26 Ağustos, Türk tarihinde iki büyük zaferin başlangıcıdır. 26 Ağustos 1922 sabahı fecirle beraber millî kahraman Gazi Mustafa Kemal'in emirleri ile Afyon'un yalçın tepelerine karşı taarruza geçen Türk ordusu, önüne çıkan bütün engelleri yıkarak 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile Türk'ü esir etmeye yeltenenleri yenmiş, vatanı yabancı istilâsından kurtarmıştı. 26 Ağus­tos 1922, nasıl istiklâl mücadelesinde kat'î neticenin istihsal edildiği büyük zaferin başlangıcı ise, 26 Ağustos 1924 tarihi de Türk iktisat zaferinin bir başlangıcı olmuştur. Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal'in işaretleriyle bu tarihte kurulan Türkiye İş Bankası, yurdumuzda modern bankacılığın anası olduğu kadar, millî ekonomide ileri hamlelerimizin de başlıca müessislerinden biri olmuştur.

Bugün yirmi yaşını bitiren ye yarın yirmi bir yaşına basacak olan bu millî müessesenin memleket iktisadî kalkınmasında oynadığı büyük rol sayılamayacak kadar çok ve verimli olmuştur. İzmir İktisat Kongresi'nde “Askerî zafer, iktisadî zaferle taçlanmadıkça payidar ola­maz" diyen büyük Atatürk, bu tarihten bir sene sonra ilk sermayesini kendisi vermek suretiyle İş Bankası'nı kurdurmuştur. İlk günlerinde Büyük Millet Meclisi'nin eski binasında (şimdiki Parti Genel Sekreterliği binası) Başvekile mahsus tek bir odada çalışmaya başlayan Türkiye İş Bankası, az zamanda "Türkler banka yapamaz" diyenlerin iddiası hilâfına memlekette modern bankacılığı kurmuş, millî banka ahlâkını yaratmıştır.

Çok kısa bir zamanda yurdun kırk üç ticaret ve sanayi merkezinde şubeler açan banka, 1932 yılında Hamburg ve İskenderiye şubelerini tesis etmek suretiyle yabancı memleketlerde ilk şube açmak şerefini de kazanmıştır. Banka millî bir dava hâlinde sarıldığı tasarruf hareketini bu şubeleri vasıtasıyla yurdun her köşesinde yaymaya ve yerleştirmeye çalışmış ve bundan da muvaffak olmuştur. 1924 senesinde banka mevduatı 2.474.446 lira iken bu miktar 1933'de 50 milyon, 1939'da 65 milyon ve 1941'de 108 milyon liraya yükselmiştir İş Bankası, mâlî bir müessese olarak kendisinden beklenen hizmetleri mükemmelen ifa ettiği kadar, vazifelendirildiği iktisadî memleket davalarına da ilk millî sermayeyi koymak bahtiyarlığına ermiştir. Yurtta millî şeker sanayiinin müessisi olarak 1925'de Alpullu Şeker Fabrikası'nı yüzde 68 nisbetinde sermayesini vermek suretiyle kurmuş ve bunu Turhal, Eskişehir fabrikaları takip etmiştir.

Memleketin en mühim ihtiyaçlarından biri olan şişe ve cam sanayiini de banka, 1935'te kurduğu Paşabahçe Cam ve Şişe Fabrikası ile tesis etmiştir. Fabrikanın faaliyeti hakkında bir fikir verebilmek için, günde 30 bin lamba şişesi yaptığını ve cam kısmının da yurdumuzun yüzde seksen ihtiyacını karşıladığını kaydetmek yetişir sanırım. İş Bankası 1925 senesinde Ereğli kömür havzasına ilk defa millî sermayeyi sokmak suretiyle memleket maden sanayiine de iştirak etmiş; kurduğu dört şirket, iki fabrika ve bir elektrik santraliyle 1939 yılında 1.191.000 ton kömür istihsal etmek suretiyle istihsalini havzanın bütün istihsalinin yüzde 44 nisbetine çıkarmıştır.

Müstakbel faaliyeti için bütün ilhamını, Türk ülkesinin her köşesini nurlandıran büyük ışıktan alan banka, memleket menfaatlerini kendi menfaatlarından üstün tutarak yurttaşlara refah getirecek bütün millî hamlelere imkânının en geniş nisbetinde yardıma koşmuştur. Türkiye İş Bankası, dokuma endüstrisi sahasında da Yün-İş ve İpek-İş fabrikalarıyla yurda en güzel ve modern örnekler vermiştir. Türk merinosunu dokuyan Yün-İş, Türk ipeğini işleyen İpek-İş ile birlikte dünya yünlü ve ipeklilerinin en güzel parçalarını çıkarmış; en ileri garp fabrikalarıyla rekabet edebilecek zarafet ve kıymette kumaşlar meydana getirmiştir

Anadolu Sigorta Şirketi ile Türkiye'de modern sigortacılığı kuran Türkiye İş Bankası, bugüne kadar gerek en modern mâlî bir müessese hâlinde, gerekse sanayi, maadin sahalarında memlekete en büyük hizmetlerini ifa edegelmiştir. Bugün yirmi yaşını dolduran bu müessesemizi candan tebrik eder, yurda yarar hizmetlerinde arasız devamını dileriz.