Hicretin 762 yılında (M. 1360) Antep’te doğan Allâme Bedreddin Mahmut, "İkdü’l-Cümân fî Târihi Ehli’z-Zamân" adlı meşhur tarihinde, doğduğu şehri; bağ ve bostanlı, mükellef çarşılı güzel bir şehir olarak tasvir ederken ilim müesseselerinin ve âlimlerinin çokluğundan ötürü buraya “Küçük Buhara” denildiğini kaydeder. Arap hududu üzerinde, Türk-Arap kültürünün çarpıştığı bir mevkide bulunan Antep; on asırdan beri Arap harsına karşı Türk kültürünü muvaffakiyetle müdafaa etmiş, kendine din gibi çok kuvvetli bir dayanak bulmuş olmasına rağmen Arap harsının bu çevreyi istilasına mani olmuştur. Antep’in bu mücadeledeki başarısının sırrını, Ayni’nin altı yüz sene evvel yukarıda zikrettiğimiz şehadetindeki manada, Antep’in o zamandaki ilim ve kültür merkezi olmasında aramak lazımdır.

Antep; kültür ve ilim bakımından komşu Arap memleketlerinden üstün olmasaydı, hiç şüphe yok ki asırlarca Halep’e bağlı olarak kalmış olan bu şehir, kuvvetli Arap harsı karşısında çok zaman evvel Türklüğünü kaybetmiş olurdu.

Gaziantep, ilim ve sanattaki üstün mevkiini son zamanlara kadar muhafaza etmiş; fakat saltanat idaresinin son devirlerinde modern ilim ve sanat müesseseleri bakımından ihmale uğramıştır.

Ali Nadi ÜNLER