Kulak misafiri oldum, iki arkadaş Gaziantep’i eleştiriyordu. Kilis’in vilayeti ve yakın komşusu olması sebebiyle onun için konuşulanları duymak istedim. Biri:
- Gördüğüm şehirlerin en güzeli, dedi. Diğeri:
- En cömert, mert vatanların ülkesi. Onların bu eleştirmesini sevinç öyküleri içinde dinledim ve duygulandım zaman zaman. Çünkü Gaziantep, hatıralarım içinde en güzel yerini işgal eder. Her yıl biraz daha batıya açılan bir pencere gibi gelişen bir belde olan Gaziantep, duyguların en güzelini daima sinesinde toplamasını bilmiştir. Erkek Sanat Enstitüsünde okuduğum yıllar ve Müdür M. Ali Demir’in gayretleri hep Gaziantep hatıralarımla gelişir ve onun hakkında söz edildiği zaman hep ilgi duyarım. Ve bu ilgiyi gerçek sevgilerim içinde eleştiririm. Bir gün bir otobüste yol alıyordum. Bu, şehirler arası bir otobüstü. Yanı başımdaki yol arkadaşıma:
- Gaziantepliyim, dedim. Cebinden otobüsün ön çalışma teferruatına ait bir ufak parça çıkardı:
- Otobüsümün bu, dedi ve ilave etti: Bütün belli başlı vilayetleri dolaştım. Ne parçanın kendisini bulabildim ne de imal ettirebildim. Dolaştığım yerlerde Gaziantep'teki bir ustanın adını salık verdiler. Doğru ona geldim. Ve bu elimde gördüğün parçayı o imal etti. Adamın çehresi gülümsüyordu...
- Çok büyük sanatkârlar var şehrinizde, dedi... Adamın bütün bu deyişleriyle duygulandım. Şu an o sanki hissettiklerimi nedense dile getiremiyorum. Çünkü iftihar edilecek bir anlam taşıyan bu Gaziantep öyküsü, haklı bir gelişmenin ifadesidir. Sanatın en güzelini, birleşmenin ve yardımın en geleneksel şeklini dile getiren Gaziantep’i ve Gaziantepliyi Kent’in sayfaları arasında duygulandırmadan geçemedim. Gazi şehir, daima haklı olduğu sempatiyi varlığında toplamasını bilmiş ve Gaziantepli olmak güzel bir his meydana getirmiştir. O hâlde selam Gaziantep’e...
Kilis Kent (6. 3. 1970)