Bağdaş kurmuş kafamın içinde

Koca,

sarıklı,

cübbeli

Bir hoca

Gibi zaman.

Ve her an,

Çekmekte ağır ağır

Doksan dokuzluk tespihini,

Kıllı ellerin

kalın nasırlı parmakları.

Dizilmiş sıra, sıra

Kimi ak,

Kimi kara

Kimi bir damla gözyaşı,

Kimi bir hıçkırık,

Kimi bir ümit parçasının

Kırık

döküntüleri.

Ve çekildikçe ileri, ileri

Senelerin işlediği,

Kalbin üstüne titrediği

Mukaddes hatıralar;

Acı, tatlı

Doksan dokuz katlı

Bir masal sarayından

İzbe bir kulübeye döndüler.

Ve gömüldüler

Yokluğun korkunç kuyusuna.

H. GÜRTUNCA