Gaziantep'in doğusunda, merkeze 15 kilometre mesafede bir yeşillikler yatağı; Gaziantep'in erik, salatalık, domates ve sebzelerinin geldiği cennet yer Nurgana...
Bir hafta boyunca çalışmaktan sıkılan çalışkan Gaziantepliler, haftanın yorgunluğunu 8-10 saat içerisinde burada geçirirler.
Suları şeker mi şekerdir Nurgana'nın, içmeyle doyum olmaz Nurgana'nın buz gibi sularına.
Her pazar günü sabahleyin at arabaları 25 kuruşa dolmuş yaparlar Nurgana'ya. Seyyar satıcılar da kaçırmazlar hani bu fırsatı; Nurgana'da ne isterseniz bulabilirsiniz pazar günü. İnsan kendisini şehirde zanneder âdeta. Ucuzdur da Nurgana'da her şey. Gaziantep'in meşhur ciğer kebabı tüter de tüter ocakların bacalarından, kokusuna dahi doyum olmaz ciğer kebabının.
"- Dönüyor abi, 25 bas 40 misli al!
Kırmızıyı bulan 10 lira alıyor. Hadi düşünme abi, değil, yanlış bastın, kırmızı buradadır."
Zavallı halkı cırcır ve üçkâğıt oyunlarıyla soymaya çalışanların sesiydi yukarıdaki.
Daha önce de söylemiştim ya Nurgana’da ne isterseniz bulabilirsiniz diye... Kendinizi şehirde zannedersiniz âdeta fakat buranın havası, suyu, tabiat şartları hiç de şehre benzemez. İç açıcı, insanları huzur ve sükûna kavuşturup yorgunluklarını gidererek çalışma isteklerini artıracak suyu, havası vardır Nurgana'nın.
Nurgana köyünün kızları suya giderken: "Nurgana taban erik, Dalları yere değik." diye türkülerini söylerken, erik bahçelerinde, bostanlarda çalışan yiğitler de türkünün sonunu getirmeye çalışır:
"Bize Antepli derler, Düşman başı ezerik." diye söyler de söyler deli oğlan.
Gidin, gidin de Nurganalılardaki o toprak aşkını, insan sevgisini görün.
Gaziantep çevresi halkına Nurgana'yı salık veririm.