DEYİMLER – TAKIM SÖZLER – MEŞHUR SÖZLER
Saç sakal çekti. (Tavassut, delalet ve hüsnü şehadet etti. Teminat verdi). (Aslında yaşlı adamların ağarmış saçlarını ve uzun sakallarını tutarak “bu saçla, bu sakalla sana fena teklifte bulunmam” demek istediklerine işaret olmak üzere vaz edilmiş olmalı. Misal: "Evi bunlara kiraya ver; temiz ailedir.” diye saç sakal çektim. Şimdi işitiyorum ki kira bedelini muntazaman vermiyorlarmış. Ev sahibine karşı mahcup oluyorum).
Safra sındırmak. (Kahvaltı etmek, açlığı azacık giderecek bir şey yimek).
Sakalı circire dolaştırdık. (Bir defa yakayı kaptırdık; artık kendimizi kurtaramıyoruz). (Yani arzumuz hilâfına yakalandık değil; bir defa bu işe giriştik)
Sakalından kestik, bıyığına uladık. (Kendisinin bir noksanını, yine kendi malı ile tamamladık).
Sakalının altından geçmek. (Sureta da olsa bir defa teklif ve istimzaç etmek).
Sakalı saydırmak. (Münasebette bulunduğu veya idare ettiği kimseler üzerinde tesir ve otoritesi kalmamak, hattâ onlara eğlence olmak)
Sakalı yerine bağla! (Yaşınla mütenasip olan mevkie geç). (Bir cemiyette- oturacak yer veya buna benzer bal için).
Sakızını gözünün önüne yapıştırmak. (Çocuğunu kendisinden uzaklaştırmamak: Daima gözünün önünde bulunacak vaziyette tutmak). (Yakın akraba veya kendisine pek yakın bir şey hakkında da olur).
Saman tadı verdi. (Kabak tadı verdi. Çok tekrar edile edile artık tadı kaçtı).
Sanda manda. (İri yarı, enine boyuna). (Bilhassa şahısları vücut itibarıyla tavsif için)
Sap senin değilse samanlık da mı senin değil? (Bedavadır diye bu kadar çok yiyip mideni harap etmekte ne mana var?) (Sap: Hayvanların yiyeceği buğday, arpa, mısır sapıdır. Samanlık sözüde mide mansına alınmaktadır. Muhatabı tazyif için kullanılan kaba bir sözdür).
Sarat başı. (Muhtelif kalitedeki şeylerin ehemmiyetsizleri bertaraf olduktan sonra kalan belli başlıları). (Sarat: Delikleri iri bir nevi kalburdur. Bu kalburdan geçecek şeyler elendikten sonra kalburun üstünde kalan iri parçalara aslı manasıyla “sarat başı” denilir. Mana, mecaz yoluyla buradan genişlemiştir. “Ele başı” lar da sarat başı kimselerdir).
Sayılı samsak, dikili soğan. (Hesabı kitabı belli, adedi muayyen ve madut).
Say say da yerine taş koy! (Filan kimsede şu kadar alacağım var diye hesap edip duruyorsun. Bil ki eline bir şey geçmeyecek).
Sefil olma! (Zahmet çekme!)
Seklemi sekiye koymuş oturuyor. (Hiç işi yokmuş gibi yan gelmiş” oturuyor). (Seklem: Yarı dolmuş çuval).
Seksen kapıya doksan deynek çalmak. (Mütemadiyen kapı kapı girip çıkmak).
Senden gelen çıraya püf! (Yapacağın iyiliği istemiyorum; vazgeçtim).
Sen ekilirken ben göcektim. (Beni atlatmak istiyorsun ama planlarını söylemeden keşfettim). (Bu hususta ben senden daha yetişkinim. Şöyle temsil edeyim; sen daha yeni ekilmekte olan bir tohum iken ben filizlenmiştim).
Sen eşeğini geri bağla! (Hele sen kendini ileri sürme! Hele sen biraz geri dur!)
Sepet örene çöp veriyor. (Münasebetsiz bir iş yapana yardım ediyor, cesaret veriyor).
Sıçan kulağı. (Bağların açılmaya başlayıp biraz büyüyünce bu benzetişle tarif olunur: Yapraklar sıçan kulağı oldu),
Sıçan olmadan çuval deliyor. (Henüz müptedi olduğu halde ancak mütehassısların başarabileceği işlere karışıyor).
Sıçra nalın parlasın! (Elinden geleni geri koyma. Kuvvet ve kudretini göster; istediğini yap). (Hareket yolile söylenmektedir).
Sırısı mı soyuluyor? (Güzelliğine ve yaldızına halel gelmez ya!). (Bir şeyi başkasının muvakkaten kullanmasına müsaade etmekte teallül gösteren kimseye karşı söylenir. Biraz da itabı şamildir: Versen ne olur sanki?)
Sırtıma gidiyor. (Bana dokunuyor; gücüme gidiyor).
(Devamı gelecek)
Yazan: Gaziantep Mebusu Ömer Asım AKSOY