Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellallık ederken, eşek hamballık ederken, ben nenemin beşiğini tıngır mıngır sallarken, halan hulan söyleyeceğimin hepsi yalan. Fili yuttu bir yılan, minareyi kaval deyip beline çalan. Eski hamamın tası yok, peştamalın ortası yok. Hamama bir maymun girmiş, onun da bir kalçası yok, bu söyleyeceğim sözlerin yalandan başka hiç ötesi yok.
Vaktinde zamanında bir karıyla bir koca varmış. Bunların bir de cerenleri (ceylanları) varmış. Bu cereni her gün sağar, sütüyle geçinirlermiş. Bu karıyla kocaya bir kurt cenah (musallat) olmuş. Bu kurt her akşam gelir: — Kamıştan kapı, kırarım seni, karıyla kocayı yerim seni, dermiş. O zaman ceren: — Depiğimle teperim seni, boynuzumla süzerim seni, dermiş. Kurt bunu duyunca; korkar, kaçar, çekip gidermiş.
Karı bir gün bu cerenin sesinden usanmış ve: — Bire koca, bu cerenin sesinden hiç uyuyamıyoruz, boğazla da kurtulalım şunun elinden, demiş. O zaman koca: — Aman avrat aklını başına topla, deli misin sen; cereni boğazlarsak kurt gelir kapımızı kırar, bizi yer, demiş. Ama karı ısrar etmiş. O vakit koca korkmuş, cereni boğazlamış. Etini ufak köfte etmişler, kemiğini de zilliğe (çöplüğe) atmışlar.
Gene bunlar yattıktan sonra kurt gelmiş: — Kamıştan kapı, kırarım seni, karıyla kocayı yerim, demiş. Bu sefer cerenin kemikleri: — Depiğimle teperim seni, boynuzumla süzerim seni, demiş. Kurt bu sesi duyunca hemen oradan kaçmış, çekip gitmiş.
Sabahleyin uyandıkları vakit karı: — Gördün mü koca; kepeği kesilesice bizi bu akşam da uyutmadı, şunun kemiklerini şu bostana at da gel, demiş. Gene akşam olmuş; karıyla koca uyumaya yatmışlar. Kurt gelmiş: — Kamıştan kapı, kırarım seni, karıyla kocayı yerim, demiş. Ses duymayınca tekrar bir daha söylemiş, gene ses gelmediği vakit kapıyı kırmış; karıyla kocayı yemiş, içmiş, hoşça muradına geçmiş.
Not: Bu masalı Ayşe Güneri’den tespit eden Nejat Güneri’dir.