Sayın İhsan Gürsan Ticaret Bakanı Ankara

Gaziantep Fıstık Tarım Satış Kooperatifinin mali kifayetsizliği ve Ziraat Bankası mevzuatının müsaadesizliği yüzünden; Gaziantep, Nizip ve havalisindeki fıstık müstahsillerinin düştükleri perişan durumu, 3.1.1962 günü makamınızda sizi ziyaret ederek anlatmıştım.

Tek mahsule bakan ve dört seneden beri ancak bu yıl normal rekolte idrak eden bu bölge halkının daha fazla beklemeye takatleri olmadığından, bu meselenin Bakanlığınızca acele ele alınması ricasıyla keyfiyeti size yazılı olarak arz ediyorum. Malum-ı âlileri olduğu üzere; yurdumuzda Antep fıstığı, esas itibarıyla Gaziantep, Nizip ve ona civar olan mıntıkalarda yetişmektedir. Her ne kadar Türkiye haricinde İran ile Sicilya’da da bu fıstık yetişmekte ise de miktar itibarıyla bugün için ihracatımız üzerinde müessir olacak derecede değildir.

Ayıntap fıstığından senede vasati olarak 5.000-6.000 tonu Amerika’ya ihraç olunur ve yurda takriben 5 milyon dolar civarında bir döviz temin edilir. Bu fıstıklar kavlatılmış ve ağızları çatlatılmış bir hâlde 76 veya 100 kiloluk standart çuvallarda ihraç olunur. Ayıntap fıstığı belli başlı iki büyük ve altı vasat derecede Amerikan firması tarafından ithal edilerek orada kurulmuş bulunan tesislerde tuzlanarak piyasaya arz olunur. Bunun haricinde Suriye ve Lübnan vasıtasıyla takriben senede 1.000 ton civarında Ayıntap fıstığının Amerika’ya sevk edildiği malumdur. Şu hâle göre Ayıntap fıstığının senelik ihraç miktarı 6.000 ila 7.000 ton civarındadır.

1961 yılı fıstık mahsulü bu bölgelerde normal olmuştur. Buna mukabil yurdumuzda yedi seneden beri süren şiddetli kuraklık tesirini bu mıntıkada da göstermiştir. Son senelerde ticaret sahasında hüküm süren durgunluk sebebiyle ayrıca bir para kıtlığı ve sermaye darlığı da mevcuttur. Bu sebeplerden dolayı tüccarlar ve ihracatçılar fıstık satın almaya hevesli görünmemektedirler. Bütün bunlara ilaveten Gaziantep Fıstık Tarım Satış Kooperatifi'nin piyasada bir istikrar unsuru rolünü oynayamaması durumu çok ağırlaştırmaktadır.

Fıstık piyasasını yakından takip eden Amerikan firmalarının Gaziantep’te bulunan müesseseleri ise mubayaaya girişmeyerek fiyatların asgari hadde düşmesini beklemektedirler. Vaziyetin ciddiyetini anlatmak için; geçen sene beher kilosu 11 liraya kadar borsada muamele gören fıstığın bugün beher kilosunun 4 lira civarında olduğunu söylemek kâfidir. İşin asıl fecaati; gıda tedariki için malını satmaya mecbur olan fıstık müstahsilleri, kilosu 4 liraya dahi ciddi alıcı bulamama dır.

1961 yılı fıstık piyasası açıldığı zaman, Gaziantep Fıstık Tarım Satış Kooperatifi 30 Eylül 1961 tarihinde mubayaaya başlamış ve fıstığın beher kilosu için barem fiyatı olarak 525 kuruş tespit edilmiştir. Ancak şimdiye kadar müstahsile mal bedelinin yüzde yüzünü ödeyen kooperatif, bu kere yüzde 20 marj tatbikine başlamıştır. Müstahsilin şikayeti üzerine Birlik İdare Heyeti 13.10.1961 tarihinde bir karar vererek fıstık bedelinin yüzde yüzünü ödemeye başlamıştır. Bu arada Ziraat Bankası tarafından marj miktarı yüzde 10’a indirilmiş; kooperatif de 8.11.1961 tarihine kadar takriben 300.000 küsur lira nakit sermayesiyle bu yüzde 10’ları karşılamış ve bu suretle fıstık satın almaya devam etmiştir. Ancak bu tarihten sonra kredinin kullanılması için icap eden yüzde 10 meblağa kooperatif sahip olmadığından, bankanın beher kilo fıstığa ödediği miktarı, yani barem fiyatı nakıs yüzde 10 (525-50=475 kuruş)u müstahsile vermiştir. Fakat yukarıda izah olunduğu gibi henüz tüccarlar, ihracatçılar piyasaya girmediğinden; mubayaayı tek alıcı olarak kooperatif yapmakta ve aldığı fıstıkları günlük piyasa üzerinden Ziraat Bankası'na terhin etmeye mecbur tutulmuştur. Kooperatifin bu şeklinde işletilen satın alma mekanizmasından dolayı fıstığın piyasa fiyatı derhal ödeme seviyesine düşmekte; yani 525 baremi üzerinden bugün satılan fıstık için yüzde 10 eksiği ile müstahsile ödenen 475 kuruş, ertesi günü piyasa fiyatına esas olmakta ve daha ertesi günü ise 475-50=425 kuruşa otomatikman düşmekte ve bu suretle fasit bir dairenin içerisine girmiş olmaktadır.

Kooperatif; kendisine Ziraat Bankası tarafından tahsis edilen 25 milyon lira kredinin, yukarıda izah edilen sebeplerden dolayı bugüne kadar ancak 3 milyonunu sarf edebilmiştir. Bir taraftan 22 milyon lira kredi emrine amade bulunan kooperatifin böylece acz hâline düşmesi, diğer taraftan fıstık müstahsilinin ıstırap içinde kıvranması, dünyanın başka bir yerinde kolayca eşine tesadüf edilemeyecek garip ve acıklı bir manzaradır.

3.1.1962 günü Ziraat Bankası Umum Müdürünü bizzat ziyaret ederek vaziyeti bütün çıplaklığı ile kendisine anlattım ve verilmiş olup da henüz kullanılmayan 22 milyon liranın fıstık piyasasına intikal ettirilmesi için bir formül rica ettim. Umum Müdür; Ziraat Bankası'nın şimdiye kadar kooperatifler yüzünden 300 milyon lira zarara uğradığını ifade etmiş, kendisinin bu hususta daha fazla bir şey yapamayacağını söylemiş ve fıstık müstahsilinin alivre satışlarla kendilerini koruyabileceklerini ilave etmiştir. Ziraat Bankası'nın Ayıntap fıstığı, fıstık piyasası ve fıstık birliğinin bünye ve fonksiyonu hakkında kamil bir malumata sahip bulunmadığı aşikârdır. Çünkü Ayıntap Fıstığı Tarım Satış Kooperatifi bugüne kadar bir kuruş dahi zarar etmemiş; bilakis hiçbir marj kesilmediği hâlde 800.000 liranın üstünde bir kâr sağlamış ve Ziraat Bankasına da faiz olarak milyonlarca lira kazandırmıştır. Bundan başka Ayıntap fıstığının asla alivre muamele görmediği bir vakıadır. Amerikan firmaları her sene ihtiyaçları bulunan fıstıkları akreditiflerini açmak suretiyle ithal ederler. Gaziantep Ziraat Bankası Müdürlüğünün, Gaziantep fıstık piyasası ve problemi hakkında Umum Müdürlüğü kafi derecede malumatlar kılmadığı anlaşılmaktadır.

Netice:

Ziraat Bankası tarafından Gaziantep Fıstık Tarım Satış Kooperatifine tahsis edilen 25 milyon lira kredinin, yukarıda izah edilen sebeplerden dolayı kullanılmayan kısmının piyasaya akmasını temin için Yüksek Ticaret Bakanlığının kooperatife 2 milyon lira açık kredi vermesi bir emr-i zaruridir.

Nazlı bir bitki olan Ayıntap fıstığı, dikildikten ancak 25-30 yıl sonra mahsul vermeye başlamakta ve diğer meyveler gibi de normal rekolte vermemektedir. Nitekim son 20 sene zarfında 1949’da takriben 15.000 ton, 1958’de takriben 10.000 ton, bu yıl ise yine takriben 15.000 ton civarında bir rekolte idrak edilmiş; 1942 ila 1962’nin diğer senelerinde ancak 3.000-4.000 ton civarında mahsul alınmıştır. Tek mahsule bakan ve hayatlarını çok güç şartlar altında idame ettiren fıstık müstahsilleri, şimdiye kadar bir kilo fıstıklarına mukabil 8 ila 10 kilo buğday satın alabilmişlerdir. Bugün ise bir kilo fıstığa ancak 4 ila 5 kilo buğday alabilmektedirler. Bir kilo leblebinin 3,5 liraya, bir kilo kabak çekirdeğinin 5 liraya satıldığı bir zamanda Ayıntap fıstığının 4 liraya bile satılmamasına seyirci kalmak; Gaziantep ve Nizip havalisindeki tek mahsule bakan fıstık müstahsillerinin ölmesine göz yummak demektir. Bu şartlar altında esasen büyük fıstık müstahsili, malını 525 kuruş barem fiyatına satmaya çok heves etmeyecek, gıda maddesi alacak kadar mal satacaktır. Çünkü müstahsil, ancak 4 ila 5 sene sonra bir daha normal fıstık rekoltesi idrak edeceğini bilmekte ve gelecek sene fiyatların en az yüzde 30-40 artacağına emin bulunmaktadır.

Tahsis edilen 22 milyon lira işler hâle getirilirse, kooperatifin bu para ile alacağı takriben 5.000 ton fıstık, bu sene Amerika’ya ihraç edilecek miktardan bile az olacak ve fakat fıstık piyasasının tamamıyla düzenlenmesini temin edecektir. Kaldı ki bu sene İran’da normalin üstünde olduğu ve takriben 1.500 ton civarında bulunduğu söylenen fıstıklar ağızları açık olduğundan, 3 ay zarfında ihraç edilerek tuzlanmazlarsa bozulmaya mahkûmdurlar. Buna mukabil ise Ayıntap fıstığı 4 ila 5 sene bozulmadan muhafazası mümkün bir ihraç malıdır. Büyük fıstık müstahsili malını kabuklu (kırmızı) bir hâlde kurutarak saklar. Tüccar veya ihracatçılar tarafından bu şekilde satın alınan fıstıklar kavlatılıp ağızları çıtlatılarak ihraç malı vaziyetinde işlenirler.

Hükûmetimizin müdahale alışları ile hemen bütün ihraç mallarımızı korumakta bulunması ve hatta şeker gibi döviz getiren ihraç emtiasına bedelinin bir misline kadar prim ödemesi birer vakıadır. Hâl böyle iken Gaziantep fıstığı için hazineden kırk paralık prim fedakârlığı yapılmasına lüzum ve zaruret yoktur. Yalnız Gaziantep Tarım Satış Kooperatifi için Ziraat Bankası tarafından tahsis edilen 22 milyon Türk lirasının fıstık piyasasına aktarılması hususunun temini, büyük bir bölgeyi alakadar eden fıstık probleminin halli için kâfidir.

Ticaret Bakanlığı tarafından derhal harekete geçilerek bu mesele halledilmediği takdirde, yalnız fıstık müstahsili elim bir vaziyete düşmüş olmakla kalmayacak; fakat bu fıstıkların Suriye ve Lübnan’a kaçırılmasına meydan verilerek hazineye akacak milyonlarca dolar dövizin de kaybolmasına sebebiyet verilecektir.

Keyfiyeti ehemmiyetle dikkati nazarınıza arz eder, şahsen bölgemizin bu mühim derdine deva bulmak üzere gayret ve himmetinizi esirgememenizi rica ederim.

11.1.1962 Derin saygılarımla Gaziantep Milletvekili Mithat SAM