Bir gaza yaptın ki sen etlin onunla iştihar!
Hasm-ı bînsafa oldu serleser hâkin mezar!
Sen harap olsan yaşar ismin ilâ yevm-il-karâr!
"Her bakımdan şöhretin var ey güzel Gazi diyâr!"
Haklısın, elmekle Tarihinle dâim iftihar:”
Kanlı gömlekle yatar altında çok erler senin!
Hizmetinden kalmadı azâde duhlerler senin!
Nâmını tâ Arş’e aksellirdi Hayderler şenini
"Toprağından toplanır kıymetli cevherler senin”
"Mutedil her mevsimin şekvası yoldur kimsenin!" .
Şöhretinden kalmamış bir ferd cihanda bi haber:
Yok imiş Bağ-ı İrem’den zerrece farkın meğer:
En sıcak mevsimde de bâd-i safâbahşin eser:
"Hep. sarılmış bahçeler, bağlarla çevren serteser"
Başka ikliminde arzın var mı bilmem böyle yer?
Âlemin vardır sanâ elbette yüksek saygısı:
Geçse yüzyıllar zaval bulmaz o hürmet duygusu!
Her gören şahsın seni kalbinde kalmaz kaygusı!
"Öyle câzib manzaran var rulııı okşar doğrusu!"
"Sanki Kevserdir suyun her yerde yoktur böyle su"
Habgâhidir ağaçlar altı lenperverlerin;
Cilvegâhidir Kavaklık cümle mehpeykerlerin;
Mesteder uşşakı bûyi misklerin, amberlerin;
"Kudretin. Iulfile süslenmiş tenezzüh yerlerin;"
"Gölgeler altında yer, yer serpilir dilberlerin."
Boş yere, söylenmemiştir nâmına Ayn-ül-lehen;
İçse bir bardak Suyundan her sabah bir piresen.
Gençleşir günden güne gıpta edersin, ona sen! .
“Sanki': (Sâdâbâd) ıdır Gazi Diyarın Allebeni"
"Burda seyrân eyliyen herkes güler, her çehre şen."
Bir zamanlar senden elmiş ilin ü irfan intişar!
Caziben kuvvetlidir âlem suna doğru koşar;
Şimdiki vaziyeti tedkik edenler hep şaşar;
"Zannedersin lale devrinden kalan günler yaşar"
“İş-û-nüş erbabının sâgarlerinden mey taşar"
Bağcılık bostancılık sende ziraat sendedir!
Her hususla illere rüçhan rakaabet sendedir!
Aşikâr her türlü hâlinden refâhal sendedir!
“Ahz-ü i'la hayli şayi’dir ticaret sendedir!"
“Türlü sanat sende, gayret sende servet sendedir!"
Zikr-i evsafın için yıllarca yazsam ben şiir;
Vermiş olmam kıymetin hakkında müsbet bir fikir
Oldu dünyaya bütün sıyt-i bülendin münteşir.
“Ey Güney ikliminin pırlantası Gazi Şehir;
“Çok beler günler geçirmiş, hayli çekmişsin kahir!,,
Düşmanın, kurbanı oldu fikr-i na ma’kulunun;
Aksi le'sirîle bilab fi’l-i na makbulunun;
Çok perişandır bugün ahvâli harp mes'ulunun;
“imtihan meydânı oldu bir zaman Türk oğlunun;
“Gördüler imanı sağlam azmi yükselmiş onun
Halk cefâya katlanıp senden biran ayrılmamış;
Neşrolunmuş çok muzur telkinlere aldanmamış;
Kal'ı ümmid eyleyip işten çıkıp sıyrılmamış,
“Yıldırım sağanaklarından kahramanlar yılmamış"
“Azm-ü-iman cephesi yıpranmamış, sarsılmamış"
Uğramış toprakların işgal denen bir âfete;
Millet atmış derakap şimşiri dest-i gayrete;
Çok yiğitler cekhe-i harpte kavuşmuş, rahmete;
“Katlanılmıştır vatan uğrunda her bir zahmete; ”
“Karşı konmuş çok mücehhez, çok çetin bir kuvvete "
Nagihan âfâkını parlattı bir Ruşen sabah...
Gitti zulmet, geldi kalplerde husûle inşirah;
Geçti buhranlar zamanla buldu vaz’iyyet salâh;
“Bomba yok, lop yok, tüfek yok sâde yumruktur silâh"
“Tanrının lütfiyle istihsâl edilmiştir felah,"
Bir zaman topraklarında kurdu düşman mâ’reke,
Sen de olmuştun ö günler hak için bir mehleke;
Görse hûnin sahneyi korkardı meşhur (Molleke),
“Türk'ü yıldırmaz vatan uğrunda hiç bir tehlike"
“Düşmanından yüz çevirmek; en büyük bir lehtik"
Her teşebbüs azm ile, himmet ile desteklenir;
Kimseden yardım umulmaz' saf hudâdan beklenir;
Sâ’ye kâfi gelmiyen günler leyâle eklenil;
“Yüz çevirmekten ölüm bir Türk için ehven gelir;"
“Şüphesiz yüksek fedâkârlıkla bayrak yükselir."
Hiç olur mu müttefik millet, esiri zilletin?
Onların üstünde bir te’sîri yoktur kılletin,
Mutlaka meşhud olur âsârı sâ’y ü- gayretin;
“Yurt için kıymetli kurbanlar veren bir milletin,"
“Badesinden neş’elenmek hakkıdır hürriyyetin."
Serteser târihini doldurdu bir çok menkibe;
Gıptasın çekti cihânın böyle şöhret, depdebe;
Hangi bir şehre verilmiştir bu yüksek mertebe?
“Burda tarihî birer kutsal anıttır her tepe"
“Saygı göstermek gerektir her girenler Antep'e."
Katrası bir inci, göğsünden geçen şu ırmağın ırmağın;
Düşmanın hûnile yükselmiş bütün bahçen, bağın,
Pek büyük işler başarmıştır sihirli parmağın;
“Yüklüdür kıymetli bir mahsûle her bir kaynağın;"
“Ünlü âlimler yetiştirmiş mübarek toprağın!"
Senden üstün hasmile harb eylemek müşkül iken,
Bî mahâba girdin aslanlar gibi o harbe sen!..
Âkıbet düşman ezildi oldu dûçar-i mihan;
“Dasitanın söylenir târihe geçmiş menkiben;"
Çok değil şehnâme yazsam muktedir olsam da ben.
İlme karşı halkınız göstermemiş efsürdegiy;
Bil’akis izhâr edilmiş dâimî bir teşnegiy;
Şûlepâş olmuş bu yüzden sende ilmin kevkebi;
“öyle yıldızlar tulü’ etmiş ki (Âsim) lar gibi"
“Parlamış ufkunda tenvir 'eylemiş her canibi."
Sende çok âlim yetişmiş hem de pek çok pîşever;
Sây’edip göstermemiş onlar kesâletten eser;
Sâha-i irfanda olmuşlar umuma râhber;
“İftihar etmek için (Ayni) yeter, (Âsım) yeter."
“Bunların telifi ziyrâ çok mühim çok muteber.."
Halk bütün rûyun ederdi pâyine hürmetle ferş,
Diz çökerlerdi huzûrunda onun tullâbveş;
Hâzırûne her kelâmime olurdu feyzbahş,
"Çünkü (Aynî) ilm ü-irfân Aleminde bir güneş.."
"Pek bulunmaz muhterem (Aynî)' ye benzer başka eş"
Kâinatta mutlakaa her iş ulûme yaslanır;
Marifetle dolmiyan kalpler, dimağla paslanır;
Ruhu tatmîn eyliyen bir âlime az rastlanır;
"Bir muallimdir ki, (Âsim) herkes ondan ders alır,"
“Var mı bir tâlip ki ondan dûr-u-müstesnâ kalır."
Rıza CENANİ
[1] Aslı: Gaziantep Vakıflar Müdürü iken emekliye çıkan ve hâlen Amasya’da ikamet etmekte olan (Necip Onur)'undur, ki bundan birkaç sayı önceki (Başpınar)’da çıkmıştı.
Tahmis; kudretli şairimiz (Riza Cenâtlı)’nındır.