Her dilde olduğu gibi Türk dilinin de kullanıldığı sahada her şehrin az çok kendine mahsus bir şivesi vardır. Bu şiveler bazen o kadar hususiyet gösterir ki kelimeler bambaşka şekiller almış olur ve esas kabul edilen şiveye göre tanınmaz bir hâle girer.
Münakalat ve muhaberatın imkansızlığı veya güçlüğü devrinde teşekkül eden bu şive farkları şehirler arasında temasın sıklaşması, okuyup yazma bilenlerin çoğalması ile gittikçe azalmakta ve esas kabul edilen şiveye yaklaşmaktadır..
Bunları tamamıyla kaybolmadan zapt etmek belki folklor bakımından faydalı olacağını düşündüm. Hususiyet arzeden kelimelerle basit birer mevzu yaparak sayın hocam Ömer Asım Aksoy'un bu mevzuda intişar eden yazılarına peyk olmaya çalışacağım:
İsneyn günüydü, a’şâma der düvende oturdum, Ba’şîre edemedim. Yalız sebahden belli annaç düvende Yirik Hökkeşe binüv çökelek, yîrmi beş direm hasbirnen ammimin o’lu Cınık Meme’ yarım batman malhıta sattım. Meram bi aydır ortalıkta yein bi kesatlık var.
A’şamleyn kerhaneyi kitleydim, dili yitirmişim, mahmili, peştahtey filan aradım, bulamadım. Me’rsem sahonun cebinde kalmış.
Ö’leyn va’li yime’ az yidiydim, karnım yein acıkmıştı, zatılam sebahleyn de tekney bi lokma kâkeynen hamırlamıştım. Onun uçun ivet ivet dara-
(Devamı Yok)
(Devam edecek)
Yazan: Sabi HAKSEVER