Muhterem Arkadaşlar:

Teknik ilerleyişlerini hayret ve dehşetle seyrettiğimiz cemiyetlerin nasıl bugünkü seviyeye ulaştıklarını düşündüğümüz zaman iki şeyle bu neticeyi elde ettiklerine karar verebiliriz. Kısaca birincisi okumak, ikincisi okumaya teşvik etmektir. Garpte küçük bir çiftçi evinin kitaplığı ihtiyacına cevap verecek eserlerle doldurulduğu gibi, küçük köycüklerin dahi devletten yardım beklemeyen halk teşekkülleri ile tesis olunmuş kütüphanelerinde en mükemmel ilmî eserler bulunabilir. Ayrıca zaman zaman köylere, kasabalara uğrayan seyyar kütüphane arabaları da büyük alaka görür. Ve bu suretle yeni neşriyatın neler olduğu tespit edilerek köy kütüphanesinin eksiklikleri tamamlanır.

Şehirlerde asansörlü kütüphanelerin döner rafları üzerinde her dilden her mevzuda eserler binlerce cilt olarak sıralanmıştır. Neşriyat yapan müesseseler en az ayda bir defa yeni basılmış kitapların isimlerini mektuplarla evlere bildirirler. Tam manası ile bir irfan savaşı manzarası arz eden bu hâl, o cemiyetin insanlarına yarınları için daha büyük, daha faydalı imkânlar bağışlamakta oluyor. Garpten örnek almak arzusunu her fırsatta beyan eden münevverlerimiz bu okuma ve okutma işinde pek çok ihmalkârlık etmekte, adeta affedilmez bir suç işlemektedirler. Onları bu sahada çalışmaya zorlamak imkânımız yoktur. Ancak bu mevzuda sadece Garbın böyle düşünmediğini; Şarkın, bilhassa ecdadımızın da aynı fikirde, hatta daha ileri olduğunu bilmemiz lâzımdır. Şarkta okuyup okutmak için teşvik eder mahiyette birçok veciz kelamlar olduğu gibi eski eserlerin muhafazasında kullanılan büyük kütüphanelerimiz ve her şaheser mabedin yanı başında ikinci bir mabet gibi yükselen kitap sarayları da bu fikri teyit eder mahiyettedir. Okumanın insan nesilleri üzerine ne derecede faydalı olabileceğini tekrarlamamıza lüzum yoktur. Çünkü mukaddes kitabımız olan Kur’an’ın ilk emri “OKU” şeklinde inzal buyurulmuştur. Hazreti Muhammed (S.A.V.) “Beşikten mezara kadar ilim tahsili yapınız” fikrini formülleştirirken tahsil-i kemalatın kem alat ile değil okumakla mümkün olacağına işaret buyurmuşlardır. Okumak, daim okumak kadar seviyeleri yükseltici, aklı büluğa erdirici bir yol tasavvur olunamaz. Garplı “Kitap en iyi dosttur” derken, Şark “Kitabını oku, kalbin rahat etsin” diyor. Milletin derdiyle inim inim inleyen Âkif, ulvi gayesini şu tek mısrada tam tamına ifade ediyor:

“Bize lâzım iki şey var, biri mektep biri yol” buradaki yol dahi “Mekteb-i İrfan’a” giden yoldan başkası değildir.

Evvelce bazı değerli ve gayretli kardeşlerimizin hayırlı teşebbüsleri ile meydana getirilmiş olan Şehitler Kütüphanesinin ne derecede istifadeli olduğunu birçoklarınız yakinen müşahede edip duruyorsunuz. Bu teşebbüsü daha şümullü bir hâle getirmek gayesi ile kurmuş olduğumuz “Gaziantep’te Kütüphaneler Tesis ve Yaşatma Derneği”, müteşebbis heyetimiz tarafından az zamanda meydana getirilerek kanuni bir cemiyet hâlini almıştır.

Yüksek huzurlarınızla kongreyi açarken yapılacak idare heyeti seçimleri ile iş başına gelecek arkadaşlara büyük başarılar dileriz. Bizler millet ve memleketimiz için bu çalışmaların çok faydalı olacağına kani bulunuyor, hayırlar ümit ediyoruz... Bu çalışmalar sırasında bilhassa büyük yardımları olan Belediyemize borcumuz olan teşekkürü yaparken cemiyetimize destek olarak daha yakından alaka göstermesini rica ederiz. Büyüklerimizden de azami yardım ve gayretlerini bekleriz.

Yukarıda arz ettiğim gibi bu millet de günün birinde layık olduğu seviyeye ulaşacak; belki sadece şehirlerinde, köylerinde değil, vapurlarında, trenlerinde bile kütüphaneler bulundurabilecektir. Cemiyetimiz adına hepinize hoş geldiniz der ve hürmetle selamlarım.

Gaziantep’te Kütüphaneler Tesis Derneği adına A. İhsan GENÇ

NOT: Yukarıdaki konuşma mezkûr derneğin 15 Ekim 1958 Çarşamba günü Şehitler Kütüphanesinde ilk kongresinin açılışında yapılmıştır.