Gaziantep Kültür Dergisi tarafından düzenlenen Gaziantep ili köylerini tanıtma yarışmasına gelen cevaplardan birini aşağıda yayımlıyoruz. Anket soruları, Kültür Dergisi’nin Cilt 5, Sayfa 57, Mart 1962 nüshasında yayımlanmış idi.

(1) Köyümüz Musabeyli (Murathüyüğü) nahiyesine bağlıdır. Kazası Kilis’tir. Doğusunda: Tokaçgemriği, Küçük Gemrik; Batısında: Murathüyüğü (Musabeyli); Kuzeyinde: Hashanlı (Zeytinbağ); Güneyinde: Karbeyaz; Kuzeydoğusunda: Balıklı; Güneydoğusunda: Karaismail ile çevrilidir.

Yol durumu memnuniyet verici değildir. Çünkü 1958 yılında yapılmış olan Kilis-İslâhiye yolu bozuktur ve aynı zamanda köyün 20 dakika batısından geçmektedir. Kış ve ilkbahar aylarında 20 dakikalık yaya yoluna inerler, oradan Kilis’e, Kilis’ten Antep’e giderler. Diğer mevsimlerde vesait Kilis’ten devamlı gelir ve gider. En çok Kilis ile ilgisi vardır. Gaziantep ile ilgilerin artması için; Gaziantep-Lohan, Gülüce-Şilgin, Koçağız-Küçük Kardem, Hashanlı-Kurtaran-Musabeyli ve Boğazkerim’den Kilis-İskenderun yoluna bağlanırsa 150 köy istifade etmektedir. Ayrıca köyün yaya olarak 20 dakika batısından geçen Kilis-İslâhiye yolundan ayrılan bir kolla Kurtaran, Hashanlı, Ağaçkent, Çınar yolu yapılırsa 30 köy de bu yoldan istifade edebilir.

C. 2. Köyümüz 80 haneli olup 510 kişidir. Ana dili Türkçedir. Nüfus doğumdan artmakta, göç olmamaktadır. Mevsimlik olarak Adana’ya kazmaya ve pamuğa giderler.

C. 3. Köyümüzün 500 dönümlük arazisi vardır. Önemli dağlık ve tepelik yoktur; arazi dalgalıdır. Ziraat ve hayvancılığa yaramayan kısım ancak %1’ini kaplar. Köyümüzde orman durumu yok denecek kadar azdır. Bunlar maki ve bodur boylu ağaçlardır.

C. 4. Akdeniz iklimini andırır. Rüzgârlar çoğu zaman batıdan esmektedir. Kışın ise kuzeyden eser. Civar köyler de aynı iklimde ise de köyümüz tepelik yerde olduğu için yaz mevsiminde muhtelif yönlerden esen rüzgârlar köyün serin olmasını sağlar.

C. 5. Mevsimin kurak gitmesi yüzünden son yıllarda su çok azalmıştır. İşte bu yüzden saat 24.00-01.00’e kadar kuyruk olup nöbet beklemektedirler. Sular ya kovalarla yahut da "tuluk" dedikleri koyun derileri ile taşınmaktadır. İki çeşme, iki kuyusu varsa da bunlar ihtiyaca cevap verecek durumda değildir. Sulama yapılmamaktadır çünkü su kıttır. Suyun herhangi bir yerden gelmesi de imkânsızdır.

C. 6. Arpa, buğday, burçak, mercimek, fiğ ve mısır yetiştirilir. Son yıllarda mercimek ve buğday ekimi önemli bir yer tutmaktadır. Bağ ve zeytin üzerinde önemle durulmaktadır. Bağ ve zeytinlikler arazinin %70’ini kaplamakta ise de yıldan yıla dikime daha fazla önem vererek araziyi bağ ve zeytinlik etmek istiyorlar. Fazla mallarını Kilis’te satmakta olduklarından, Gaziantep’ten gelip Kilis-İskenderun yoluna katılacak yolu da istemektedirler; çünkü mallarına yeni pazarlar arıyorlarsa da yol durumu karşısında Kilis’te satmaya mecbur kalıyorlar. En fazla zeytinyağı ve kuru üzümden kazanıyorlar.

C. 7. Mera yok denecek kadar az olduğundan pek fazla hayvan yetiştiremezler. Kümes hayvancılığı yok ise de her ev ihtiyacını karşılayacak 8-10 tavuk besler. Köylüler en fazla tavuk vebasının önlenmesini istiyorlar. Bu hastalık olduğu sene bir köyde ancak 20-30 tavuk kurtulmaktadır.

C. 8. Köy evleri parke taştan yapılmakta; kapı ve pencere kenarları beyaz yontma taşlarla işlenmektedir. Bina yapı bakımından sağlam oluyorsa da ışık dereceleri azdır. Bir odaya ya bir ya iki pencere konmakta ve bu da ince bezle kapatılmaktadır. Kışın sıcak, yazın serin olursa da ışık görmesi azdır. Soba ve mangalla ısınırlar; yemekler ocakta pişirilir.

C. 9. Trahom hastalığı varsa da mücadele sonunda önlenmiş bir durumdadır. [Salgın riskleri] Evet, vardır; çünkü herkes gübresini kapısının önüne yığarak etrafı pisletmekte, onun üzerinde oynayan çocuklara mani olunamamaktadır. Hela köyde pek azdır, etrafı pisletmektedirler. Doktor ve ebeye inanırlar, diğerlerine inanmazlar.

C. 10. Bulgur, mercimek, domates, üzüm ve zeytinyağı gibi cüzi şeylerle beslenirler. Kasap olmadığından et satılmaz. Fakirler ancak Kurban Bayramı’ndan Kurban Bayramı’na yerler. Orta hâlli ve zenginler ise ancak ayda bir defa tavuk veya hindi eti yiyebilirler. Köyde iki bakkal varsa da bunlar halkı soymakta ve dükkânda kumar oynatmaktadırlar. Bu durum devam ederse çok feci akıbetlere sebep olacağı muhakkak nazarı ile bakılmaktadır. Bakkalda en fazla sabun, iplik, kibrit, Sümerbank mamulleri, çeşitli yiyecekler ve çocuk oyuncakları bulunur.

Zenginlerin evlerinde radyo, lüks, gaz ocağı ve halı bulunur. Zenginler evlerine kuru sebze ve hayvan mamullerini hazırlarlar; fakirlerin evlerinde buğday ve mamulleri, mercimek, yeşil zeytin gibi evinden ve malından gelen yiyecekler bulunur. Zenginler fakirlere göre lüks hayat yaşarlar.

C. 11. El sanatları ve diğer sanatlarla uğraşan yoktur. Lamba ve lüksle aydınlanırlar. Birkaç komşu bir eve toplanır; ya geçmiş günleri anarlar yahut da hikâye anlatılır. Köyde kahvehane yoktur.

C. 12. Pek az toprak Kilislilerin elinde ise de birkaç yıla kadar satacakları malumdur. Arazinin çoğu satılmış, azı kalmıştır. Topraksız çiftçi yoktur. Tohumluklarını kendi mallarından ayırmaktadırlar.

C. 13. Kan davası, tarafgirlik yoktur. Bu durumda parti tutulmamaktadır.

C. 14. Kadınların sırtlarında su çekmesi, yük sırtlayıp eve taşımaları nahoş hareketlerdir.

C. 15. Okuma nispeti azdır, ancak %1 kadardır; onlar da okumaya önem vermezler. Köyde 6 radyo vardır, en çok türküler dinlenir.

C. 16. Köyde [cami] vardır, imamı tesirsizdir. Ağalara, şeyhlere inanmazlar; kendi çıkarlarına bakarlar. İnanç bakımından Hanefi mezhebindendirler. Parti tutmakta dini inanç rol oynamamaktadır.

C. 17. Şahsi gayretimle okula karşı ilgileri iyidir. En çok okul bütçesinde zorluk çıkmaktadır.

C. 18. Köylülerin inanışına göre 1402’de Ankara Meydan Muharebesi’nde Timur’a yenilen Yıldırım Bayezid’in oğulları dağılmışlar. Yıldırım’ın oğullarından Musa Bey Kilis taraflarına gelmiş. Önceleri göçebe hayatı yaşarlar; kışın Suriye’nin güneyinde, yazın Antep havalisinde yaylarlarmış. Göçebe hayatından usanan Musa Bey aşireti bu köye yerleşmiştir. İşte bunun içindir ki Musa Bey’in sülalesinden geldiklerine inanırlar. Musa Bey’in ismine izafeten 86 köye Musabeyli denildiğine inanırlar. Fransız Harbi’nde bu köy askeri merkez vazifesini görmüş, birçokları Fransızlara karşı savaşırken şehit düşmüş. İlk adı Siptiraz olan köye Türkiye Cumhuriyeti tarafından "Kurtaran" ismi verilmiş, şimdi o adla söylenir.

C. 19. Köyün civarında hiçbir eser yoktur.