Eğer yolun uğrar da gelirsen ilimize,
Sayın misafirimiz, iyi dolaş gez de gör.
Temaşa et çalışan hünerli elimize,
Gazi şehri arkadaş, baharda gör yazda gör.
Hoş geldin sayın turist Gaziantep’imize,
Başta bakmak gerekir meşhur pekmezimize.
Rastlanmıyor değil mi bade çekenimize?
Akşamları bu işi pavyonda gör sazda gör.
Bağlar yeşile boyar bu ilin çevresini,
Haziranda tamamlar beklenen devresini.
Yakut renkli üzümü, nadide meyvesini,
Bir ikinci gelişte sonbaharda güzde gör.
Burda sanat her yönden bulmuştur kemalini,
Yurdun dört köşesinde satmaktadır malını.
İpek ipek dokuma, çarşaf, havlu, şalını
Trikotaj işiyle bir araya diz de gör.
Bembeyaz inci gibi Antep’in el işini,
Sen de bir takım al ki memnun eder eşini.
Göz nuru sarf ederek onun işlenişini,
Gergefinin ardında gelinde gör kızda gör.
Burda imal edilir çelik oto kasası,
Çeşitli ev eşyası, sandalyesi, masası.
Ne ararsan bulunur, uzun sözün kısası,
Bu devrin mamulünün âlâsını bizde gör.
Para kasalarımız Avrupa’yı aratmaz,
Yerli buzdolapları yapılır, bizden artmaz.
Ucuz gaz sobaları evinizi karartmaz,
Meşhur kilimimizi balyasından çöz de gör.
Bombeli oto camı Batı’yı yaklaştırır,
Hediyelik bakır iş gözleri kamaştırır.
Sanatçımız durmadan yenilik araştırır,
İnanmazsan tetkik et inceden siz de gör.
Öyle çok ki çeşidi, sıralamak imkânsız,
Kunduracı esnafı iş çıkarır emsalsiz.
Kuyumculuk ileri, dökümcülük noksansız,
Vaktin varsa incele, defterine yaz da gör.
Size az çok bahsettik sanatçılarımızdan,
Söz etmeye çalıştık yerli mallarımızdan.
Her yerde isim yapmış ünlü şarabımızdan
Yuvarla birkaç kadeh, bir köşeye sız da gör.
Tetkik etmeden geçme Antep’in Kalesi’ni,
Ayırt etmez bu şehir kulunu, kölesini.
Şerefle taşır elde Gazi meşalesini,
Yiğitlik nişanını şimşek çakan gözde gör.
Antepliyi altı gün çalışırken işinde,
Pazar; Kavaklık’ta masasının başında.
Herkes kendi yolunun, aleminin peşinde,
Mütedeyyin sınıfı camide namazda gör.
Lahmacunla çiğ köfte, peynirli helvasını,
İçli köfte, alinazik, bamya tavasını,
Kaymaklı, fıstık içli meşhur baklavasını,
Atıştır birkaç dilim, dişlerinle ez de gör.
Belkıs harabesinin tarih taşan yolunu,
Zeytin bahçesi kaplar sağını hem solunu.
Ülfet fabrikamızın çeşitli mamulünü,
Hiç düşünme hemşerim, Nizip’e git gez de gör.
Karkamış’ı çıkarma seyahat listesinden,
Fırat Nehri’ni seyret demir yol köprüsünden.
Kulakların uğuldar uzak tarih sesinden,
Eski eserle dolu toprağını kaz da gör.
Bir de Tılbaşar’ı gör, kalesini incele,
Rumkale’yi iyi gez, geri dönme acele.
Her yanı otağ olmuş nice bey ü ricale,
Çıkar kâğıt kalemi, planını çiz de gör.
Açıl şöyle köylere, incele tabiatı,
Ağacında seyreyle fıstık denen nimeti.
Kayalık yamaçların hem varı hem ziyneti,
Fıstık bahçelerini tepede gör düzde gör.
Misafir ol Mazhar’a, gezdirsin seni taş taş;
İslâhiye, Kilis’i, Yavuzeli, Altıntaş*.
Bir de Oğuzeli var, onu da gör arkadaş,
Misafirperverliği, örf adeti özde gör.
*Araban kazamızın eski adı.