ÖNSÖZ

İlk defa yazılan her eserde olduğu gibi; Gaziantep Belediyesi hakkında yazılan bu eserde de bazı eksik ve kusurlar bulunmaktadır. Eseri hazırlarken "Dünyada belediyeler nasıl ve niçin kurulmuştu? Bizde buna neden lüzum görüldü? Gaziantep Belediyesi ne zaman faaliyete geçmişti? İlk belediye başkanı kimdi? Şimdiye kadar kaç tane belediye başkanı vazife görmüştü? Hayatları nasıldı, hangi aileye mensuptular, devirlerinde ne gibi faaliyet gösterilmişti? Belediyede vazifeli azalar kimlerdi?" gibi binlerce soruya cevap bulabilmek için geceli gündüzlü uğraştım ve gördüğünüz bu eser meydana çıktı.

Bu eserin hazırlanması sırasında lüzumlu "salnameleri" okumak için benimle beraber üç ay, günde dört saat kütüphanelerde uğraşan İstanbullu tüccar Hacı Ali Diler’e; aileler hakkındaki bilgilerine müracaat ettiğim merhum Cevdet İzrap Barlas’a; Belediyedeki 67 tane eski yazı karar defterinin okunmasını üzerine alan Hulûsi Başlar’a; elinden gelen her türlü yardımı yaparak eserin hazırlanması için manevi yardımlarda bulunan Belediye Reis Muavini M. Ali Budak’a teşekkür ederim.

KISIM 1: DÜNYADA VE BİZDE BELEDİYENİN TARİHİ

Belediyeler kanunumuzun "Beldenin ve belde sakinlerinin mahallî mahiyette müştereken ve medenî ihtiyaçlarını tanzim ve tesviye ile mükellef hükmî bir şahsiyettir." şeklinde tanımladığı belediye, İlk Çağlarda "Municipium" diye adlandırılırdı.

Municipiumlar Roma’ya bağlı fakat kısmen muhtar teşekküllerdi. Bu teşekküllerde önceleri vatandaşlık hakları tanınmamakla beraber, ticaret hakları vardı. Municipiumun "praefectura"dan ayrılan tek farkı vatandaşlık, yani rey haklarının eksikliği idi. Eski Roma'da vatandaşlık için üç şart lazımdı:

a) "Toga" denilen elbiseleri havi bulunmak; resmî elbise yerine geçen bu üniformaları Romalılardan başkasının giymesi ölümle cezalandırılırdı.

b) Lisan birliği olması.

c) Soy adına takılan şanların bulunması.

"Vekligoles" ve "Municip" diye ikiye ayrılan Roma şehirlerindeki belediye meclisine "Curia" (Küri); belediye azasına "Decurion" (Dekuryon) ve beledî hâkimlerine "Duumvir" (Düomvir) denilirdi. Miladi 90 yılında çıkan bir kanunla municipiumlara ve federe şehirlere vatandaşlık hakkı tanındığından bütün municipiumlar komün hâline geldi ise de Roma'da vilayet belediyeleri bazen vatandaşlık hakkı tanınan bir komünü, bazen de hükûmet eli ile beledî bünye verilen fakat vatandaşlık hakkı tanınmayan bir şehri ifade etmiştir. Miladi 212 yılından itibaren municipiumlar istisnasız olarak bütün komünlerin adı olmuş ve belediye anlamını taşıyan vasfını kaybetmiştir.

İmparator Şarlman, kendisine bağlanan bazı şehirlerde eski serbest şehirleri takliden "Eşven" tabir edilen yeni bir memuriyet kurdu ki bu teşkilat İlk Çağların municipiumlarının, yani belediyelerinin vazifesini görürdü.

Bir şehrin, bir kontluğun, yani belli bir bölge halkının müşterek olarak kendi kendini idare etmesi anlamına gelen "komünler", ilk defa kelimenin tam manası ile Miladi 1697 yılında Venedik’te kuruldu. Komünlerin belediye reislerine "Doj" denilirdi; bunlar aynı zamanda komünlerin de reisi sayılırlardı. 1789 yılında Avrupa’dan tamamen kaldırılan komünler, Hansa Birliği ile Almanya’ya zenginlik sağlamasına rağmen Fransa'da hoşnutsuzluk yaratmış ve ihtilalin sebepleri arasına girmiştir.

Büyük Britanya İmparatorluğu'nda belediye teşkilatının kurulması 1835 ıslahatları ile mümkün olmuştur. Daha önce diğer idari işlerle beraber görülen beledî vazifeler, 1835’te kurulan belediyelere devredilmiştir. İlk olarak tecrübe için İngiltere’nin 178 vilayetinde kurulan teşekkül istenen neticeleri verdiğinden birkaç yıl sonra bütün şehirlerde ve karalarda faaliyete geçirilmiştir.

Belediyeler için bugün kabul edilen belli başlı iki usul vardır:

a) Fransız Usulü

b) Orta Avrupa Usulü

a) Fransız Usulü: Belediye başkanları ve belediye azaları hakkıhuzur almakla beraber aylıkları yoktur, fahri çalışırlar. Belediye aza sayısı mümkün olduğu kadar azaltılmıştır. Mesela birkaç milyonluk bir şehir olan Paris’te aza sayısı 54’tür. Belediye reislerinin zabıta amirliği yaptığı ve belediyelerin okulların bütün ihtiyaçlarını karşıladığı Fransız usulünde azalar, mecliste otururken aldıkları oy sayısına göre önden arkaya doğru otururlar.

b) Orta Avrupa Usulü: Belediye aza sayısının umumiyetle 23 olarak sabit bulunduğu Orta Avrupa usulünün diğer adı Alman sistemidir. Belediye reisine "Bürgermeister", belediye reisi muavinine "Magistrat" denilir. İsviçre'de belediye reisi aynı zamanda bölgede valilik vazifesini de görür. Tamamen Alman usulüne benzeyen İspanyol sisteminde ise belediye başkanlarına "Alkalde" ismi verilir.

İSLAMİYET'TE BELEDİYELER

İslamiyet’te Avrupa’daki belediye teşkilatlarına benzeyen asayiş ve bu teşkilatların vazifeleri içinde bulunan işler, Hazreti Muhammed zamanında kurulan "muhtesipler" tarafından yapılırdı. Muhtesipler daha sonraları, yani Osmanlılar zamanında "İhtisap Ağası" adını aldılar.

OSMANLILARDA BELEDİYE TEŞKİLATI

A) Avrupalı anlamda teşkilat kurulmazdan önceki durum:

a- Kadılar – Mimarbaşılar,

b- İhtisap Nezareti.

B) 1869 yılından, yani Avrupa tarzında belediyeler kurulduktan sonraki durum.

Aa) 1825 yılından önce: Belediye ait işler kadılar ve mimarbaşılar tarafından görülürdü. Kadılar: Belediye işleri için maaş almadan, kadılık geliri ile geçinen zamanın mahkeme başkanları, birkaç yıl için merkezden tayin edilirlerdi. Kadıların o zaman belediye hesabına görmekte oldukları işler ancak bugünkü belediye zabıtası işleriydi; aynı zamanda hâkim olduklarından suçlar hakkında daha çabuk karar verirlerdi. Kadıların, zabıta başamiri olan ihtisap azaları ile beraber çarşıyı gezerek suçluları hemen suç unsurunun yanında, sokak ortasında cezalandırması bugün için sakat bir nazariye ise de bu şeklin derhal tatbikini arzu etmeyecek bir tek belediye ve vatandaşımız bulunmaz.

MİMARBAŞI: Mimarbaşılar, binaların fennî ve ilmî işleriyle bina emini sıfatıyla hükûmetin hizmetinde bulunurlar; saray ile askeri mekteplerin masraf nazırlığını yaparlardı. Eskiden belediyeler, yukarıda sayılan işlerden başka "Darüşşifa" adı altında kurulan hastanelerde hasta tedavi ettirirlerdi. O devirde Avrupa'da deliler tedavi ettirilmez, üzerlerine kül elenmek suretiyle öldürülürlerdi. Kadı ve mimarbaşılar, esnafın kendi aralarında seçtikleri şeyhlerle beraber vazife görür; esnaftan biri kanunlara, örf ve adetlere aykırı hareket ederse dayak veya para cezası verilirdi. "Nakibüleşraflar" sonradan "Çarşı Ağası" adını alarak vazife gördüler ki şimdi dahi eskiye atıf olarak zabıta mensuplarına "çarşı ağası" denmektedir.

İHTİSAP NEZARETİ: 1242 Hicri, yani 1826 yılında meriyete konulan İhtisap Ağaları veya Eminlikleri Kanunu; ölçü ve tartının kontrolünü ihtisap ağalarına verdiği gibi suçluları cezalandırma selahiyeti de tanıdı. İhtisap işlerinden alınan ve iltizam ile ihale edilen ihtisap resmi de alınırdı. Yeniçerilik kaldırıldıktan sonra ihtisap resimleri genişletildi. İhtisap Ağalığı merkezde "İhtisap Nezareti" adını aldı. Zamanla belediye işlerini ihmal ederek tamamen Maliye Bakanlığı hâline gelen İhtisap Nezareti’nin yerine 1855’te "Şehremaneti" kuruldu. Bu emanet de 1869 tarihli "Dersaadet Belediye Nizamnamesi" çıkarılıncaya kadar İhtisap Ağalığı'nın vazifesini gördü ve mezkûr tarihte kaldırıldı.

B) BATILI ANLAMDA BELEDİYE TEŞKİLATININ KURULMASI

Kırım Savaşı sırasında İstanbul’da ve diğer bazı şehirlerimizde gezen müttefik subay ve erler, buralarda kendi memleketlerindeki gibi beledî teşkilat olmadığından zorluk çekmişler ve durumu hükûmete bildirmişlerdir. Şikâyetlerin artması üzerine 1852-1853 yıllarında; ilk tıp mezunlarından Hekimbaşı Selim Efendi, Fransız asıllı Alyon ve Rerelaki, Kamondo, Mudırgıç Cezayirlioğlu, Ohannes Canik ile Karamanos ismindeki azalarla kurulan komisyon üyeleri, dört yıl süren yorucu bir çalışmadan sonra belediye hizmetleri hakkında bir rapor verdi ve 1857 yılına kadar İstanbul'da belediyeyi idare ettiler.

1870 yılına rastlayan Vilayetlerin Umumi İdaresi Nizamnamelerinin 7. faslı olan "Şehir ve Kasaba Devairi Belediye Meclisi" kısmında; kaza ve şehir merkezlerinde bir belediye meclisi, bir başkan, bir muavin ve altı azadan müteşekkil, tabip ile mühendisin tabii aza olacağı belediye teşkilatının bulunacağı belirtilmiştir. Senede hükûmete 100 kuruş vergi veren belediyeye aza olur ve reisi aralarından seçerlerdi. Belediye cemiyeti yılda iki defa toplanır; birinci toplantıda geçen yılın bütçesi tenkit edilir ve ikinci toplantıda gelecek yılın bütçesi tespit edilirdi. 1870’te kabul edilen kanun 1877 yılında yeniden izah edildiği hâlde birçok kazada belediye kurulmamıştır.

26 Şubat 1340, yani 1924 yılında neşredilen 442 sayılı Köy Kanunu ve belediye vergi ve resimlerine dair kanunlarla değişimler başlamış; nihayet bugün belediyelerin bağlı bulunduğu 1580 sayılı Belediye Kanunu 1 Eylül 1930 tarihinde tatbik mevkiine konulmuştur.

BELEDİYELER VE VAZİFELERİ

Belediyeler, şehir ve kasabalarda nüfusu 2.000’den fazla olan yerlerde kurulan teşkilattır. Belediyeler üzerinde hükûmetin "idari vesayeti" vardır. Vazifeler, 1580 sayılı kanunun 15. maddesinde 76 fıkra hâlinde belirtilmiştir. Temizlik, gıda kontrolü, esnaf denetimi, mezbaha hizmetleri, yangın önleme, su temini, imar planı, yol aydınlatma ve narh koymak bu vazifelerin en esaslılarındandır. Belediyeleri; halkın seçtiği belediye meclisleri, belediye başkanları ve encümenler idare eder.

BELEDİYE ENCÜMENİ: Belediye meclisinden seçilen azalar ile belediye başkanı ve birim müdürlerinden oluşur; haftalık olarak toplanarak bütçe ve narh işlerine bakar.

BELEDİYE GELİRLERİ: 1 Temmuz 1948 tarih ve 5237 sayılı kanunda belirtilen gelirler şunlardır:

  1. Devlet vergilerinden alınan paylar.

  2. İşletme gelirleri (elektrik, su, mezbaha vb.).

  3. Harcamalara iştirak payları.

  4. Doğrudan tahsil edilen resim ve harçlar (ilan, reklam, eğlence resmi vb.).

  5. İhtiyari gelirler.

KISIM 2: GAZİANTEP BELEDİYESİNİN KURULUŞU - BELEDİYE BAŞKANLARI; HAYATLARI VE YAPTIKLARI İŞLER

Gaziantep Belediyesinin kuruluşu 1870 Miladî (1286 Hicrî) yılına rastlar. Gaziantep’in ilk belediye başkanı bugüne kadar Nevres Cenani zannediliyordu. Fakat yaptığım uzun araştırmalar sonunda Nevres Bey'in ilk belediye başkanı olmadığı sonucuna vardım. Zira Halep salnamelerinde ismine başkan olarak rastlanmamıştır. Nevres Bey, 1870-1872 yıllarında "Meclis-i İdare-i Kaza"da aza olarak vazife görmüştür; reislik iddiası muhtemelen bu görevinden kaynaklanmaktadır. Kendisi 1890 yılında İstanbul’a gitmiş ve Beşiktaş’ta vefat etmiştir; kabri Üsküdar’dadır.

BİRİNCİ BELEDİYE BAŞKANI: MUSTAFA AĞA

Gaziantep’in ilk belediye başkanı BATTALZADE MUSTAFA AĞA’dır. 1870-1872 ve 1879-1894 yılları arasında toplam 18 yıl görev yaparak en uzun süre başkanlık yapan şahıs unvanını taşımaktadır. Arif Ağa’nın oğlu olan Mustafa Ağa; orta tahsilli, hitabeti güçlü ve asil bir aileye mensuptur. 1932 yılında vefat etmiştir.

Mustafa Ağa devrinin önemli faaliyetleri:

  • 1879: Çiçek hastalığı salgınına karşı Operatör Doktor Bekir Efendi görevlendirilmiş ve salgın önlenmiştir.

  • 1886: Şehir aydınlatması için 150 adet "fanus" (fennus) ve duvar askıları alınarak sokak aydınlatmasına ilk defa başlanmıştır.

  • 1889: İbadethanelerin yakınındaki içki fabrikalarının kapatılması ve gıda hijyeni (kalaysız kaplar ve pis tulumlarla satışın önlenmesi) kararları alınmıştır.

  • 1891: Şehir planı ve vilayet haritası çalışmaları başlatılmıştır.

  • 1893: Belediye Hanı'nda genç ve bekâr tezgahtar çalıştırılması, hanımların mahremiyeti gerekçesiyle yasaklanmıştır.

  • 1894: Gaziantep Guraba Hastanesinin temelleri bütçeden ayrılan paylarla atılmıştır.

BELEDİYE HANI: Gaziantep’in bugünkü ticaret merkezi olan Belediye Hanı, Mustafa Ağa döneminde Vali Cemil Paşa’nın desteğiyle inşa edilmiştir. Bütçe fazlasının merkeze (Halep’e) gitmesini istemeyen Mustafa Ağa, bu parayı derhal inşaat esnafına dağıtarak hanın yapımını hızlandırmıştır. Han, 1884-1889 yılları arasında 735.379 kuruş sarf edilerek tamamlanmıştır.

İKİNCİ BELEDİYE BAŞKANI: HACI OSMAN AĞA

1872 yılında bir yıl başkanlık yapmıştır. Battalzade ailesinden Osman Ağa’nın oğludur. 1900 yılında vefat etmiştir.

ÜÇÜNCÜ BELEDİYE BAŞKANI: HACI HÜSEYİN BEY

1873-1875 yılları arasında görev yapmıştır. Muhsinzade ailesine mensuptur. Bu aileden Abdullah Paşa ve Mora Fatihi Mahmut Paşa gibi sadrazamlar yetişmiştir. 1886 yılında vefat etmiştir.

DÖRDÜNCÜ BELEDİYE BAŞKANI: KÂHYAZADE OSMAN AĞA

1876-1879 yılları arasında görev yapmıştır. Otoriter bir kişiliğe sahip olup Türktepe’deki evinde asayişi bizzat sağladığı rivayet edilir. Aynı zamanda "fukara babası" olarak tanınan hayırsever bir zattır. 1887 yılında vefat etmiştir.

BEŞİNCİ BELEDİYE BAŞKANI: SAYYAFZADE ABDULKADİR BEHÇET

1865 doğumlu olan Abdulkadir Behçet, 1894-1898 yılları arasında reislik yapmıştır. Döneminde Amerikan Hastanesi doktorlarının diplomalarının kontrolü, Ermeni eczacıların denetimi ve Yemen’e giden askerlerin lojistik ihtiyaçları gibi konularla ilgilenilmiştir. 1945 yılında vefat etmiştir.

ALTINCI BELEDİYE BAŞKANI: İZRAPZADE AHMET HAMDİ EFENDİ

1898 yılında reis olmuştur. Barlas ailesine mensuptur. İshak Paşa’nın sadareti sırasında taltif edilmiştir. Vakur ve disiplinli bir devlet adamı olarak tanınır. Oğlu Refik Barlas ve Şefik Barlas da şehir yönetiminde önemli görevler üstlenmişlerdir.

(Devamı diğer sayıda...)

H. Uğurol BARLAS