İnsanlarda sayılamayacak kadar paha biçilemez cevherler vardır. Bunlar normal zamanda şahıslar üzerinde görünmez ve gizli kalır. Olağanüstü zamanlarda o cevherlerin, ışıldayışı ve parlayışı pek uzaklardan apaçık görünür ve etraflarını aydınlatır. İnsaniyet ve yurt, bu cevherlerden pek büyük istifadeler elde eder.
Bu düşüncemizi hayattan ve tarihten pek çok misallerle ispat edebiliriz. Yalnız bu misali uzaklardan değil, yakınımızdan Gaziantep Savaşı'ndan almak istiyorum.
Antep’i düşman işgal etmek hayaline düşmese ve bu olağanüstü hadise olmasa idi. Gaziantep halkının (yurt severlik) meziyet ve pırlantası parlamazdı, muhakkak gizli kalırdı ve üzerindeki perde kalkmazdı. Şahin’lerin, Karayılan’ların, Yavuz’ların ve fedailerin içlerindeki o ateş ve cevherlerini parlatan düşmanın saldırganlığı olmuştur.
İşte buna benzer hadiseler, elektrik ışığını parlatan, elektrik anahtarının çevrilmesi ve ses çıkarması işini görürler. Bu örnekleri çoğaltarak yazımı uzatmak fikrinde değilim. Özet olarak deyebilirim ki; sıkıntılar, felaketler, ihtiyaçlar, insanların gizli cevherlerini, açığa vuran kudret kaynaklarıdır. Kendiliğinden gelen sıkıntı, felaket ve olağanüstü olaylar önünde içerisinde gizli cevherleri olanlar ürkmezler… Ruhlarındaki gizli istidat ve kabiliyet cevherlerinin, dışarda parlayışına vesile olduğunu açık olarak görür, bilir ve neşe duyarlar.