IV

XIV- Ad koma ile ilişikli âdetler ve inanmalar, Çifte ad verme. Ad değiştirmenin sebepleri. Ad konurken hediye götürme.

A — Ad koymak: Çocuk doğduktan üç, beş, yedi veya yirmi gün kadar sonra olur (köylerde). Ad koymanın bu geciktirilmesi (Ad bulmakta müşkülpesentlik ve ad beğenmemek ve bir ihmal dolayısıyladır.)

Çocuğa ad konacağı zaman: Çocuğun babası veya akrabalarından gelen veya büyük tanılan birisine yahut (Sofu adamlar teberrüken) bir hocaya ad koydururlar. Hoca kendi düşündüğü, aklına estiği bir adı koyar. Çocuğun kulağına, yavaş sesle bir (ezan) okuduktan sonra üç defa: "Ey çocuk senin adın .......", der.

Çocuğa vurulacak ad: Bazen, babasının adı veya akrabadan en büyüğünün adı. (Çocuk büyüdüğü zaman onların yerini tutabilmesi düşüncesiyledir.) Keza akrabaların ölmüş olanlarından bir iyisinin (mesela zengininin) adı o inanma ile ad konulur. Ad komanın bu biçimi, yani aileden bir ölünün adını koymak ise birçok yerlerde uğurlu ve hatta doğru görülmez.

[Not: Esasen bu gibi tekellüflerin boş şeyler olduğu tabiidir.]

B —Ad değiştirmek: Sonradan bir annenin eski adı beğenmemesiyle olur. Böyle bir hâl köylerde çok bulunmaz. Bununla beraber büyük adamlarda bile bu biçim şey vardır. Hatta (Suboğaz köyünde) "İbiş" adındaki bir köylünün kendi adını beğenmemekte olduğunu gördüm (Bu babaya ait bir kusurdu). Bir masal veya efsane kabilinden, daha doğrusu bir nekre ve latife olarak: (Adamın birisinin ismi "Sıpa" konulmuş. Adam bundan daima müteessir olduğundan arkadaşları bu ismi değiştirmek üzere kendisinden bir ziyafet istemişler. Adara ziyafeti vermiş. Fakat bu sefer arkadaşlarından nekre ve latifegû birisi: "Arkadaşlar bir sıpa büyüye büyüye ne olursa de yince öbüleri: Eşek olur." demişler.

C. — Ad konurken bir hediye getirildiğini göremedim.

XV —Sünnet düğünü:

Sünnet gecesi yapılır, buna (kına gecesi) adı verilir. Ve bir saz alemi ile çalgı çalınıp eğlenilmekle başlar. Bu eğlenti sırasında ellere kına da yakılır. Bazı kimseler bu düğünün yerine mevlit okutmak suretiyle yaparlar. Ve çocuk ertesi gün sabahlayın sünnet edilir. Sünnet edilirken de çocuğu kucağında tutan adam "kivre" olur. (Bu sözün aksine olarak "kirve" diye kullandığı da vakidir.)

XVI — Çocuğu mektebe başlatma—dil burma

Köylerde çocukları okula başlatmak pek basittir. Öyle çoçuklar bilirim ki, anasının babasının haberi olmadan bir hevesle—okula gelip kayıt edilmişlerdir. Böyle çocuklar sonraları, okula iyi devam da ederler. Fakat daha sonraları da, bundan memnun kalmayarak çocuğunu okuldan vazgeçirmek, alıkoymak için çalışan babalar da çoktur. (Çünkü bir hesapta: Çocuk, babasının gördürdüğü işlerden kaçınırken, baba oğluna arzı ihtiyaç eder.)

Çocuğunu kendisi okula başlatan baba (bazen babası ölü ise ana)lar pek azdır. Ve köylerde okula başlatmak için belli başlı bir usul, âdet ve tekellüf yoktur, denebilir.

Buraya kadar yazdıklarımdan sonra "Folklor Kılavuzu"nda bu seriyi takip eden "Çocukların türlü hareketlerine ve oyunlarına bakarak manalar çıkarma" konusu varsa da henüz köylerde böyle maddeleri inceletebilecek bir duruma pek rast gelemedim. Bunlar daha ziyade çocuk ruhu üzerinde işlenecek maddelerdir. Halbuki köylerde çocuk terbiyesi ana ve babası tarafından pek mühmel kalır ve ancak okuldur ki onunla uğraşır. Öğretmen ise, bir taraftan çocuğu okutmak yükümü karşısında olduğu hâlde diğer taraftan çocuğun ilk (aile) terbiyesini kurmak, bununla uğraşmak durumundadır. Bununla beraber ileride derleyebileceklerimi yazacağım.

Yazan: C. Güçyetmez