Gaziantep'i görmeyenler, tanımayanlar için sıradan bir Güney Anadolu şehridir. Coğrafyacılar gerçi onu Güneydoğu bölgesine sokarlar ama Gaziantep halk ağzında bir Güney şehridir. Belki ona bu özelliği, coğrafi konumu yerine, Batı'yı Doğu'dan ayıran hızlı gelişmesi, kalkınması vermiştir. Bu bakımdan halkımızın dinamik hayat sevgisinin, bilimin statik tasvirlerinden çok gerçeği yakaladığını düşünebiliriz.
Gaziantep'i gördükten sonra ona hayran kalmayan yoktur desem, mübalağa etmiş sayılmam. Memuru da, iş adamı da daima Gaziantep'te aradıklarından fazlasını, ümit ettiklerinden çok üstününü bulmuşlardır. Hele memurlar, ilk tayinlerinde en azından tereddütlü geldikleri bu şehirden sonradan ayrılmak istememişlerdir. Ayrılırken gözyaşı dökenleri çok görmüşümdür, arkadaşlarım arasında.
TEMİZ ŞEHİR
Gaziantep’i ilk defa görenlerin üstünde birleştikleri ilk şey onun tertemiz bir şehir olduğudur. Geçen gün TRT müdür yardımcılarından birisiyle tanıştım. Nezaket sözlerinden sonra konu şehre intikal etti. İlk sözü: “Görevli olarak birçok şehri gezdim, Gaziantep kadar temizini görmedim!” oldu. Kendisine, bu sözü söyleyen ilk yabancı olmadığını açıklayarak teşekkür ettim. Bunun üzerine: “Gaziantep hem temiz hem de planlı ve derli toplu çok sempatik bir şehir; adeta bir ‘Küçük Ankara’,” diye ilave etti.
Gerçekten Gaziantep derli toplu görünümü, asfalt yolları, temiz yüzlü evleriyle övünülecek bir manzaraya sahip olmuştur. Bu kadar hareketli, bu kadar dinamik karakterli bir şehirde onu temiz tutmak ve güzelliğine kusur getirmeyecek bir gelişmeye yön verebilmek övünülecek bir olaydır.
Benim tahminime göre sadece iki binin üstünde atlı araba vardır şehrimizde. Buna rağmen sokaklar tertemizdir. Hele ana caddeler! “Yağ dökseniz yalanır” cinstendir. Geçen gün İstanbul’dan gelen bir tanıdık çöplerinin alınmadığından şikâyet ediyor, haftada iki defa çöpçü uğrarsa sevindiklerini söylüyordu. Oysa Gaziantep’te her gün arabalarla çöpler muntazaman toplanır.
Gaziantep’te her yıl yüzlerce ev ve apartman yapılır. Bunların hepsi bir plana göre tamamlanır. Planı zorlayan, şehrin güzelliğini bozan yapılar yok denecek kadar azdır. Üstelik yeni ev veya apartman yaptıranlar, yapılarının içi kadar dış güzelliğine de çok önem verirler. Böylece şehrimizin bir kat daha güzelleşmesine hizmet ederler.
AYDINI BOL ŞEHİR
Gaziantep’in dikkati çeken bir özelliği de aydının bol olması ve bunların kendi şehirlerinde iş sahası aramaları veya yaşamalarıdır. Serbest meslek sahiplerinden öğrenimini Avrupa’da tamamlayanlar az değildir. Fakat bunların hepsi İstanbul, Ankara gibi büyük şehirler yerine Gaziantep’te çalışmayı tercih etmişlerdir. Birçok Anadolu kentinde devlet eli ve teşvikiyle kurulan fabrikalar, Gaziantep’te çok önceden kendi aydınının eseri olarak onun özel teşebbüsüyle kurulmuştur. Dokuma ve iplik fabrikalarımız bunun en güzel örnekleridir.
ÇALIŞKAN ŞEHİR
Gaziantep’in en üstün özelliği bence onun çalışkanlığıdır. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra onun kadar yaralarını kısa zamanda saran ve kalkınma yolunda hızlı adımlar atan başka bir Anadolu kenti göstermek herhalde pek zordur. Gerek bahçe tarımı gerek küçük endüstri gerekse ticaret alanında gösterdiği büyük gelişme hiçbir mübalağaya ihtiyaç göstermeyecek kadar açıktır ve herkesçe kabul edilmiştir. Kısaca söylemek gerekirse Kurtuluş Savaşı'nın öncülüğünü yaparak Gazi unvanını alan bu şehir, ekonomik kalkınma savaşında da unvanının sahibi olduğunu bir defa daha göstermiştir.