Dülük araştırmalarımızı bitirdikten sonra, 1945 yılında keşfedilen Metmenge Köyü Paleolitik İstasyonu'nu da görmeyi ihmal etmedik. Burası 1946 yılı gezimizin son durağı oldu.
Metmenge Köyü Gaziantep’in 27 km kuzeybatısında, Narlı Antep şosesinin 28'inci kilometresinden 2 km kuzeydedir. Köy bir düzlük ortasındadır. Burada 172X92X58 mm çapında bazalttan yapılmış, iki yüzü işlenmiş tipik bir el baltası bulunmuş ve belki büyük bir ihtimal kaydı ile Şelleen bir el baltası olarak teşhisi yapılmıştır.
Yine Metmenge köyünün 400 metre doğusunda Sütleyen-Ephor bira otlarıyla örtülü tarlalar yüzünde 127X89X44 mm çapında, sileksten (çok fazla silikleşmiş kalker) yapılmış ikinci bir el baltası daha ele geçmiştir. (Kemal Erguvanlı, Belleten, sayı 39, s. 375-378, resim 1, 2).
Bunlardan başka Gaziantep’in 17 km kuzeybatısında, İncesu köyünün 2 km güneydoğusunda, Sam-İncesu yolunun Çakmaksulu denilen yerinde; Sam köyünün 2 km kuzeydoğusunda yüzeyde bağlar arasında sileks yonga aletler de toplanmıştır.
Bu son iki buluntu yerine gidemedik. Araştırmamızı yukarıda da zikrettiğim gibi Metmenge çevresinde yaptık. Bulduğumuz baltalar, 2 numara ile gösterilen baltaya daha yakın benzerlik gösterir, yalnız bizimkiler çok aşınmış olmakla farklıdır. Püskürük kültelerden yapılmış bir alet bulamadık.
Kemal Erguvanlı'ının: 1, 2 numaralı aletlerini evvelce görmüş ve müsaadeleriyle Enstitümüz için kalıplarını da almış olduğumdan çok iyi tanımaktayım. Bu bakımdan, numaralı alet hakkında ihtimalli görüşlere iştirak edemeyeceğim. Alet Dülük’te bulduğumuz ve Şelleen el baltası olarak teşhisini yaptığım aletlerden birisine çok yakın bir benzerlik göstermektedir. Alet çok tipikler. Doğu bir istasyonla karşılaştık, yayınlarıyla ilgimizi çeken arkadaşa teşekkürlerimi sunarım.
3 numaralı balta ile Arkeolog Nurettin Can’ın Altındere (Antakya) bulduğu el baltası arasındaki benzerlik doğrudur. Yalnız Dr. Muine Atasayan’ın Pendik belgesinin ucu çok sivridir, çevresi üçgen şekle yaklaşır ve yonga yüzleri orta dikey çizgiyi asık, uzun ve yatıktır. Eşimsem sesinden yapılmış. 4,5,6 numaralı aletlerde de aynı hali görüyoruz. İki tarafı gösterilmeyen resimler üzerinde yapılan incelemeler teknolojiye uygun değildir.
Dağı, taşı, yolu, tarlası sileks yongaları ve yumruları ile dolu olan Güney Doğu Anadolu bölgesinde yonga aletler üzerinde çok dikkatli bulunmak ve tabaka buluntusu çıkartıncaya kadar, en tipikleri üzerinde bile ihtiyatlı davranmak gerekmektedir. (X)
(X) Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi cilt V, sayı 2'den ayrı basımdan iktibas edilmiştir.
Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi
Antropoloji Asistanı İ. Kılıç KÖKTEN