İstasyon, Gaziantep bölgesi ve civarına adapte olacak asma anaçlarını yetiştirmekte ve bunlar üzerinde ufak çapta da olsa araştırma yapmaktadır. Filokseralı olan yerlerde bağ tesis edecek şahıslar, bu istasyondan anaçları köklü anaç başına 25 kuruş ödeyerek temin etmektedirler. Şimdilik bu bölge için Amerikan asma anacı sıkıntısı mevzubahis değildir. Fakat filokseranın bu bölgede tamamıyla yayılması hâlinde elbette burada da diğer bölgelerde olduğu gibi köklü anaç sıkıntısı olacaktır.
Amerikan asması diken şahıslar, bu anaçlar başparmak kalınlığına geldikleri zaman aşı yapmaktadırlar. Aşıda kullanılan aşı kalemleri ve yerli bağcılık yapılan yerlerde çeliklerin çok titiz olarak seçilmiş olmaları lazımdır. Bu bölge halkı çelik ve aşı kalemleri seçimine pek dikkat etmez. Aşı ve çeliklerin uzun seneler zarfında müşahedeye tabi tutulmuş omcalardan alınmış olmaları lazımdır. Gaziantep Ziraî Araştırma İstasyonu ile Kilis Bağcılık İstasyonu'nun bu mevzu üzerinde çok titizlikle durmaları; halkı tatbikat ve konferans ile aydınlatmış olmaları lazımdır. Dikimde ve aşıda yapılan bu hatanın sonradan telafisine imkân yoktur. Çünkü bu husus irsîdir. Alınan çelik ve aşı kalemi, alınmış olan omcanın bütün vasıflarını aynen geçirir. Yani bu çelik ve aşı kalemi fazla mahsul veren omcadan alınmışsa fazla mahsul verir; az mahsul veren omcadan alınmışsa az mahsul verir. Biz bu hususu, yani Gaziantep ili bağlarında bazı omcaların fazla, bazı omcaların az mahsul vermesinin başlıca sebebini, yukarıda söylediğimiz hususlara dikkat edilmeyişine bağlamaktayız. Bunun için aşı kalemleri ile çeliklerin seleksiyona tabi tutulmuş omcalardan alınmaları lazımdır. Halka yardımcı olması bakımından Gaziantep Ziraî Araştırma İstasyonu ile Kilis Bağcılık İstasyonu'nun bu vazifeyi üzerlerine almaları lazımdır.
Bağlarımızı çok çeşitli olarak kurmamamız lazımdır. Halbuki Gaziantep bölgesi halkı yetiştirdiği üzüm çeşitlerinin fazlalığı ile övünmektedir. Yapılan inceleme ve araştırmalara göre 50'nin üzerinde üzüm çeşidi yetiştirilmektedir. Bunlar kullanım amaçlarına göre sofralık, kurutmalık, şaraplık ve şıralık olmak üzere kısımlara ayrılır. Bu yetiştirilen üzüm çeşitlerinin içinde iktisadî değeri haiz olmayan kaliteli ve kalitesiz birçok üzüm çeşidi bulunmaktadır. Bağcının bağını bir veya birkaç çeşitten kurması lazımdır. Bura halkının büyük kısmının bağcı olması sebebiyle fazla kâr getirecek olan üzüm çeşitleri tavsiye edildiği zaman ilgi gösterecekler ve bu üzüm çeşitlerinin yetiştirilmesine çalışacaklardır. Bugün dahi bazı bağcılar hangi üzümü yetiştireceklerini bilmemekte ve yalnız bağı tesis etmekle her şeyin halledileceğine inanmaktadırlar. Gaziantep Ziraî Araştırma İstasyonu'nun Türkiye’nin ve dünyanın standart sofralık ve şaraplık üzüm çeşitlerinin bu bölge için adaptasyon denemelerini, filokseralı bölgeler için de bu çeşitlerin bu bölgede yetiştirilen anaçlarla affinite denemelerini yapmış olmaları lazımdır.
Mesela; A.Ü. Ziraat Fakültesinin direktifi altında kurulan Ankara Ziraî Araştırma İstasyonu'ndaki adaptasyon ve affinite bağı, gayet güzel netice vermiş bulunmaktadır. Bu bağda Türkiyemizin standart sofralık ve şaraplık üzüm çeşitleri, çeşitli anaçlar üzerine aşılanmış ve bunların sofralık, şaraplık değerleri araştırılmış; neticede Trakya bölgesinin Papazkarası ve Elazığ bölgesinin Öküzgözü gayet iyi netice vermiş, şaraplık değerleri de daha yüksek bulunmuştur. Aynı denemelerin şimdiye kadar bu bölgede de yapılmış olması ve neticelerin pratiğe intikal etmiş bulunması gerekirdi.
BAĞLARDA BAKIM İŞLERİ
a) Terbiye şekli ve budama: Dikim yapıldıktan sonra bağcı, yağmurları müteakip senede 3-4 defa olmak üzere bağını sapanla sürer. Sıra araları ile sıra üzerinin geniş olması dolayısıyla asmalara herhangi bir zarar gelmez. İkinci sürüm birinciye dikey olacak şekilde yapıldığından toprak tam manasıyla işlenmiş olur. Omcalara verilen gövde terbiye şekli, gobleyi andırmaktadır. Budama; tahra denilen büyük sepetler ve Bursa çekmeleri ile yapılmaktadır. Son zamanlarda bağ makası kullanılmaya başlanmıştır. Budama şekli tam manasıyla bir sınıfa sokulamaz. Bazen bir senelik dalların 2-3 göz üzerinden budanmasına mukabil, bazen bir senelik dalların 5-20 göz üzerinden budandığı görülür. Hatta İGEME yardımıyla Gaziantep ilinde yapılan sofralık üzüm denemelerinde üzüm kesilecek bağlar dolaşılırken, birçok yerlerde omcaların budanmadan bırakıldıkları da görülmüştür. Bu durumu göz önüne alan İGEME, Tarım Bakanlığına durumu bildirmiş ve Bakanlık talimatıyla Gaziantep Ziraî Araştırma Enstitüsü, Ankara Ziraat Fakültesi Bağ-Bahçe Kürsüsü tarafından hazırlanan bir budama deneme projesini ele almıştır. Proje tam ve hassas uygulanırsa, ele alınan çeşitlere değişik terbiye şekilleri ile çeşitli budama sistemleri tatbiki neticesinde, bu bölge çeşitlerine en uygun terbiye şekli ile budama sistemi ortaya çıkarılmış olacaktır. Gaziantep bölgesindeki bağcılar bağlarına alçak terbiye şekli verdiğinden, omca üzerindeki bir senelik dalların uzun budanmasından dolayı salkımlar yere değmektedir. Salkımların toprağa değen kısımlarına mücadele yapılırken ilaç nüfuz edememekte, bu kısımlar bağda birer enfeksiyon kaynağı olmaktadır. Yere yatmış bir senelik mahsullü dallar rüzgârların tesiri ile sallanmakta, dolayısıyla salkımlar zedelenmektedir. Salkımların zedelenen kısımlarından taze sıvısı akmakta ve bu durum salkımların bozulmasına sebep olmaktadır.
b) Gübreleme: Gaziantep ilindeki bağlara dikimden sonra gübre verilmemektedir. Bağcı çubukları dikerken dahi bağına gübre vermediği gibi, dikimden sonra 5 senede bir olmak üzere dönüme en az 5 ton ahır gübresi vermesi icap ederken bu gübreyi de vermemektedir. Diğer bağcılık bölgelerinde olduğu gibi burada bağ denilince; başka kültür bitkileri ile değerlendirilmeyen, toprakta gübre vermeden büyüyen ve bakım istemeyen bitki olarak asma akla gelir. Bundan dolayı dünya üzerinde bağcılık yapılan 25 memleket içinde saha bakımından 4’üncü olmamıza rağmen, verim bakımından maalesef aynı sırada yer almamaktayız. Bu verim düşüklüğünün sebeplerinden biri de şüphesiz ki bağlarımızın gübrelenmemesidir.
c) Sulama: Gaziantep bağ bölgesinde umumiyetle suyun kıt olması sebebiyle bağların sulanma imkânı olmamaktadır.
d) Hastalık ve zararlılar ile savaş: Gaziantep ilinde mantarî hastalıkların en önemlisi küllemedir. Külleme hastalığına bölgenin hemen hemen her tarafında rastlanmaktadır. Omcanın yeşil kısımlarında yani çiçek, salkım ve yeşil sürgünlerinde çok zarar yapmaktadır. Bilhassa sofralık üzümler küllemeye tutulduğunda yola dayanmamakta, çabuk çürümektedir. Son senelerde Gaziantep bölgesinin iç ve dış pazarlar için bir ihracat merkezi olmaya başlaması sebebiyle bu bölgede külleme ile iyi bir mücadele yapılması lazımdır. Ancak o zaman üzümünü yüksek bir fiyatla satabilir. Külleme hastalığına karşı atılan en müessir ilaç kükürttür. Kükürdün körükle atılması lazımdır. Antep’in birçok yerlerinde külleme ile mücadele yapılmadığı gibi yapılan yerlerde de bazen istenilen netice alınamamaktadır. Çünkü buralarda köylü kükürdü ya elle veyahut bir bezin içine koyarak silkelemek suretiyle omcaya atar. Böylece hem kükürt fazla harcanır hem de istenilen bir ilaçlama yapılmamış olur. Üstelik omcanın birçok kısımlarına kükürt sirayet etmez. Omcalar çiçeklenmeden önce ve taneler koruk olduktan sonra omcanın her tarafı gayet iyi bir şekilde kükürtlenmelidir. Bu hastalığın çok yaygın olduğu yıllarda bir vejetasyon devresinde 2-3 defa tekrarlanması lazımdır. Külleme hastalığı bilhassa Antep'in Burç ve Mazmahor köylerinde fazla görülür.
İkinci olarak mildiyo hastalığı kendini gösterir. Fakat bu, küllemeye nazaran bağlarda daha azdır. Bu hastalık vejetasyon devrelerinde yağmurlardan sonra güneşin çıkmasıyla kendini şiddetle gösterir. Bu hastalık lokal bir şekilde yağışlı; doğu ve kuzeydoğu bölgelerindeki Ispatına ve Yukarı Mahsara köylerinde görülür. Mücadele yapılmamakta ve omcalar kendi hâline bırakılmaktadır. Böylece bu hastalığa tutulan üzümler satış değerini tamamıyla kaybederler. Bunun için yağmurlardan sonra ve çiğ yapan yerlerde havalar sıcak giderse, hastalık bariz olarak kendini hemen yapraklarda, genç sürgünlerde, çiçek ve salkımlarda beyaz pamuk gibi küfler meydana getirerek salkımların olgunlaşmalarına mani olur. Bunun için mevsimin gidişine göre omcalara pülverizatör ile bordo bulamacı veya hazır ilaçlardan atılması lazımdır. Antep ili bağcıları bu iki hastalık ile mücadele yaptıkları takdirde, hiç şüphesiz üzümlerin alıcı tarafından gayet yüksek bir fiyat ödenerek alınacağından emin olabilirler.
Antep ilinde bağlara zarar yapan haşereler filoksera, salkım güvesi, ağustos böcekleri, bağ bambulu, bağ maymuncukları ve bağ çadır tırtıllarıdır. Zararlıların içinde en tehlikelisi hiç şüphesiz ki filokseradır. Filoksera bu bölgeye 1949 yılında Hatay ilinden gelen çubuklarla girmiş ve o tarihten itibaren de bu bölgede yayılmaya başlamış; Antep ili ve civarını tehdit eder bir duruma gelmiştir. Tarım Bakanlığı güney bölgesine bu haşerenin tamamıyla yayılacağını düşünerek Kilis’te bir bağcılık istasyonu kurmuştur. Bu müessese filoksera girmiş olan yerlere dikilmek üzere köklü Amerikan asma fidanı dağıtmaktadır. Bu bölgede herhangi bir koruyucu tedbir alınmadığından dolayı filoksera çok hızlı olarak yayılmaktadır. Nitekim Gaziantep’e 14 kilometre mesafede bulunan Mazmahor köyüne filoksera girmiş bulunmaktadır. Eski bir bağcılık merkezi olan Gaziantep’e bu haşerenin yayılması, bu bölgenin yeni bağcılığa geçmesini mecbur kılacak ve bu devrede büyük zararlara uğrayacaktır.