Bilhassa şanzıman ve diferansiyellerde değişiklikler yaparak vasıta sahiplerine faydalı olmuşlar. Mesleğin tekâmülü, üç beş sanatkârın bir araya gelerek şirketleşme suretiyle çalışmasına bağlıdır. Yeni atölye açacaklar ise mutlak surette imtihana tabi tutulmalıdır. Bu, mesleği daha ileriye götürecektir. İmtihanda alınacak neticeye göre hangi parça üzerine muvaffakiyet gösterilirse o mevzuda çalıştırılmalıdır. Aksi halde dönülecek yer yine bir ustanın yanı olmalıdır.
MAHMUT ÖZKALENDER
"İskenderunlu Mahmut" olarak tanınan Mahmut Özkalender’in oto tamirciliğinde inkâr edilmeyecek bir mevkii vardır. 1936 yılında Sait Keklikçioğlu’nun tamirhanesinde mesleğe atılan Mahmut Özkalender, şehrimizin bu en eski atölyesinde on yıl çalıştıktan sonra "Doğulan yer değil, doyulan yer" prensibine ayak uydurmuş ve temasları neticesinde İskenderun’un oto tamircisine olan ihtiyacını göz önüne alarak adı geçen yerde tamirhane açmış. Bu meyanda bir de vasıta sahibi olmuş. Vasıta, Gaziantep-İskenderun arasında çalışmaktadır. Bu sıralarda bilhassa akaryakıt bakımından daha iktisadi olan dizel vasıtalar da yurdumuza girmeye başlamıştır. Bu hususu kaale alan Özkalender, ilk önce kendi vasıtasında bir tecrübeye girişmiş. 1951 yılında kendi arabasına dizel motoru koymuş. Ancak bunun için de işleri yanı sıra on bir ay uğraşmak mecburiyetinde kalmış. İlk defa tatbik edilen bu usul hemen cazip bir şekil almış ve 1952 yılında otuz iki vasıtaya Perkins dizel motoru koymuş. O sıralarda ise sadece bazı yerlerde sabit dizelciler varmış; bu vesile ile Özkalender kendi kendine yaptığı çalışmalarla dizelciliği tamamen öğrenmiş ve bu hususta ihtisas kesbetmiş.
1953’te tekrar Gaziantep’e dönen Mahmut Özkalender, burada mevcut Steyr servisini devren alarak yeni bir hızla çalışmalarına devama başlamış. Atölyede bir de pompa ayar cihazı bulunmaktaymış. Bu cihazı o zamanlar bir İtalyan usta nezdinde Haydar Elma sekiz dokuz ay kadar çalıştırmış. Özkalender ise cihazı kimseden görmediği halde kendi kendine çalıştırmaya muvaffak olmuş. Adı geçen cihazı Özkalender tamirhanesinde hâlâ müzelik antika gibi hatıra olarak muhafaza etmektedir. Bu vesile ile Mahmut Özkalender şehrimizde ilk pompacı ve dizelci addedilmektedir. Bilumum benzinli ve dizel vasıtalar ile bilhassa ziraat aletlerinin tamirlerini yapan Özkalender, iş hacminin yüzde yetmiş beşinin de traktör tamirleri olduğunu belirtiyor. Takım ihtiyacının ise haddi yok. Gün geçtikçe yeni takım ve avadanlıklara ihtiyaç hissediliyor. Bunu da karşılamak çok güç fakat ilk fırsatta da bir pompa ayar cihazı getirmeyi düşünüyor.
Senelerce süren bir didinmeden sonra bugün kendi mülkü olan iş yerinde çalışan Özkalender’e göre: Sanayi sitesi düşüncesinin sonradan gelmesi icap eder. Evvelâ şirketleşme suretiyle çalışmanın yolunu bulmalıdır. Her şeyden önce iş ve birlik elzemdir. İş mevcut olduğu takdirde nerede olsa yapılır. Evvelemirde sanat lâzımdır. Bugün oto tamirciliği ise bir montaj işi olmuştur. Bidayette sanatkâr, sitede alacağı yerin bedelini kolayca ödeyebilecek duruma getirilmelidir. Bugün en cüz'i kira bedelini ödemede güçlük çeken meslektaşlar mevcuttur. İş yeri tatmin edici bir kazanç temin edemeyen müesseselerin lüks bir iş yerinde çalışması hiçbir zaman mümkün olamamıştır. Denilebilir ki sanatkârların yüzde doksanının krediye ihtiyacı vardır. Ancak birlik şarttır. İş sahası genişlemedikçe de kredinin borcu altına girmek doğru olmaz. Ferde yardım çiftçinin durumuna benzer. Çalışmayı ilk önce teminat altına almalıdır. Mesleğin tekâmülü için yine şirketleşmek şarttır. Mühendislerden kurulu bir bilirkişinin sanayiyi kontrolü lâzımdır. Birlik temin edilirse bu memlekette otomobil dahi yapılabilir.
Sanayiyi köstekleyen diğer bir husus da sigorta sistemimizdir. Maliye ile işçi sigortalarının çalışmaları birbirine zıt. Yaz tatilinde muvakkaten çalışan çocuklardan dahi sigorta ücreti alınmak isteniyor. Bu husus tashih edilmeli, sigorta bir yük olmaktan ziyade cazip bir hâle getirilmelidir. Yeni atölye açacaklarda imtihandan evvel şöyle bir düşünce hâkim olmalıdır: Toplum çalışma sisteminde olgunluk çağına gelen kalfaların emeğine mukabil, ustalarına ortak yapılmak suretiyle istikballeri temin edilmelidir.
FEHMİ ÖZKALENDER
Özkalender soyadına oto tamirciliğinde ikinci defa tesadüf ediyoruz. 1944 yılında okuldan ayrılan Fehmi Özkalender, ağabeyi Mahmut Özkalender’in yanında 1947’de mesleğe atılmış. Bir yıl sonra vatanî vazifeye giden Özkalender, garaj çavuşu olarak istihdam edilirken İzmir Gaziemir’de deponer (araç tamir ve bakımı) kursuna iştirak edip mezun olarak birliğine dönmüş. Bu, Özkalender’in mesleğini daha da ilerletmesinde en başta gelen amillerden birisi olmuş.
1950 yılında askerlik vazifesini bitirip memleketine dönen Özkalender, ağabeyi ile birlikte çalışmaya başlamış. Ancak bu çalışma on yıl devam etmiş ve 1960’ta iki kardeş ayrılarak ayrı ayrı çalışmaya başlamışlar. Bilumum benzinli ve dizel vasıtaların tamirini yapan Fehmi Özkalender’in esas branşı ise traktör mevzuunda olmuş. Bu arada Minneapolis-Moline Türk traktörlerinin Gaziantep servisliğini de deruhte etmiş. Tamirhane sahibi olarak kısa mazisine rağmen Özkalender, meslektaşlarının teveccühünü kazanarak Oto Sanatkârları Derneğinin ikinci başkanlığına kadar getirilmiş.
Fehmi Özkalender’e göre bugün sanatkârın en büyük ihtiyaçlarının başında sanayi sitesi ve sanayi kredisi gelmektedir. Ayrıca bir heyet halinde oto sanayiinin inkişaf ettiği memleketlerde yurt dışına çıkarak tetkik ve ihtisas yapmalı, tatbikatta bulunmalıdır. Böylece teknik eleman yetiştirmek de kolaylaşmış olacaktır. Avrupa’da bu işle uğraşanlar hazıra çalışırlar. İşe yaramayan parçaların yerine yenisini takarlar. Buradaki gibi uzun uzadıya düşünülüp çalışılmaz. Tamirhanelerimizde ise fabrika hataları dahi bulunarak tashihi cihetine gidilmektedir. Dış ülkelerde branşlar ayrılmıştır ve her branş bir ihtisas işi olmuştur. Motor, şanzıman, diferansiyel, fren ve ön düzen teşkilatlarının ayrı ayrı ustaları vardır. Bu ise işi hem pratikleştirmiş hem de garanti altına almıştır. Bizde ise sanatkâr hepsinin ustası olmak mecburiyetindedir. Bu itibarla da sabit ve seyyar her parçanın bilinmesi icap eder.