TABİRLER – KLİŞE CÜMLELER – MEŞHUR SÖZLER

El etmek. (Birisine el ile işaret etmek, birisini el işaretiyle çağırmak.)

Eli bir taş altında kalacak. (Elinden bir kaza çıkacak.)

Eli çakır. (Eli uzun, çalıp çırpan; oturup konuştuğu yerden bir şey aşırmak itiyadında bulunan.)

Elim ağzıma yetmeyor. (Kazancım boğazıma kâfi gelmeyor; darlıktan kurtulamıyorum.)

Elim iyiliğine. (Mesela yaralanmış olan bir kimsenin neresinden yara aldığını anlatan şahıs, eliyle vücudunun aynı yerini gösterirken “elim iyiliğine” der. Bu suretle vücudunun o kısmı için aynı tehlikeden masun kalma temennisinde bulunmuş olur.)

Elimi yüzüme aldım. (Utanmakla beraber kendimi zorladım; utandığım şeyi yaptım.)

Elin artığı. (Bir kimse güzel bir yiyecekten bahsederken muhatabına hürmet etmek ve kendi : yiyeceğini naçiz göstermek için o yemeği böyle tavsif eder). (Güya mühâtap evvelce onu yimiş de artanını söz söyleyen yiyormuş.)

El ile bozgun düzgün. (Herkes nasıl dursa biz de öyle oluruz: fena ise de, iyi ise de..)

Elinden kabuklu koz yenmez. (O kadar pis, kirli bir adam ki.)

Eline sıcak sahan değmiş. (Birçok kapıya girip çıkmış, hiç birinde dikiş tutturamamış hizmetçi.)

Elini altma saldı. (Rahat durmadı; münasebetsiz işler yaptı.)

El iyisi. (Kendi yakınlarına ve ailesi efradına hayrı dokunmayan, bütün fedakârlıklarını başkaları için yapan kimse).

Elinin ergi yanı ona! (Çalıp çırptığını yahut artırabildiğini, tedarik edebildiğini ona yetiştirir.) (Ergi: iğri.)

El körgesi. (Tavsiye tezkeresi, götüren şahsın işini iltizam eden mektup.) (Tezkireyi isteyen mevki küçük kimsenin bu tezkireye verdiği addır: el gölgesi.)

Eme yaramadı. ( 1. İşe yaramadı. 2. Adamlığa geçmedi.)

Emiş yakış olduk. (Can ciğer ahbap olduk.)

Eşşek kaçtı, kürtün düştü. (Muazzam bir hadise oldu. Tamiri güç büyük bir kabahat işlenmiş oldu.) (İstihzalı bir ifade.)

Eşşekten baltayı çekti. (Aç gözlülük ve oburlukla yemeye başladı.)

Eren peren oldular. (Çil yavrusu gibi dağıldılar.)

Et diye kaptım, balcan börkü çıktı. (Kıymetli, ehemmiyetli zannederek alâkalandım. Neticede değersiz, bayağı olduğu meydana çıktı. [Balcan börkü; patlıcanın yeşil saplı takyesi.]

Etti, eyledi. (Ara buldu, çöp çattı. İkisini nişanladı.)

Ettikleyim (.... in dediği gibi). (Misal: Amucam ettikleyin bu çocuğu bir sanat mektebine versen daha doğru olur.)

Et yendi, kabak atıldı. (Hareketli merasimli bir iş nihayete erdi.)(Düğün gibi)

Ev başına, hayat uşağına kaldı. (Muhitinde kendisini rahatsız edecek veya kendisine rakip ve ortak olacak kimse kalmadı.) (Her şey kendisine kaldı.)

Eye kaçar deli. (Akılsız ama, menfaatinin ne tarafta olduğunu bilir. Para tutar ve toplar.)

Gafilin kadaya uğradı. (Hiç bir şeyden haberi yokken ansızın bir belâye ımaruz kaldı.) (Gafilen kaza)

Geçmesin nasipten. (Elbet bir fırsat düşer, ona yapmayacağım yok, Allah kerim.)

Gel ases beni tut! (Kimsenin sana bir şey dediği yok. Kendin üstüne iz arıyorsun.)

Gel git akıllı. (Bir fikir üzerine karar kılmayan, şimdi verdiği bir kararı az sonra beğenmeyip yeni bir karar veren.)

(Devam edecek)

Yazan: Gaziantep Mebusu Ömer Asım AKSOY