[1]

Bir gaza yaptın ki sen etlin onunla iştihar!

Hasm-ı bînsafa oldu serleser hâkin mezar!

Sen harap olsan yaşar ismin ilâ yevm-il-karâr!

"Her bakımdan şöhretin var ey güzel Gazi diyâr!"

Haklısın, elmekle Tarihinle dâim iftihar:”

Kanlı gömlekle yatar altında çok erler senin!

Hizmetinden kalmadı azâde duhlerler senin!

Nâmını tâ Arş’e aksellirdi Hayderler şenini

"Toprağından toplanır kıymetli cevherler senin”

"Mutedil her mevsimin şekvası yoldur kimsenin!" .

Şöhretinden kalmamış bir ferd cihanda bi haber:

Yok imiş Bağ-ı İrem’den zerrece farkın meğer:

En sıcak mevsimde de bâd-i safâbahşin eser:

"Hep. sarılmış bahçeler, bağlarla çevren serteser"

Başka ikliminde arzın var mı bilmem böyle yer?

Âlemin vardır sanâ elbette yüksek saygısı:

Geçse yüzyıllar zaval bulmaz o hürmet duygusu!

Her gören şahsın seni kalbinde kalmaz kaygusı!

"Öyle câzib manzaran var rulııı okşar doğrusu!"

"Sanki Kevserdir suyun her yerde yoktur böyle su"

Habgâhidir ağaçlar altı lenperverlerin;

Cilvegâhidir Kavaklık cümle mehpeykerlerin;

Mesteder uşşakı bûyi misklerin, amberlerin;

"Kudretin. Iulfile süslenmiş tenezzüh yerlerin;"

"Gölgeler altında yer, yer serpilir dilberlerin."

Boş yere, söylenmemiştir nâmına Ayn-ül-lehen;

İçse bir bardak Suyundan her sabah bir piresen.

Gençleşir günden güne gıpta edersin, ona sen! .

“Sanki': (Sâdâbâd) ıdır Gazi Diyarın Allebeni"

"Burda seyrân eyliyen herkes güler, her çehre şen."

Bir zamanlar senden elmiş ilin ü irfan intişar!

Caziben kuvvetlidir âlem suna doğru koşar;

Şimdiki vaziyeti tedkik edenler hep şaşar;

"Zannedersin lale devrinden kalan günler yaşar"

“İş-û-nüş erbabının sâgarlerinden mey taşar"

Bağcılık bostancılık sende ziraat sendedir!

Her hususla illere rüçhan rakaabet sendedir!

Aşikâr her türlü hâlinden refâhal sendedir!

“Ahz-ü i'la hayli şayi’dir ticaret sendedir!"

“Türlü sanat sende, gayret sende servet sendedir!"

Zikr-i evsafın için yıllarca yazsam ben şiir;

Vermiş olmam kıymetin hakkında müsbet bir fikir

Oldu dünyaya bütün sıyt-i bülendin münteşir.

“Ey Güney ikliminin pırlantası Gazi Şehir;

“Çok beler günler geçirmiş, hayli çekmişsin kahir!,,

Düşmanın, kurbanı oldu fikr-i na ma’kulunun;

Aksi le'sirîle bilab fi’l-i na makbulunun;

Çok perişandır bugün ahvâli harp mes'ulunun;

“imtihan meydânı oldu bir zaman Türk oğlunun;

“Gördüler imanı sağlam azmi yükselmiş onun

Halk cefâya katlanıp senden biran ayrılmamış;

Neşrolunmuş çok muzur telkinlere aldanmamış;

Kal'ı ümmid eyleyip işten çıkıp sıyrılmamış,

“Yıldırım sağanaklarından kahramanlar yılmamış"

“Azm-ü-iman cephesi yıpranmamış, sarsılmamış"

Uğramış toprakların işgal denen bir âfete;

Millet atmış derakap şimşiri dest-i gayrete;

Çok yiğitler cekhe-i harpte kavuşmuş, rahmete;

“Katlanılmıştır vatan uğrunda her bir zahmete; ”

“Karşı konmuş çok mücehhez, çok çetin bir kuvvete "

Nagihan âfâkını parlattı bir Ruşen sabah...

Gitti zulmet, geldi kalplerde husûle inşirah;

Geçti buhranlar zamanla buldu vaz’iyyet salâh;

“Bomba yok, lop yok, tüfek yok sâde yumruktur silâh"

“Tanrının lütfiyle istihsâl edilmiştir felah,"

Bir zaman topraklarında kurdu düşman mâ’reke,

Sen de olmuştun ö günler hak için bir mehleke;

Görse hûnin sahneyi korkardı meşhur (Molleke),

“Türk'ü yıldırmaz vatan uğrunda hiç bir tehlike"

“Düşmanından yüz çevirmek; en büyük bir lehtik"

Her teşebbüs azm ile, himmet ile desteklenir;

Kimseden yardım umulmaz' saf hudâdan beklenir;

Sâ’ye kâfi gelmiyen günler leyâle eklenil;

“Yüz çevirmekten ölüm bir Türk için ehven gelir;"

“Şüphesiz yüksek fedâkârlıkla bayrak yükselir."

Hiç olur mu müttefik millet, esiri zilletin?

Onların üstünde bir te’sîri yoktur kılletin,

Mutlaka meşhud olur âsârı sâ’y ü- gayretin;

“Yurt için kıymetli kurbanlar veren bir milletin,"

“Badesinden neş’elenmek hakkıdır hürriyyetin."

Serteser târihini doldurdu bir çok menkibe;

Gıptasın çekti cihânın böyle şöhret, depdebe;

Hangi bir şehre verilmiştir bu yüksek mertebe?

“Burda tarihî birer kutsal anıttır her tepe"

“Saygı göstermek gerektir her girenler Antep'e."

Katrası bir inci, göğsünden geçen şu ırmağın ırmağın;

Düşmanın hûnile yükselmiş bütün bahçen, bağın,

Pek büyük işler başarmıştır sihirli parmağın;

“Yüklüdür kıymetli bir mahsûle her bir kaynağın;"

“Ünlü âlimler yetiştirmiş mübarek toprağın!"

Senden üstün hasmile harb eylemek müşkül iken,

Bî mahâba girdin aslanlar gibi o harbe sen!..

Âkıbet düşman ezildi oldu dûçar-i mihan;

“Dasitanın söylenir târihe geçmiş menkiben;"

Çok değil şehnâme yazsam muktedir olsam da ben.

İlme karşı halkınız göstermemiş efsürdegiy;

Bil’akis izhâr edilmiş dâimî bir teşnegiy;

Şûlepâş olmuş bu yüzden sende ilmin kevkebi;

“öyle yıldızlar tulü’ etmiş ki (Âsim) lar gibi"

“Parlamış ufkunda tenvir 'eylemiş her canibi."


Sende çok âlim yetişmiş hem de pek çok pîşever;

Sây’edip göstermemiş onlar kesâletten eser;

Sâha-i irfanda olmuşlar umuma râhber;

“İftihar etmek için (Ayni) yeter, (Âsım) yeter."

“Bunların telifi ziyrâ çok mühim çok muteber.."

Halk bütün rûyun ederdi pâyine hürmetle ferş,

Diz çökerlerdi huzûrunda onun tullâbveş;

Hâzırûne her kelâmime olurdu feyzbahş,

"Çünkü (Aynî) ilm ü-irfân Aleminde bir güneş.."

"Pek bulunmaz muhterem (Aynî)' ye benzer başka eş"

Kâinatta mutlakaa her iş ulûme yaslanır;

Marifetle dolmiyan kalpler, dimağla paslanır;

Ruhu tatmîn eyliyen bir âlime az rastlanır;

"Bir muallimdir ki, (Âsim) herkes ondan ders alır,"

“Var mı bir tâlip ki ondan dûr-u-müstesnâ kalır."

Rıza CENANİ


[1] Aslı: Gaziantep Vakıflar Müdürü iken emekliye çıkan ve hâlen Amasya’da ikamet etmekte olan (Necip Onur)'undur, ki bundan birkaç sayı önceki (Başpınar)’da çıkmıştı.

Tahmis; kudretli şairimiz (Riza Cenâtlı)’nındır.