Bundan sonra kaçak eşkıyadan biri herhangi bir mahalleye gelirse hiçbir kimse sahip çıkmayıp hemen el ve söz birliği ile mahalle halkı tarafından yakalanıp hâkime teslim olunarak cezalandırılmasının sağlanması; yine bundan sonra herhangi bir mahallede gerek yeniçeri gerekse halktan birisi kötü bir harekete kalkışırsa bir dakika geçmeden hemen yakalanıp zabıtaya teslim ve cezalandırılmasının teminine teşebbüs etmek, yıkılan kahvehanelerin ve toplantı yerlerinin yeniden yaptırılmaması, buna ilişkin emirlerin yerine getirilmesine engel olunmamak, vergileri vaktinde ödemek, mahkemeden cezalandırılmak üzere çağrılan kimseleri korumamak, görevlilere mahkemeden verilen kararların infazına dikkat eylemek, zabitan ve ayan konaklarına hücum etmemek ve sövmemek; herkes kendi işi ile uğraşmak üzere ve adları geçen vezirlerin yardımlarıyla ahd-i misak eyledik. Bundan sonra verilen bu söze aykırı hareket edildiğinde devlet hazinesine 52 mahallede oturan cümlemiz 50.000 kuruş ödemeyi kabul eyledik. Herhangi bir mahallede bu söz ve şartlara aykırı davranan olursa hissesine düşen para tahsil edilecektir. 17 Muharrem 1194.

Tanıklar: Beylerbeyi Malatya Mutasarrıfı Rişvanzade Saadettin Ömer Paşa, Rişvanzade Ali Bey, Antakyalı Fethullah Ağa, Halepli Hünkârzade Mehmet Ağa, Halepli Şehbenderzade Numan Ağa, Maraşlı Zülfikârzade Halil Bey, Besnili Hacı Hüseyin Efendi.

Cilt: 130 / Sahife: 221 (Not) Tarih: 17 Muharrem 1194 (25 Ocak 1780) 14 Muharrem 1194 tarihli bir belgede, Eyüpoğlu Mahallesi'nde Taşçı Hüseyin adında birinin evine cebren giren askerlerin, Taşçı’nın karısı Fatma'nın ırzına geçmeye kalkmaları üzerine kadının namusunu korumak için karşı koyması neticesinde hançer ile karnından yaralandığı ve öldürüldüğü kayıtlıdır. Olay Maraş Valisi Ali Paşa'ya aksetmiş ve sanıkların kim olduklarının tahkikine girişilmiş ise de tespiti mümkün olamamıştır. Asker sözüyle yeniçerilerin kastedildiğinden şüphe yoktur. Yeniçerilerin çok olan bu gibi hareketlerine belgelerde örnek çoktur.

Cilt: 130 / Sahife: 133 (Buyrultu) Tarih: 17 Zilhicce 1194 (Aralık 1780) Adana ve Maraş Valisi Osman Paşa’dan Antep'e: Maraş eyaletine atanarak eyalete geldiğimiz sırada Padişah emri ile Rişvan aşiretinin tedibine memur edildim. Kazanız yolumuz üzerinde bulunduğu hâlde askerlerimden hiçbirini kasaba içine sokmadım. Kasaba ve köyleriniz, bir kimseyi incitecek veya korkuya düşürecek bir hâl olmadığı hâlde boş yere telaşa kapıldılar. Dağınık bir surette kasabaya giderek orada toplandılar. Yolları kapayarak herkesin işiyle gücüyle uğraşmasına engel oldukları, fakir ve zayıflara zulmettikleri haber verildi. Bundan önce kazanız askerlerinin maiyetimde kullanılmaları için Halep valisi tarafından cümlenize hitaben birkaç kez buyrultu gönderildi. Rişvan aşiretinin tedibi işinde kullanılmak üzere uzak yerlerden asker geldiği hâlde sizden bir hareket olmadı. İsteğimize ve Halep Valisi Efendimizin buyrultularına itaat etmediniz. Şer’an tedibiniz gerekli iken fakir, zayıf, çoluk ve çocuklara merhamet ve şefkat gösterildi. Şimdi dükkânlarınızı açarak ticaretinizle, işinizle uğraşın; Padişahın ömrüne ve sağlığına dua edin ve Antep halkının himayemizde olduğunu herkese ilân edin. Bu maksatla Adana ve Maraş Valiliğinden işbu buyrultu gönderildi.

Cilt: 130 / Sahife: 120 (Ferman) Tarih: Şaban ortası 1194 (Ağustos 1780) Ferman; Halep Valisi Abdi Paşa ve Antep Kadısına: Biline ki: Dergâh-ı Mualla yeniçerileri, askerlerim arasında subaylarına bağlı, verilen emirleri yerine getirmeye çalışan, Bektaşi kanun ve nizamına bağlı yiğit kişilerdir. Din ve devlet uğruna can verircesine çalışır, uğraşırlar. Hâl böyle iken Antep kasabasında yeniçeri serdarı olanlar ocağın kanununa uymayarak Arap ve Kürtlerden nicelerinin verdikleri rüşvetlere tamah ederek bunları Bektaşi neferleri arasına almışlar; bu hâl memleketin düzenini ve askerlik nizamını bozmuştur. Bundan sonra yeniçeriler içine Arap ve Kürt alınmaması, emrin Antep serdarına bildirilmesi.

Cilt: 130 / Sahife: 30 Tarih: 10 Şaban 1191 (14 Eylül 1777) Kesenalioğlu Veli, bir gün önce sarhoş olarak ata binip elinde yatağanı olduğu hâlde Allah'a ve Peygamber'e küfrettiğinden, tövbesinin kabul olunmayacağı hakkında fetva verilmiş olduğundan vakit geçirilmeden katline hüküm verildi. Hazır bulunanlar: Müftü Hacı Mustafa, Eski Müftü Mahmut Efendi, Eski Müftü İshak Efendi, ulemadan müderris Şefi Mehmet Efendi, ulemadan Nakıp Mehmet Sandık Efendi, Vaiz Şeyh Ali, Eski Nakıp Ali Efendi, Voyvoda Hasan Efendi, İmam Hacı Mehmet Efendi, Serdar Kasım Ağa, Dikicibaşı Şeyh Hasan Efendi, Bedesten Şeyhi Mehmet Çelebi, Basmacızade Molla Mehdi.

Cilt: 130 / Sahife: 24 Tarih: Cemaziyelevvel ortası 1193 (Haziran 1779) Ferman Antep’e: Amık Ovası'nda iskân edilmiş olup senede iki defa kışlak ve yaylaya gidiş gelişlerinde katil, ırza tecavüz, yağmacılık gibi hareketler yapan Reyhanlı aşiretinin Amık'tan sürülerek Rakka'ya iskânı için görevlendirilen Halep ve Maraş valilerinden Halep valisi memuriyet yerine henüz yetişemediğinden Maraş valisi emrine girerek yerleştirme işlerinin geciktirilmeden yapılması.

Cilt: 130 / Sahife: 44 Tarih: Zilhicce ortası 1192 (Ocak 1779) Ferman Adana Valisi Vezir Ali Paşa, Antep Kadısı, Yeniçeri Serturnaybaşı Kasım Ağa’ya bildirilir ki: Antep Kadısı Mevlâna Ali’nin İstanbul’a gönderdiği yazıda; Antep’te yeniçerilik iddiasıyla birçok rezil kimsenin toplanarak, çeşitli oymaklara ait kişilerin de bunlara katılarak birtakım haydutluklara giriştikleri önce bildirilmiş; 1189 yılında haklarında çıkan emrim gereğince Serturnaybaşı Osman, Antep serdarı atanarak bunlar kısmen cezalandırılmış, kısmen kaçmışlar ve memleketin asayişi yerine getirilmişti. Kaçanlar hareketlerinde ısrar eylediklerinden fermanla ocaktan küçük çavuş görevlendirilmiş ve haklarında gerekli işlem yapılmıştı. Kaçanlar bu defa da Bağdat seferi sebebiyle sekiz serdengeçti ağası başlarına karıştırıcı kimseleri toplayarak tahammül edilmez işlere girişmiş olduklarından ağalık sıfatları kaldırılmıştı. Bu defa da "Bizim ağalığımız yoktur" diyerek ayaklanarak, Antep çevresinde başlarına daha da adam toplamışlar, kalabalıklaşmışlardır. Bunlar şehir içinde gece gündüz sarhoş ve silahlı olarak evlere girmek; evlerde, çarşı ve pazarda gasp, yağma, adam öldürme, ırza geçme, genç çocukları cebren alıp götürmek suretiyle şehrin asayişini bozmuşlardır. Güvenilir bir ağayı Antep’e göndererek; burada ulema, ayan, serdar, subaylar ve ocak ihtiyarlarıyla birleşerek eşkıyanın üzerine varınız.

Cemil Cahit GÜZELBEY (Devamı var)