurt sevgisini çocuklarına aşılamak, bunu gözle gördükten başka yazılarla yazıp ağzıyla da daima tekrarlatmak üzere yalnız vatanı öven— birer sabah duası bile vardır.
Her milletin yurdu kendine göre sevgilidir. Fakat bizim yurdumuz dünyadaki her milletin yurdundan çok daha “cennete” benzer ve biz onu daha çok severiz.
Orta Asya'dan sonra, ilk ve ana yurdumuz olan ve üç tarafını denizler kaplayan sevgili Anadolumuzla yurdumuzun, Avrupa'nın bir ucunu teşkil eden parçasıyla birlikte Türkiyemizin bu geniş ve cennet vatanın her yerini gezmek ne yazık ki mümkün olmaz veya güçtür. Mümkün olsaydı, bir Türk için bu en büyük saadetlerden sayılır. Yurdu sevmek ise ancak onu tanımakla olur. Bu gayeye varmak için de büsbütün çare yok değildir. Bize yurdu en büyük memleketlerinden en ufak köşe ve bucaklarına kadar tanıttıracak eserler Halkevlerimizin bu uğurda çalışma ve yayınları ve sair vasıtalarıyla bu emel biraz olsun tahakkuk etmiş olur.
Çoğumuz yurdumuzun birçok yerlerini maalesef iyice tanımayız. Bildiğimiz, yalnız Coğrafya kitaplarında okuduğumuz mahdut denecek bilgilerden ibarettir. Daha geniş ölçüde, daha büyüklerini de okumak ve derinleşmek şüphesiz daha faydalıdır. Bir şehri mülhakatına ve mülhakatını şehre tanıtmak ve nihayet bütün yurdu iyice tanımış olmakla, bütün ülkeyi gezmiş, dolaşmış olmak kadar kıymetli bir şey olur. Ve böylece yurdun her tarafını tek tek tanımakla da istatistik bilgiler için de iyi bir esas teşkil eder.
Halkevlerinin bu uğurdaki çalışmalarından, bize memleketi tanıttıracak ve öğretecek bazı eserler verdiğini şükranla anmakla beraber, onları misal olarak şuracıkta saymadan geçemeyeceğim! Bozkır haznesi, Ankara'dan Nevşehir'e (Ankara'dan Halkevi'nin); Çepniler, Balıkesir'de Köy kitabı. Balıkesir coğrafyası; Bursa hanları, hamamları; Diyarbakır'a bir bakış; Cumhurluk devrinde (Elâzığ ili) yer adları, (Isparta) köy gezileri, (Kayseri), Kütahya'da Cumhuriyet'in on yılı; Akşehir kitabeleri ve tetkikat (Muğla), Artık ili (Mardin) ve ...ilh. isimlerinden de anlaşılıyor ki bunlar yurdu tanıtmaya yardım edecek değerli eserler olmakla beraber, pek az şeylerdir ve bize bazı bilgiler vermekle kalıyor. Bizim maksadımız ise şu kitapta Gaziantep vilayeti hakkında tarihî ve coğrafi elden geldiği kadar etraflıca malumat vermeye çalışmaktır. Herhangi bir eserin tam ve mükemmel olduğu hiçbir vakit iddia olunamaz. Bu kitap da Gaziantep'in ne tamam bir coğrafyası, ne de mükemmel bir tarihini teşkil etmez. Bununla beraber vilayetimiz için, bazı noksanlıklarıyla beraber ilk defa yazılmış olmak ve yukarıda anlattığımız maksatlara uygun bir hareket yapmış olmak gibi bir hizmet ifa edebilirse ne mutlu.
Yazan: Cemil GÜÇYETMEZ