Dedikodu, ahlak bozukluğunun kötü ruhlarda husule getirdiği bataklığa damlayan haset, nefret ve kinin sıçrattığı iftira çamurlarıdır.
Çalışan insan, zamanı büyük bir hasislikle enerji potasında eritip saadet istihsal etmekle meşgul bulunduğundan dedikodu boşluğuna atıp heder edecek vakit bulamaz.
Dedikodu salgın hastalıklardan daha tehlikelidir. Salgın hastalıklar muayyen bir müddet zarfında kurbanlarını alır götürür; nihayet ilmin baltası ile kafası ezilerek uzun bir müddet baş kaldırmayacak hâle gelir. Halbuki dedikodu o kadar gizli ve süratle seyreder ki çürüttüğü varlıklar uzun zaman habersiz kalarak müdafaa zaman ve imkanından mahrum kalırlar. Izdırabını yalnız kendisi değil, masum nesilleri de çeker. Her küçük kazada böyle haksız yere kötü şöhreti nesilden nesile omuzlarında taşıyan nice zavallılar vardır. Devlet ve milletin mukaddesatı da bu sinsi canavarın zehirli dişlerinde didiklenip yıpratılır. Bu sebeple bir milleti içinden yıkmak isteyenler için dedikodu çok müessir bir silahtır. Harp zamanlarında menfaat enjeksiyonu ile azgınlaştırılan bu mikroplar beşinci kol hıyanetine inkılap ederek devleti, altına su bırakılmış tuz kovaları gibi birdenbire çökertirler. Bu itibarla her dedikoducu bir vatan haini namzedidir. Dedikodu ile mücadele hem şahsi şeref ve namusumuzun korunması hem de mensup olduğumuz cemiyetin hayatiyeti davasıdır.
Avukat Sabri HAKSEVER