Bir varmış, bir yokmuş. Bir serçe varmış. Serçe bir gün zibillikte gezerken ayağına tiken batmış. Ekmekçiye gelmiş: — Acık şu tikenimi çıkart, demiş. Tiken çıktığı vakit: — Acık bu burada dursun da ben şimdi gelirim, demiş.
Gelene kadar ekmekçinin odunu bitmiş, tikeni ocağında yakmış. Serçe gelmiş: — Hani benim tikenim? demiş. Ekmekçi: — Gelmedin, ben de attım yaktım, demiş. Bunun üstüne serçe: — Tikenimi verirsin yoksa ekmeğini alıp kaçarım, demiş.
Ekmekçinin ekmeğini kucakladığı gibi kaçmış, yolda bir çobana rastgelmiş. Çoban: — Ekmeği benden, sütü senden; gel bir doğramaç edelim de yiyelim, demiş. Doğramacı edip yiyecekken serçe: — Dur da ben geleyim, demiş.
O zamana kadar çoban doğramacı yiyip bitirmiş. Serçe gelmiş ki doğramaç bitmiş. — Ya doğramacımı verirsin yoksa bir koyununu kaçırırım, demiş ve bir koyunu alıp kaçırmış.
Bir de bakar ki bir yerde gelinci var. Gelinciye gidip demiş: — Alın size bir koyun, kesin. Bir lokma da etinden bana verin, ben şimdi gelirim, demiş ve gitmiş. Serçe gelene kadar gelinci sahibi koyunu kesmiş, misafirler yemiş bitirmiş. Derken serçe gelmiş. Etin bittiğini görünce: — Ya benim koyunumu verirsiniz yoksa gelini alır kaçırırım, demiş ve gelini alıp kaçmış.
Yolda bir davulcuyla bir zurnacıya rastgelmiş. Davulculara: — Alın size bir gelin, o davulla zurnayı verin, demiş. Davulla zurnayı almış ve bir ağaca çıkmış ve şunları söylemiş:
Tikeni verdim ekmeği aldım gommudu gom gom Ekmeği verdim koyunu aldım gommudu gom gom gommudu gom gom Koyunu verdim gelini aldım gommudu gom gom Gelini verdim zurnayı aldım gommudu gom gom gommudu gom gom
NOT: Bu masalı bundan 26 sene evvel öğrenen Emine Batmazoğlu’ndan derleyen: Gaziantep Kız Enstitüsü öğrencilerinden Münevver Batmazoğlu’dur.