Önlemek olabilir, fakat buradaki yalnız bırakmanın batıl itikatça olan sebebi çocuğu cin, peri vs. çarpar korkusu iledir.
X— Nazara karşı koruma:
Bakışlarından, nazarından (gözünün keskinliğinden) korkulan bir kadın veya erkeğin, bebeği görmesinden veya bakışından sonra, bebeğe bir durgunluk ve bir gerinleşme ârız olur. O zaman, buna karşı bebek (üzerlik) ile tütsülenir; yahut halk tabirde: bebeğe tütsü çevrilir. Ateşe atılan bir miktar üzerliğin çıkan dumanı üzerinde çocuk çevrilir ve üzerlik çatırdarken:
— Nazara nuzara (bu söz; Nazarın mühmel karşılığıdır), kızına (yahut: oğluna, çocuğuna) nazar edenin gözleri bozara!.. Kiş, kişi... Anam, üzerlik bak nasıl çatırdıyor? Çocuğa nazar etmişler. (İyice nazar değmiş) ... Gözleri çıksın! vs. gibi sözler söylerler.
Çocuğa nazar değmemesi için, renkli renkli boncuklarla tuhaf türlü türlü şeyler ve ağ (şap—şeb) takarlar. Buna da nazarlık deniliyor. Bazı köylerde nazara karşı, iğde ağacından bir parça kundağa konulduğunu gördüm. Bir zamanlar taammüm etmiş olan muska asmak (veya takmak) ise şimdi hiç görülmemektedir.
XI— Yürümeyen çocuklar: C. Cahil Güzel'in yazısının 8 numarasında "Çocuklar ve Hastalıklar Hakkında Tedbirler ve İnanmalar" da söylemeyen çocuklar anlatılmıştır. Annesinin sütü kendisine yaramayan zayıf olan, çelimsiz olan çoçuklar çabuk yürüyemezler. Böyle çocuklar ne zaman yürüyebilirlerse yürür. Buna ancak ufak bir tedbir yapılmaktadır. Diz kapağının arkasındaki çukura zeytin yağı çalarlar. Çocuğun yürümemesine bir sebepte, çocuğun hadden fazla şişman bulunmasıdır.
Çocuğu alıştırmayınca, çok emzirmek neticesi çocuk zihinsiz olursa ana ve babası zihinli (zeki) olmazsa çocukların konuşması gecikir.
XII— Çocuk hamamı-Beşik düğünü:Çocuk kırk günlük olunca hamama kırklanır zaman yatırılıyor. Her şeyden evvel, bu çocuğun bittabi bayılmasını mucip oluyor ve sonra çocuğu yıkıyorlar, çocuğu bazıları hamamın en iç kurnasında, ortada ve bazısı dış taraftaki serince yerinde yıkarlar.
Çocuğun doğumundan yedi gün sonra, loğusanın yatağı kaldırılır; çocuğa beşik alınmıştır. Loğusayı eğlendirmek için saz yaparlar, çalgı çalınır; bir gündüz ve bir gece alemi olarak sürer. Sofu kimseler mevlit okurlar. ([1])
XIII— Diş bulguru, diş buğdayı yahut diş hediği merasimi: Çocuk dişi çıkmaya başlayınca (belirince) bir miktar buğday kaynatarak (hedik) yaparlar. Bazı kimseler hediğin üzerine şeker de serperek komşularına dağıtırlar. Hedik gönderilen kabın içine, hediği alan kabı geri çevirirken içine para yahut mercan— bulunmazsa boncuk vs. gibi (nazara karşı) bir şey koymak âdettir. (Kabın içine mercan koymak: çocuğun dişleri mercan gibi olmasını temenni için imiş).
—Arkası var—
Cemil GÜÇYETMEZ
[1] Gaziantep'te böyle bir söz adeti yoktur.