Bostanlar arasındaki gübre yığınları arkasına gizlenmek isteyen düşman, başını kaldıramayordu. Bu arada düşmanın bir eve girdiği haberi alındı. Yanımdaki mazgalda bulunan bombacı Memed'e:
- Ne duruyorsun? Ne var, nereye? demesiyle:
-Bir eve girmişler, şunları bombala, dedim.
Bombacı Memet yerinden fırladı ve çok sürmeden geldi.
İşte, düşmanımızın ömrü bu kadarmış, dedi. Evden eve atlayarak bir düşman onbaşısını bombalamış, silah ve teçhizatıyla beraber ölüsünü de getirmişti. Bu muvaffakiyet, Mağarabaşı müdafilerinin millî heyecanını bir kat daha artırdı. Abdullah Efendi'nin gayret ve cesareti ve Yağcı Ramazan'ın "Allah Allah" demesi; hele o kadın ve çocukların "Ağam, su var, içer misin?" diye cephelerde dolaşmaları ve "Vurun kardeşler!" diye mazgallardan gözlerini ayırmayan mücahitleri teşyide bulunmaları Kuvâ-yı Milliyecilik kahramanlığının ta kendisi idi.
Bizim silahlılardan Küçüklü köylü Kaso'nun ve göbekli Haco'nun tanınmayacak bir şekilde karşıma dikilerek acele bize cephane yetiştirin demeleriyle Arslan Bey'in getirdiği iki sandık cephaneyi dağıtırken bu fedakar arkadaşları güç hâl ile yine mazgalları başında bulabildim. O arada Sait ve Mehmet (Gökçek) gözüme ilişti.
-Ne dolaşıyorsunuz, niçin iç cephelerden buraya geldiniz? Haydi kuvvetlerinizin başına! dememe karşı, bu gençler kurşun atmak üzere ne kadar ısrar ettiler ve birkaç el atmadan iç cepheye dönmediler.
Çınarlı Camii'nin şaheser müdafaasıyla Mağarabaşı taarruzunu defetmek, Antep gazasında emsalsiz bir mücadeledir.
Düşmanın her türlü silah taarruzu ile şehre giremeyince muhasarayı kaldırarak Urfa istikametine hareket ettikleri anlaşıldı.
Dahildeki düşman Kolej'den top ateşiyle evlerini tahrip ettiği Anteplilerden erzak istiyordu.
Mutasarrıf Celal'in: "Top mermilerinizin devamı müddetince istediğiniz erzakı toplamak ve yollamakta müşkilat çekiyoruz." diye işgal kumandanı Abadi'ye yolladığı protesto yazıları şiddetli bombardımanla mukabele görüyordu.
(ŞAHİN)'nin kahramanca savaşı, Antep ile Kilis arasındaki düşman muvasalasını tamamen kesmişti. (ŞAHİN) şerefle arzu ettiği ölümle karşılaştıktan sonra Antep'deki düşman kuvvetleri Anteplilere avuç açmaktan vazgeçti. Hariçte toplanan milli kuvvetlerin iaşe vesairesini temin, Hıyam veya Halfeti'de Antep Hükümeti'ni idare etmek üzere mutasarrıf Celal'i Antep dışına yollayoruz. Abdullah Edip Hoca'da nasihat etmek üzere bu meyanda idi.
Merhum Hoca'nın "Hayatımız tehlikede midir?" diye gizli sualine açık olarak “Çok müemmen." cevabını verdim.
Kurban Baba'da mutehassım düşmanlara Seyfullah kumandasındaki toplarımızla ateş yapılacak. Boyno oğlu Memik, Mardin Tepe'deki binanın etrafına sokulmuş, içeri atılmak istiyor. Vakit gecedir. Sabahı toplarımız buraları dövecek; bizim kuvvetlerin çekilmesi lazım; Memik ve kuvvetlerini çekmek üzere giderken Musullu cephesinden dişçi Hayriye'de aldım. Bu vazifede Hayri bir tehlikede atlattı. Parolamızı verdik; Memik kuvvetlerini de Mardin Tepe etrafından ayırdık.
Sabahı Kurban Baba taarruzu başladı. Karataş mevkiinden savrulan top mermileri sağa sola düşerken, Kurban Baba'nın türbesini gümüşten yapacağımızı söyleyerek sabırsızlanıyorduk. Çok sürmeden türbe devrildi. Bu türbe içinde bulunan düşman berhava edildi. Dahildeki mukavemet bir kat daha arttı.
Yirik Bey'in hanında karargâhdayız. Hain Arif Hoca ile buna inanan bir bostancıyı, eski saray önünde halkın millî iradesiyle ipe çekiyoruz.
Antep öz evladlarının, kendi hemşehrileri aleyhinde verdikleri bu ilk idam kararını heyecanla okumuştum.
Yazan: Yasin KUTLUG
(Devamı var)