Vaktiyle zamanında adamın biri bir köye çerçiliğe gidiyormuş. Çeleni, turpu, havucu almış; yola çıkmış. Omzuna bir heybe atmış, köyün yolunu tutmuş. Vara vara yolda bir yağmur, kar tutmuş. Köye gece yarısı varmış. Köyde herkes yatıyormuş. Kar buram buram yağıyormuş. Çerçi varmış, bir kapıyı dövmüş. Avrat kapıya gelmiş. "O kim?" demiş. Çerçi: "Benim" demiş, "Acı bacım, şu samanlığa gireyim de yatayım." demiş. O da "Gel babam, içeri gel." demiş. Adam içeri girdiği gibi avrat yiyecek koymuş, adam karnını doyurmuş. Meğerse avradın kocası yokmuş, dulmuş. Adam demiş ki avrada: "Bana var (evlen)." "Git babam git!" demiş, "Hayır ediyorken şer mi koyacaksın beni?" demiş. Adam "Olmaz" demiş. Avrat: "İyi, haydi bari susadım. Pınardan bir dönüm su getir de..." demiş.
Adam kovaları almış, suya gitmiş. Hemen avrat kapıyı hasırlamış (kilitlemiş), hemen dama çıkmış, adama bağırmış: "Satılları koy (bırak) git! Bırakmazsan şimdi seni kâhyaya haber veririm." demiş, "Seni karakola saldırtırım." demiş. Öyle deyince adam kaçıp gitmiş. Kar da yağıyormuş; bir zibil kümesine varmış. Köylüler tarlaya çekmek için zibil yığarlarmış. Hemen zibili ezmiş eşmiş, zibilin içine gırtlağına kadar yatmış. Kâhyanın oğlunun da karnı ağrıyormuş. Zibil kümesine sıçmaya gelmiş. Tam adamın başına sıçmaya başlamış; adam da orada yatıyormuş. Adam uyanmış ki ağzı burnu pislikle dolmuş. Hemen elini zibilden çıkarmış, oğlanın götüne bir şaplak vurmuş. Oğlan bayılmış, orada yıkılmış; hemen adam kalkmış, pınara elini yüzünü yumaya gitmiş. Hemen yumuş, kaçmış.
Antep yolundan Antep’e gelmiş. Köyde köylüler kâhyanın oğlunu arıyorlar arıyorlar, bulamıyorlar. Geliyorlar ki oğlan zibilin üstünde baygın yatıyor. "O ne?" demişler. Oğlanın dili tutulmuş, yatıyormuş. "Bu ne?" demişler, oğlan söyleyemiyor. Hemen kaldırıp götürmüşler. Oğlan (sonra) anlatmış. Sabahleyin köylüler toplanmış, zibili kaldırmışlar, bir de kubbe çatmışlar. "Burası ziyaret!" demişler. Altı ay sonra adam gene köye gelmiş. "Burası ne?" diye sorunca; "Buraya vaktiyle zibil yığardık. Kâhyanın oğlu buraya sıçmaya oturmuş. Götüne bir şaplak vurmuşlar, oğlan bayılmış. Onun için buraya 'Şaplaklar Baba' derler." demişler. Adam gülmüş, seslenmemiş; Antep’e dönmüş. Yemiş içmiş, hoşça muradına ermiş.
Not: Bu masalı 65 yaşında Firdevs Aslan’dan tespit eden Gaziantep Kız Ortaokulu öğrencilerinden Filiz Camcıoğlu’dur.