Şehrimiz Kurtuluş Savaşı'nın son haftaları idi. Askerî iaşe anbarında muhariplere verecek hiçbir yiyecek kalmamıştı. Şehir içerisindeki han odalarında, yiyecek şeyler araştırılmasına başlanılmıştı. Emirali Hamamı köşesindeki oda da bir fıstık anbarı bulunduğu haberi alındı. Bir heyet tarafından fıstık anbarı açılarak askerî iaşe anbarının bulunduğu şimdiki Karagöz Cami'nin yanındaki Büyük Pasaj'ın yerindeki Kara Nazar Hanı'na iaşe erleri tarafından fıstık çuvalları taşınıyordu. Baskülde tartılıp miktarı tesbit edilerek bilahare bedeli ödenmek üzere mazbata hazırlanıyordu. Fıstık sahibi ortalarda yoktu. Bulunması için soruşturma yapılıyordu. Bu işler yapılırken düşman da on beş buçuklu toplarla Emirali Hanı ile iaşe ambarının bulunduğu sahayı top altına almış, gökten mermi yağıyordu. Etrafı pamuk gibi attırıyor, harabezara çeviriyordu. Fıstık sahibinin o anda geldiğini gördük. Bu kimse, şehrin tanınmış simalarından (Büyük Nuri Bey) yaşlı memleketini sever birisi idi. Fıstık tartılan baskülün başına geldi. "Evlâtlar; bu fıstık ambarını bugün için saklıyordum, çok iyi yapmışsınız.’’ diyerek ellerini semaya kaldırdı. ‘‘TANRIM! bu acı felâket günlerini ömürlerimizden sayma’’ diye yalvardı. Oradakiler gözyaşları dökerek bu yalvarışa gönülden amin demişlerdi.
Antep savaşı malıyla can ve kanıyla her şeyi ile topyekûn şehir halkının yurdunu kurtarmak savaşı idi.
Tanrı'ya binlerce şükürler olsun ki, o felaket ve kanlı üzüntü günlerini, bu günün, bayram ve sevinç günlerine çevirmiştir, işte bu bayram, o günlerin karşılığı olarak yapılmaktadır.
Antep Savaşı İaşe Anbarı
Yedek Subayı
Tevfik ÜNER