(Gaziantep’te Derlenen Bir Halk Masalı)

Vaktiyle zamanında işsiz kalan bir adam, okuryazar olmadığı için iş temin edememiş; şehre uzak köylerden birisinde imamlık yapmayı kafasına koymuş ve nihayet evinden müsaade alarak kafasında tasarladığı şehre uzak ufacık bir Kürt köyüne gitmiş. Oranın ileri gelen yaşlısına "Lo Mamet," demiş, "ben sizin köyde hocalık etmeye geldim." Dini vazifeyi telkin etmek için gelen bu şehirliyi misafir eden Mamet, "Hoş geldin kurban, başımda yerin var; akşam olunca köy halkı gelince senin yıllığını konuşup seni işe başlatırız," demiş.

Akşam olmuş, köy halkı Mamet’in odasında toplanmışlar. Gelen misafiri sormuşlar; Mamet gelen misafirin şehirden geldiğini ve köyde hocalık edeceğini söylemiş. Hepsi de memnun kalmışlar. Çünkü namaz kıldıran olmadığı gibi ölen birisi olsa yıkayan kimse de olmadığından köylüler böyle bir hâl karşısında köy köy hoca aramakta çok güçlük çekerlermiş. Hocalığın bütün faraziyelerini bilmeyen şehirli de bu Kürt köyü halkının Türkçe bilmediğinden istifade ederek burada imamlığa başlamış.

Günlerden bir gün köy halkından meşhur hırsız Haso öldü demişler. Hoca: "Köyün önünden akan Murat kenarına bir kapı tahtası götürün, Haso’yu da oraya götürün de ben geliyorum," demiş. Kürtler bir kapı tahtasıyla Haso’yu götürmüşler; hoca da gelmiş, kollarını sıvamış, başlamış Haso’yu yıkamaya. Haso’nun yakın akrabalarından olan birisi, hoca ölüyü yıkarken başlamış Murat’tan alıp suyu dökmeye. Hoca da dua bilmediği için, havanın da çok şiddetli soğuk olduğundan hoca bir an evvel yıkamakta acele etmiş; dua okumuş gibi şöyle söylemeye başlamış:

Çalı dibinde kekliğim

Dolusunu koyup da boşunu döktüğüm

Ölecek gün mü buldun suyunu soğuk döktüğüm

"Yorum Kürt oğlu, su koy," demiş. Dişleri birbirine çarpan Kürt oğlu elindeki külekle Murat’tan aldığı suyu cenazeye dökerken; "Hoca," demiş, "ha kurban," demiş, "ağzına kurban olayım. Nasıl da harıl harıl okuyorsun," demiş. Kürt oğlunun bu sözü üzerine hoca tekrar başlamış söylemeye:

Çalı dibinde yuvası

Böyle götürür havası

Topuna gıran giresi

"Yorum Kürt oğlu, su koy," demiş. Kürt oğlu da "Ağzına kurban olayım hoca, tamam bilmiyorum dedin, nasıl da harıl harıl okuyorsun be hoca," demiş. Hoca tekrar başlamış söylemeye:

Çalı dibinde kepçesi

Soğuk sulardan içesi

Dağdan dağa ulaşır sesi

Kesilmiş hocanın nefesi

"Yorum Kürt oğlu, su koy," demiş. Hoca dua yapmış gibi söyleyerek Haso’yu yıkamış. Hoca Kürt oğluna "Hadi mezarı kazın, Haso’yu gömelim," demiş. Kürt arkadaşlarını toplayarak kabri eşmeye gitmişler. Hoca kendi kendine konuşmuş: "Ulan hoca, bu heriflere ölü yumayı yutturdun; gel görelim ölüyü gömünce telkinini nasıl vereceksin?" demiş. "Şurada kimse yokken ben de ölüyü Murat’ın içine iteyim de gitsin. Bu herifin yüzünden kurtulalım," demiş ve Haso’yu Murat’a itmiş.

Kürtler kabri eşmiş gelmişler. "Hoca, Haso nerede?" demişler. Hoca "Oğul," demiş, "Haso nasıl iyi bir adammış; siz gittiniz, gökten bir zincir geldi, Haso’nun beline takıldı, Haso’yu göğe çekti. Bu nasıl iyi bir adammış," diye söylemiş. Bunu duyan köylüler "Aman hoca, Haso iyi bir adam değildi; dam yarardı, dana çıkarırdı, onun bunun malına canına kıyardı; nasıl olup da göğe çekilirmiş?" demişler. "Bilmiyorum oğul," diyen hocanın sözü üzerine hepsi köye gelirler.

Üç dört gün sonra Murat kenarından çalı toplamaya giden Kürtler, Haso’nun ölüsünü Murat’ın kenarında davul gibi görürler. Hemen hocaya haber verirler; "Bizim Haso Murat’ın kıyısında yatıyor," derler. Bunu gören hoca Kürtlere "Gelin oğul," der. "Burada dam yaran, dana çıkaran Haso, orada da huri kızlarına dolaştı ki kendini gökten aşağıya attılar," der ve aldanan köylülere "Gelin, Haso’nun namazını kılalım da gömelim," der ve ölüyü yüksek bir taşın üzerine yatırırlar.

Ölü namazının kıldırılmasını da bilmeyen hoca, ölü yıkadığı kapı tahtasını ayağının altına alarak vakit namazı gibi namaz kıldırmayı kafasından geçirir. Kürtlere "Ben ne yaparsam onu yapın," der. Namaz kılmasını bilmeyen Kürtler "Olur," derler. "Allahu ekber!" der yatar hoca kapı tahtasının üstüne. Kürtler de arkasından yere yatarlar. Kapı tahtasının yarığına hocanın burnu sıkışır. "Ah burnum!" der. Bunu işiten cemaat, hocanın tmnbihi üzerine "Ah burnum!" derler. "Ulan koptu!" der; öbür namaz kılanlar da "Koptu!" derler. Hoca "Lan burnum kanadı!" der. Arkasındakiler de "Lan burnum kanadı!" derler. Hoca "Ulan ben sah söyleyeyim, burnum koptu!" der. Arkasındakiler de "Ulan ben sah söyleyeyim, burnum koptu!" derler. Bunlara vaziyeti bildiremeyen hoca debelenmeye başlar. Kürtler de debelenmeye başlar. Nihayet çabalayan hoca tahtanın yarığından burnunu çıkarır, namaz böylece bitmiş olur. Haso’yu alarak kabre gömerler. Hoca telkin vermesini bilmediği için:

Allah rahmet eylesin Hasso'nun canına

Kimseler varmasın yanına der kürtlerde amin derler.

...der, Kürtler de "Âmin," derler.

Not: Bu yazıyı Bakkal Müslüm Özberk’ten tespit eden Enver Özberk’tir.