Cumhuriyet inkılabı bize yeni, yepyeni bir fikir ve hayat rejimi verdi. Bu idealin ufku nur ve ışıklarla dolu geniş ve vâıdkârdır. Yalnız bir veya birkaç saha üzerinde vazifeler başarmış ol­makla durumumuzu ikmal etmiş, olgunlaştırmış olmayız.

Dünkü gizli şikayetlerimiz, tahassürlerimiz, ümitlerimiz, müstakil, müreffeh ve hür bir vatan iştiyakının ifadesini terennüm ediyordu. Bugün öyle bir vatana kavuştuk, malik olduk. Şimdi hür, müstakil liberal bir hava içinde emellerimizin, gayelerimizin tahakkuku karşısındayız. Gerçi bu mukaddes gayeler uğrunda az yorulacağız, burkulacağız; fakat şurasını kati surette kararlaştırmışız ki mefkûrelerimizin hedefine vasıl olacağız. Her nevi haricî tehlikeler, dahili yorgunluklar göze alınarak Türk milletini insaniyetin ve medeniyetin ilk safına çıkarmak ve bu hasisaları mümkün kılmak esas mefkuremiz olacaktır.

Bu iştiyaklarımızın en mühimlerinden biri de "içtimai terbiye’’ esaslarıdır. İçtimai terbiye, bilhassa gençliğin ruhunda sönmez bir meşale nuru yaratmalı, onları kendilerine karşı şuurlu bir vatanseverlik terbiyesinin cazip ve müsahhar varlığına sahip kılmalıdır.

Gençler mektepten aldığı bir takım malumatı, hafızalarına yüklemiş olmakla değil, millî kalkınma bakımından şüurlu bir zevkle düşünebilen bir unsur olarak yetiştirilmelidir.

İçtimai birlik ve terbiye bize, vatanın en uzak bir köşesinde kadar ve buzlar içinde nöbet bekleyen Mehmetçiğin, bu fedakârlık ve feragatkârlığı düşündürmeli onun refahını bir ana ve babanın tek bir evladının böyle bir nöbet karşısında duyacağı şefkat ve yardım lüzum ve zevkini hissettirmelidir. Niçin?..

Hudut boylarında soğuk ve sıcaklarda uykusunu ve rahatını bizim rahatımıza uykumuz için feda etmekte olduğu için.

Bu duygulardan mahrum olan bir kimsenin resmî ve içtimai mevki ne olursa olsun vatan ve millete nafi olabilmek faziletinden uzak bulundukça ona Türk milletinin sevgi ve saygı kalbleri daima kapalı bulundurulmalıdır.

Millî ve içtimai faziletler, şahsî meziyetlerle ölçülmez; Bir kimse başında bulunduğu bir zümrenin kafalarında ve tasarrufunda bulunduğu bir zümrenin kafalarında ve tasarrufunda bulundurduğu sahanın üzerinde yüksek iyiliklerini, istifadelerini kâfil kılacak izler bırakmışsa alkışlar, kendisini tarihin lâyemût sahifelerine kaydederiz. Ferdi ahlak iyilikleri nihayet ferdi kalır ve kendisiyle üful eder. İçtimai ahlâk lâyezâldir; Üzerine kubbe çatılmış mutekifler, namlarına âbide dikilmiş kahramanlar gibi.

YAZAN: R. TATLICIOĞLU